Çocuk Yuvanız - Etkinlikler http://www.cocukyuvaniz.com/daycare <![CDATA[Türkiye'de evlatlık almak zormuş!]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/aile/cId/turkiyede-evlatlik-almak-zormus Sosyal hizmet uzmanı ve Şube Müdürü Nermin F. Özer, yüzlerce çocuğun kaderini değiştirecek kararlara ekibiyle birlikte imza atıyor.
Türkiye'de Hollywood'lu film yıldızları gibi evlattlık almak isteyenler var mı

İstanbul Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Evlat Edinme servisinde 14 yıldır görev yapan sosyal hizmet uzmanı ve Şube Müdürü Nermin F. Özer yüzlerce çocuğun kaderini değiştirecek kararlara ekibiyle birlikte imza atıyor. Türkiye’de çocuk esirgeme kurumlarının tıka basa çocuk dolu olduğu şeklinde yanlış anlaşılmaya dikkat çeken Özer'n,  sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

* Evlat edinmek için yüzlerce kişi neden sırada bekliyor?

1999 depreminden sonra evlat edinmek için müracat edenlerin sayısında bir patlama yaşandı. İnanır mısınız terlikleriyle koşup ağlayarak gelenle, enkaz altından çıkartılan kimsesiz çocukları evlatlık edinmek istedi.Yılda 150-200 müracat olurken, bu rakam depremden sonra 600’e çıktı. Oysa anne ve babasını kaybeden çocukları genelde yakınları alıp evlatlık vermek istemiyordu. O yıllardan başlayan yığılma yeni bitti. Son bir yıl içinde 140 kişi evlat edinmek için müracat etti.
 
* Evlat edinme kolaylaştı mı?

Daha önce biyolojik anneye evlatlık çocuk verilmiyordu. Ancak son yapılan yasal değişiklikle ülkemizde biyolojik çocuğu olan bir anneye de evlatlık alma hakkı tanındı. Yaş sınırı 35’ten 30’a düştü. Evlilik şartı da aranmıyor.Evliler çocuk sahibi olabilir.Örneğin 25 yaşındaysanız ve 5 yıllık evliyseniz talep hakkınız olabilir

* Angelina Jolie-Brad Pitt çifti gibi mi, çocuğu olduğu halde evlatlık almak isteyenler var mı bizde de ?


Evet zaman zaman oluyor. Ancak bir müracat patlaması olmadı. Çocuğu olmayıp evlatlık almak için müracat eden çiftlerin bekleme süresi 1-2 yılı bulabiliyor. Bu süreçte hamile kalan, sırası geldiği zaman ise evlatlık alıyor ya da vazgeçiyor.  


* Bu tablo ileride öz çocuk ile evlatlık arasında ileride sorun oluşturmaz mı?

Anne ve babaya bunların yaşanabileceğini anlatıyoruz. Çocukla da konuşuyoruz. Ve olaya nasıl tepki verdiğini ölçüyoruz. Ailenin tavrının olumlu bulursak evlatlık veriyoruz.


 *Ebeveynler evlatlık aldığını çocuğuna ne  zaman açıklasınlar?


Çocuğa altı yaşından önce, gerekirse bir pedagogdan destek alarak gerçek anne ve babaları olmadığını açıklamaları gerekir.


Açıklamazsa neler yaşanıyor?


Sorun oluyor.Çünkü çocuk 18 yaşına geldikten sonra  kurumumuzdan ya da nüfusa müracat edip gerçek anne ve babasını öğrenebilir. Böyle bir hakkı var. Bu gerçeği sonradan öğrenip acı çeken çocuklarımızın olduğuna tanık oldum.


Bir makalede okumuştum. Genç kadın 30’lı yaşlarda evlatlık alındığını öğrenmiş. Sizin kuruma ve nüfusa müracat etmiş ancak ailesinin  kimlik bilgilerine ulaşamamış?


Birkaç nedeni olabilir. Sokağa terk edilmiş bir çocuk olabilir. Bu nedenle nedenle gerçek anne ve babasını biz de bilmiyor olabiliriz. Ya da gerçek kimlik bilgileri bizde de yoktur ve kayıtları çok eskidir. Daha önce bu kurum Koruma Birliği’ne aitti. Ancak 80’li yıllardan sonra bize devredildi. Bu nedenle 70’li yıllara ait bazı evraklar bizde yok. Ancak 82’den sonraki tüm bilgiler arşivimizde saklı.


Bu ülkelerde bakıma muhtaç çocukların yüzde 75'i koruyucu aileler tarafından bakılıyor.Bizde ise bu çocukların ancak yüzde 4'ü koruyucu aile tarafından bakılıyor. .İstanbul’da kaç koruyucu aile var?


Yalnızca İstanbul’da 70 adet koruyucu aile var. Ancak biz burada rakamlara takılmıyoruz. Kotam  dolsun daha fazla koruyucu ailem olsun demiyoruz. Niteliğe bakıyoruz.


Koruyucu aile olmak isteyenlerde nelere dikkat ediyorsunuz?


Koruyucu aile olmak isteyenleri kırmızı halılarla karşılamıyoruz. Onları öyle bir incelemeye alıyoruz ki bazen bu durumdan şikayetçi oluyorlar. Hiçbir zaman başvuranlara pembe bir tablo çizmiyoruz. Onlara bir insanın sorumluğunu aldıklarını ve bunun çok zor bir şey olduğunu anlatıyoruz. Kendisine ait olmayan bir çocuğa kendisine aitmiş gibi bakacak, birgün ayrılma ihtimali olduğunu kabullenecek ve birçok sorunlar yaşanabileceğini kabul edecek. Sonra her karşılaştıkları sorunda bizleri aramayacaklar.


Başvurudan sonraki süreci anlatır mısınız?


Çiftin yaşantıları irdeleniyor, çocukları varsa onlarla görüşülüyor. Evlerine gidiliyor, nasıl bir ortamda yaşadıklarına bakılıyor. Sonra kaç yaşında çocuk istediklerini, cinsiyet tercihlerini öğrenip buna uygun çocukları belirliyoruz. Aileler görmek istedikleri çocuğu seçiyor. Karar kesinleşirse, kurumun psikoloğu çocuğa durumu açıklar bir mukavele imzalanarak çocuk koruyucu aileye teslim edilir. Bu süreç birkaç aydan az sürmez.


Koruyucu ailelere para yardımı da yapılıyormuş?


Koruyucu ailelerin gönüllü ve ücretli olarak ikiye ayırıyoruz. Hiçbir aileye yaptığım görüşmelerde bu ücretten bahsetmem. Batı'da koruyucu aileye ciddi rakamlar veriliyor ama bu sistem Türkiye'de mümkün değil. Batıdakiler bu durumu bir iş olarak görüyor ve çocuğa öyle bakıyor. Ama bizde aile daha dilekçe aşamasında çocuklara bağlanıyor. İşte bu bağlanma olayı, ayrılma riski korkusu koruyucu ailesinin yaygınlaşmasını engelliyor. Bizde çok çabuk sahiplenme duygusu var. Batı'da aileler biyolojik çocuğuna bile bizim kadar sahip çıkmıyor.


Nilüfer, örnek anne

ÜNLÜ şarkıcı Nilüfer, bekar olduğu halde evlatlık alanlardan biri. Şube Müdürü Özer, Nilüfer için şunları söylüyor: “Örnek bir anne. Kendisi açıkladığı için anlatıyorum. Evlatlık almak için sabırla beklemiş işlemlerini bizzat takip edip buraya defalarca gelmiş, tüm ailelerimiz hangi aşamalardan geçiyorsa aynı işlemlere uymuştur. Kendisiyle birçok kez görüşülmüş, örnek iyi bir anne olmuştur...”
]]>
<![CDATA[Dünyanın En Zor İşi Annelik]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/aile/cId/dunyanin-en-zor-isi-annelik Gazeteci,yazar,anne,Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün eski eşi. Aylin Kotil. Kotil,90 tane çocuğun sorumluluğunu aldığı koca bir eğitim merkezini yönetiyor.
Bu hafta size çok özel bir  kadını tanıtmak istiyorum. Kendisini ilk defa, gazeteci olarak görev yaptığım CHP’nin  bir kurultayında görmüştüm. ‘Ne kadar zarif, güzel, asil  bir kadın’ diye merak etmiştim. Tanışmamız ise yıllar sonra tesadüf bir şekilde, ortak tanıdıklarımız aracılığıyla oldu. Medyanın gözü önünde olmaktan hoşlanmayan,  Aylin Kotil ile röportaj yapmak bana kısmet oldu.
Aylin Kotil, İstanbul İktisat Fakültesi'nden mezun.olduktan sonra  Amerika'ya gitti. ABD Strayer Üniversitesinde; master eğitimini, tamamladı. Halen, ABD'de Capella Üniversitesinde doktorasına devam etmekte. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile yollarını ayıran Aylin Kotil’in bu evlilikten 13 yaşında Ömer adlı bir oğlu var.  
 Pozitif, çok anaç, sevgili dolu, sıcak, ancak karşı tarafa derinden hissettirilen bir mesafe.  Alman bir annenin çocuğu olarak büyümüş olmanın sonucu olsa gerek, disiplinli ve mesafeli. Kendini keşfetmiş, ne istediğini bilen, ülkesini seven, yazar,düşünür ve en önemlisi çok iyi bir anne.
Kotil, 12 yıldır Ataköy Eğitim Merkezi adlı birimin kurucusu ve yöneticisi olarak çalışıyor. ‘Benim İçin Ateş Yakar mısın’ adlı kitabı  var.  Pazar günleri yayımlanan, Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde yazılarına, devam ediyor. En büyük hayali ise, çocukların özgürce oynayacağı çok büyük bir bahçesi olan yuva işletmek.  HABERCOCUK.com'a kapılarını açan anne ve eğitimci Aylin Kotil hakkında yaptığımız söyleşide altı çizilecek mesajlar çıktı...
'Velilerin talebi doğrultusunda kreş olduk'
'Tam 12 yıldır bir çocuk eğitim  merkezi yönetiyorsunuz. Bu nasıl bir duygu anlatır mısınız ?
Kuruluş amacımızı başta farklıydı. Bir etüt merkezi hayal etmiştik. Öğrencilere okul çıkışı eğlendirerek, sıkmadan gün içinde gördükleri dersleri tekrar ettirmek ve ödevlerini yaptırtmayı amaçlıyorduk. Velilerin, ‘Ataköy’de çok ihtiyaç var. Bir yuva olsaydınız çok iyi olurdu’ talepleri üzerine 90 çocuğun eğitim aldığı merkez oldu.
Bize Ataköy Eğitim Merkezi adlı yuvayı  anlatır mısınız ?
Burası 3 yaş ile okul çağı arasındaki çocuklar için özel bir anaokulu. Prensibi, çocukları bütün yönleriyle geliştirmek ve eğitmektir. Sınıfları daha çok 18 kişiliktir. Her sınıfta bir öğretmen ve bir yardımcı öğretmen vardır. Bale, santranç, İngilizce, drama, sanat gibi branş eğitimleri  olmak üzere fiziksel ve sosyal gelişimini sağlayacak eğtiimler veriyoruz.
'Çok anaçım' 
Neden çocuklar ?
Çünkü çocukları çok seviyorum. Sanırım çok fazla anaçım. Çocuk eğitiminde idealist olduğumu düşünüyorum.
'Önceliğimiz velilin değil çocuğun memnuniyeti' 
Çocuk gelişimi konusunda eğitim almadığınız ve başardınız?
Sanırım bakış açısı. Annem alman. Dolayısıyla Alman terbiyesiyle büyümenin anlamını çok iyi bilirim. Okulun kuruluş aşamasında alman öğretmenlerden destek aldık. Alman eğitiim sisteminde bakış açısı bizden farklı. Onlarda çocuğu ön planda tutuyor. Veli memnuniyeti ikinci plana kalır.
'Veliler öksürüp terlemesini daha çok önemsiyor'
Örneğin çocuk tırmanmak istiyorsa engel olunmayacak. Birlikte oyuncakları toplamak, ayakkabı bağını bağlamak gibi işleri öğrenecek. Ancak bizim veliler genellikle bu tür ayrıntıları atlar. ‘Çocuğum yuvada bugün ne öğrendi’ diye sormaz. ‘Bugün öksürdü mü, terledi mi, yemeğini yedi mi’ gibi klasik soruların cevabını merak eder. Çocuğun yaşında yapması gereken,öğrenmesi gerekenleri atlıyor. Çocuk bakıcılarının eğitimi kadar sevgi dolu ve anaç olmasını dikkate alıyoruz.
'Odadan çıkınca ışığı söndürmesi gerektiğini kreşte öğreniyor'
Genel bir tablo çizecek olursak, çocukların okul öncesi kreş eğitim alması neden önemlidir ?
Mümkünse çocuk 3 yaşına kadar annesiyle birlikte büyüyecek.Çocuk büyütmek çok önemli bir iş. Dolayısıyla çocuğun büyüme süresince onu hayatta hazırlayan bu kreşle göndermesi de zorunludur. Kreşe giden çocuklar, yemeklerden önce elini yıkamasını, dişlerini fırçalamasını, kıyafetlerini tek başına giymesini, odadan çıkınca ışıkları söndürmeyi,  arkadaşını şikayet etmemesi gerektiğini, oyuncaklarını paylaşmasını, dans etmesini, bale yapmasını, satranç oynamasını, resim yapmasını, müzikle tanışmayı, şarkı söylemeyi kreşte öğreniyor.
'Zamanımın büyük bir kısımını burada geçiriyorum'
Zamanınızın büyük bir kısmını burada mı geçiriyorsunuz?
Sabah sekizden akşam geç saatlere kadar burada kalıyorum. Müthiş keyif alarak çalışıyorum. Burada herkes benim gibi çalışıyor. Biz büyük bir aile gibiyiz. Burada enerjin iyiyse herşey iyi gidiyor. Çünkü  çok fazla anaçım.
'Sorunları büyümeden çözerim'
90 öğrencinin eğitim gördüğü, çok sayıda çalışanın olduğu kurumda herşey bu kadar toz pembe değildir, sorun yaşamıyor musunuz, veli şikayetleri, çocukların kazayla yaralanması gibi. Bu sorunları nasıl çözüyorsunuz?
Elbette ki minik sorunlarımız olmuştur. Velinin şikayetlerini dinler, ancak öncelikle olayın büyümeden ilgilisi olan kişiyle konuşarak çözerim. Zamanında müdahale ederim. Çocuklarla ilgili çok büyük sorunlarımız olmadı. Şükürler olsun. Bu konuda mümkün olduğunca önceden tedbir alıyoruz. Acil durum olduğunda çocuğun yakınları, doktoru gibi tüm bilgilerini kaydediyoruz.
Yuvadaki ortamın düşmesine, çarpmasına izin vermeyecek teknik tedbirler alıyoruz. Ancak velilelere şunu söylüyorum her zaman. Biz çok  dikkat ediyoruz. Onu korumak önceliğimiz. Ancak çocuğununuz diğer çocukla kavga etmesini her zaman önleyemeyebiliriz.
'sorunlarını konuşarak çözmelerini istiyoruz'
Örneğin, iki çocuk kavga etti. Ve sorun size geldi nasıl çözersiniz ?
Asla yargılamayız. Vuran ile  mağdur olan çocuğu bir araya getiriyoruz. Ve karşılıklı olarak birbirlerine soru sormalarını istiyoruz. Onları konuşturuyoruz. Birbirlerine soru sormalarını istiyoruz. Şiddeti neden tercih ettiğinin cevabını merak ettiğimizi söylüyoruz. Biz müdahale etmiyoruz. Hakem görevi yapıyoruz. Sanırım şiddete başvurmak bizim kültürel mozaiğimize çok uygun bir yöntem.Çocuklara bunun doğru olmadığını anlatıyoruz.
'Koca adamlar mecliste yumruklaşarak çözüm buluyor'
Yalnızca çocuklar  değil yetişkinler de şiddetle sorunlarını çözmeye çalışıyor?
Çocuk oyuncağını almak için dövüyor, ancak koca adamlar bugün meclis salonlarında halkın gözü önünde yumruklaşıyorlar. Biz konuşarak, anlaşarak sorunu çözmek yerine şiddeti tercih ediyoruz. Çünkü bunun üç saç ayağı var. Aile, yuva ve çevre. Bunlardan biri eksik olunca çocuk da sorunlarını şiddetle çözmeye çalışan birey oluyor. Bu nedenle şiddetin çözüm aracı olmadığı ve daha da önemlisi şiddetin uygulanmadığı ortamda büyüyen çocuk şiddet uygulamıyor. Yani örnek olmak gerekiyor.  
90 çocuğun canını emanet alıyorsunuz, bu sorumluluk sizi yormuyor mu ?
Bazen kaderci de olmak gerekiyor. Profosyonel bir ekiple çalışıyoruz. Ve tedbirlerimizi alıyoruz. Bu nedenle çalıştığım ekipteki herkesin, alanlarında eğitimli, donanımlı olması kadar, anaç olmasını çok önemsiyorum. Çünkü bir annenin ne kadar sıkıntısı, derdi olsa da dalıp gitme, çocuğunu görmezden gelme lüksü yoktur. O an yalnızca çocuğu ve kendisi vardır. Bu nedenle çocuğun sorumluluğunu alan eğitmenlerin bu ayrıntıyı atlamamasına önemsiyoruz.
'Anne babaya da ödev veriyoruz'
Kreşe gelen çocuğun psikolojik sorunlarını nasıl çözüyorsunuz?
Çocuk bize evdeki her şeyi anlatıyor. Dolayısıyla çözmek için özel bir çaba harcamıyoruz. Hemen anne ve babayı çağrıyoruz. Bazen onlara ödev veriyoruz. Örneğin çocuğun babasıyla daha fazla vakit geçirmesini istediğini fark ettiğimizde ödev şu oluyor. ‘Bir ay süresince hafta sonları çocuğunuzla tek başına annesi olmadan aktivite yapacaksınız…” gibi.
'Çocuk evde olup bitenleri bize anlatıyor...'
Örneğin bir çocuk evinde özel odasını olmadığı için çok üzülüyordu. Hemen ebeveynini çağırdık. Çalışma odasını iptal ettirip çocuklarına özel bir oda kurmalarını istedik. Çocuğun sağlıklı birey olması için burası tek başına yeterli değil. Evindeki hayatı, ailesiyle ilişkilerinin kalitesi de çok önemli…
'Annelik fabrika yönetmekten bile zor iş'
Anneliği herkes kendince yorumlar. Siz anne olmayı nasıl tanımlıyorsunuz?
Karşılık beklemediğiniz tek sevgi. Zamanı 24 saat olan tek iş. Dünyanın en zor işi. Anne olmak fabrika yönetmekten çok zor iş. Çünkü tek uğraşınız sağlıklı bir birey yetiştirmek. Bu nedenle ben ev hanımlığının çok önemli bir meslek olduğunu düşünürüm.
'Oğlum beni kreşimde büyümedi'
Oğlunuz  bu kreşte mi eğitim gördü?
Hayır.Özellikle istemedim.3 yaşındayken da burası vardır. Ancak benimle olursa bağımsız bir kişiliği olmayacağını düşündüm. Ve farklı kreşe verdim. Verdiğimi kararın doğru olduğunu zaman çok iyi gösteridi zaten.
'Çok sakin ve seven bir çocuk'
Nasıl bir çocuk anlatır mısınız?
Çok sakin. Beni hiç yormadı. İletişim kanalları açık, uyumlu, duygusal ve sevgi dolu. Zamanı iyi kullanması gerektiğini bildiği için  zamanında ders çalışır, yemek yer. Örneğin akşam 22.00’da ne olursa olsun mutlaka uyur.Kitap okumayı seven bir çocuk. Ben annnemi küçük yaşlardan itibaren yatağında bile kitap okuyan biri olarak hatırlıyorum. Sanırım bana iyi bir örnek oldu. Ömer, kitapların değer gördüğü bir evde büyüdü. Bu nedenle kitapları ve okumayı çok seviyor. Bu da beni çok muttlu ediyor  
'Oğlum babasını örnek alıyor'
Çok klasik bir sorudur kabul ediyorum. Oğlunuzun rol modeli kim babası mı siz mi?
Sanırım babasını rol model olarak kabul ediyor. Araları çok iyidir. Sık sık birlikte vakit geçiriler.
'En büyük hayalim büyük bahçesi olan bir kreş'
En büyük hayaliniz nedir ?
Çok hayal kurmam. Genelde gerçeğe uygun şeyler isterim. Sevdiklerimle sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam. Yaptığım işte çok büymek daha fazla para kazanmak gibi bir hayalim yok. Çünkü ben işimi ticaret gibi görmüyorum. İşimle ilgili en çok isteğim ise çocukların daha özgürce oynayacağı daha büyük bahçesi olan bir yuva işletmek.
'Kaybetmekten korkmayan çocuk yetiştirin'
Siz bir eğitimci olarak oğlunuza ve tüm çocuklara neyin öğretilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
“Arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, kazanmaktan mutlu olmayı, kaybetmeyi öğrenmesini öğret. Kitaplardan keyif almasını öğret ona.Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver.Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.
'Alın terine saygıyı öğretin, hayatı sorgulamayı öğretin'
Alın terine saygıyı öğret ona.Kendi doğruları üzerinden kimsenin kendisini yargılamaması gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı...
Hayatı sorgulamayı öğret ona... Bilginin en büyük güç olduğunu
öğret.."İstemiyorum", "hayır" demeyi öğret ona, istediğinde ise
"istiyorum" demeyi,
'Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğretin ona'
Sevdiğinde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona.
Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona.
Temiz kokmasını...Sorgusuz sevmeyi..El yazısı ile notlar yazmayı...
Lafı dolandırmamayı...
'Sevdiklerini çantada keklik olmadığını öğretin ona''
Sevdiklerinin hiçbir zaman çanda keklik olmadığını, dosta           
yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını
öğret ona.Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını,
İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda
bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret...
Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse
kimsenin onu sevmeyeceğini öğretin ona”
]]>
<![CDATA[Bursa' da 16 Günlük Bebek Kalp Ameliyatı Oldu]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/bursa-da-16-gunluk-bebek-kalp-ameliyati-oldu
Alınan bilgiye göre, ailesi tarafından sarılık şüphesiyle özel bir hastaneye getirilen 16 günlük Ferdi Niyazi adlı bebeğin kalbinde üfürüm tespit edildi. Bunun üzerine Aile Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Doç.Dr.Mustafa Kösecik'e muayene olan bebeğin, kalbini ve şah damarını besleyen damarlarında ciddi darlık olduğu belirlendi.

Uygulanan tetkikler sonucunda, kalp yetersizliği bulguları da ortaya çıkan Ferdi bebek, yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu.

Operasyon hakkında bilgi veren Dr. Kösecik, ''Kasık damarından girilen katater balon yardımıyla şah damarındaki darlık açıldı. Ameliyat çok iyi geçti. Ferdi bebeğimizin yeniden sağlığına kavuşması hepimizi çok mutlu etti.'' dedi.

Bebeklerinin eski sağlığına dönmesi ve taburcu edilmesi kararının verilmesi üzerine çok mutlu oldukları gözlerden kaçmayan Tokuş ailesi, hastane yönetimi ve çalışanlarına teşekkür ederek evlerine gitmek üzere yola çıktı.
]]>
<![CDATA[Anne Sütü Besin Allerjisini Önlemede Etkili]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/anne-sutu-besin-allerjisini-onlemede-etkili
Besin alerjilerinin ilaçla engellenemeyeceğini kaydeden uzmanlar, "Alerjik tepkiler karın ağrısı, ishal ya da kusmaya neden olabilir. Alerjenler bağırsaklardan kan dolaşımına geçtiğinde bütün vücudu dolaşma olanağı bulur.

Bu yolculuğun akciğerlere kadar uzaması solunum güçlüğüne ve hatta ataklara yatkınlığı olanlarda astıma yol açabilir. Alerjenler etkilerini deride de göstererek, kurdeşen ya da dabaz gibi alerjik tepkiler doğurabilir. Bütün bunların olması için birkaç dakika ile bir saat arasında değişen bir sürenin geçmesi yeter" diye konuştu.

En çok tüketilen yiyeceklere karşı çocuklarda ve büyüklerde alerjiye daha sık rastlanabileceğini ifade eden uzmanlar, "Besin alerjileri hayatı tehdit edebilecek durumlara neden olabilir. Besinler, arı sokmaları ve ilaçlar gibi her alerjen anaflaksi tepkisini tetikleyebilir. Besin alerjisi gelişimini önleyebilmede en etkin yöntem bebeklerin ilk 6 ay mutlak anne sütü ile beslenmesi, katı gıdaların mümkün olduğu kadar geç dönemde verilmesidir.

Belirtiler birkaç hafta sürerse, alerji uzmanına başvurarak, gıdalarla yapılan alerji deri testleriyle, neye alerjiniz olduğunu öğrenebilirsiniz" diye konuştu.




]]>
<![CDATA[Çocuklarımıza bu zehiri yedirenler hesap versin]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/cocuklarimiza-bu-zehiri-yedirenler-hesap-versin
Son olarak Rusya, 'sebzeleriniz zehirli' diyerek ihraç ettiğimiz gıdaları iade etti. Bu korkunç olaya en büyük tepkiyi gösteren ise Lösemili Çocuklar Vakfı oldu. Onun dışındaki tüm sesler cılız kaldı.Kimsede tık yok.

Sebze, meyve ile birlikte ne yiyor. Tarım ilacı kalıntılarını. Yıkamakla ya da sirkeli su ile geçer mi bu. Keşke geçse. İçine girmiş, özünü kaplamış olan tarım ilaçları vücudumuza alınınca, mide ve kolon ile temas ediyor mide ve kolon kanserine yol açıyor

İnce barsaktan emilerek kan yoluyla tüm vücuda yayılıyor. Kromozomlarda genetik hasara yol açıyorlar, kemik iliğinde kök hücreleri zedeliyorlar. Başta lösemi ve lenfoma olmak üzere meme, akciğer vb. kanserlere neden oluyor.

İnsanlar bir kere yemekle olur mu kanser, işte bak ben yiyorum bir şey olmuyor. Bu komik sözlere verilecek cevap; kanserojen maddeler vücutta birikerek tetikleyici rol oynarlar. Genetik değişikliklere yol açarlar. Ortaya çıkış zamanı doza ve kişiye bağlıdır.

Bundan en çok kimler zarar görüyor. En çok ne yazık ki küçük çocuklar ve 65 yaşın üzerindeki yaşlılar zarar görürler. Onlardaki toksit etkiler çok daha çabuk ortaya çıkar.

Hatta anne karnındaki bebekler en küçük dozlarda bile etkilenirler. Düşükler, parmak, organ anormallikleri, prematüre doğumlar ve kansere neden olurlar.

Bu tarım ilaçları masum ilaçlar değil midir?

Dozunda kullanılmazsa çok tehlikeli. Tarım ilaçları en ağır kimyasallardır. Doğrudan sulandırmadan bir tatlı kaşığı bile içseniz, hemen öldürücüdür.

Bu ilaçları kullananan köylümüzü kimler uyarıyor. Kocaman hayır. Tarım Bakanlığı bu konuda ne yapıyor. Kocaman hayır.

Köylümüz uzun vadeli yan etkilerini bilmediği için üretimi kurtlanmasın diyerek 1 ölçek yerine 10 ölçek atabilmektedir. Hâlbuki bu zarar çevre yoluyla önce kendisine gelmektedir (ona da kanserojendir).

Lösev basın açıklamasında, köylülerin olanlardan haberdar olmadıklarını ise şu ayrınıtyla anlattı:köylüler tarım ilaçlarının kanser yaptığını, kendisinin yüzünden çocukların lösemi olabileceğini söylediğimizde büyük suçluluk ve pişmanlık duydular””

Hadi onlar bu işin nasıl yapıldığı bilmiyor. Ankara ne yapıyor.Derin bir sessizlik. Lütfen uyanın. Ve harekete geçin.
]]>
<![CDATA[Şişman Ailenin Çocuğu obez oluyor]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/sisman-ailenin-cocugu-obez-oluyor Şişmanların fazla yeme isteğinin ve beslenme biçiminin aile çevresinden edinilen bir alışkanlık olduğu ileri sürülüyor. Fiziki aktivite eksikliği, aşırı televizyon izleme, bilgisayar kullanma gibi çocuğu hareketsizliğe iten alışkanlıklar da çoğu kez aile yaşamı ve yaşanılan ortam ile ilişkili. Şişman aileler tarafından evlat edinilmiş çocuklarda şişmanlığın sık görülmesi ise aile çevresinin etkisini kanıtlayan bir diğer bulgu.

Suadiye Memorial Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Selase Koç Sansar, çocuklarda obezite tedavisi hakkında bilgi verdi ve anne babalara tavsiyelerde bulundu:

Yağ dokusu vücudun yedek enerji deposudur. Yağ dokusunun, vücudun ısı kaybını önlemek, organları fiziki travmalara karşı korumak ve belli oranda vücudu estetik olarak biçimlendirmek gibi görevleri de vardır. Bu dokunun oranı yaşla beraber değişebilmektedir. Yağ dokusu oranının patolojik artmasına şişmanlık yani obezite denir. Şişmanlık ile yüksek tansiyon, diyabet, kalp ve damar hastalıklarının yakın ilişkili olduğu ve bu problemin büyük çoğunluğunun çocukluk çağlarına dayandığı biliniyor.

ERKEN BAŞLAYAN ŞİŞMANLIĞA DİKKAT
Çocukluk ve ergenliğe geçiş döneminde şişmanlığın görülme oranı dünyada hızla artıyor. Toplum sağlığının geleceği açısından çocuk doktorlarının her muayenede kilo artışını dikkatle değerlendirip aileyi bilgilendirmesi büyük önem taşıyor. Vücutta yağ dokusunun hacmi, yağ hücreleri sayısı ve büyüklükleri ile ilişkili. Yağ hücrelerinin sayısı, alınan kalori ile bağımlı olarak anne karnında son dönemde ve doğumu izleyen ilk yılda artış gösterir. Bu durum ergenliğe kadar devam etmekle birlikte hücrelerin artış hızı yaşla azalır. Bu yüzden erken yaşlarda başlayan şişmanlıkta hücre artışı daha fazladır ve daha tehlikelidir.

İLERİ YAŞLARDA HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR
En yaygın kullanılan şişmanlık indeksi vücut kitle indeksidir (Body mass index-BMA) Erişkinlerde şişmanlık sınırı olarak kabul edilen standart değer 30 kg/metrekaredir. Çocuklarda BMI yaşla değişiklik gösterir. Bu nedenle çocukluk çağı ve ergenliğe geçişte şişmanlık tanımı için geçerli yaşa ve cinse özgü BMI değerlerini bilmek gerekir. Çocuklarda ayrıca boya göre tartıda şişmanlık ölçüsünü belirlemede faydalıdır.

İlk yaşta özellikle ilk 6 ayda şişmanlık sıktır. Çocuğun yürümesi ve hareketlerindeki artış nedeni ile bir yaşından sonra şişmanlık sıklığı giderek azalır. 4-5 yaşlarda ve ergenlik döneminde şişmanlık sıklığında tekrar artış gözlenir. Tüketilenden daha fazla enerji alınması şişmanlığın başlıca nedenidir. Bu tip şişmanlık “Ekzojen şişmanlık” olarak adlandırılır ve şişmanlıkların büyük çoğunluğu bu gruba girer. Bazı hormonal ve genetik hastalıklarda da şişmanlık görülmekle beraber bunların oranı çok azdır.

ÇOCUK HER AĞLADIĞINDA YEMEK VERMEYİN
Karışık veya yapay beslenen süt çocuklarında, çocuk her ağladığında biberon ile süt vermek, muhallebi gibi kaloriden zengin besinlere erken başlamak ve bunları fazla miktarda vermek yatkın çocuklarda şişmanlığa yol açan yanlış bir uygulamadır. Günümüzde fast food alarak adlandırılan gıdaların, cips, çikolata ve şekerli gıdaların çok fazla tüketilmesi en büyük riski oluşturmaktadır.

SOLUNUM YOLU HASTALIKLARI SIK GÖRÜLÜYOR
Şişman çocuklarda ergenlik belirtileri de normal çocuklardan daha erken yaşta ortaya çıkar ve büyüme daha erken yaşta tamamlanır. Şişman bebeklerde yürüme gecikir. Ayrıca şişman çocuklarda düztabanlık bacaklarda eğrilik gibi ortopedik bozukluklar sıktır. Şişman süt çocuklarında solunum yolu hastalıkları da daha sık görülmektedir.

DAHA ÇEKİNGEN OLABİLİYOR
Psikolojik bozukluklar, şişmanlığın nedeni olduğu kadar, şişmanlığa eşlik eden önemli sorunlardır. Daha okul öncesi çağda az hareket, oyunlara katılmama, kendini diğer çocuklardan farkı görme, içine kapanıklık ya da agresif davranışlar görülebilir.

DİYET DEĞİL, UYGUN BESLENME DÜZENİ
Kilo vermek ve bunu korumak gerçekten zor bir iştir. Şişman bir çocuğun tedavisinden önemli sorun çocuğun ve ailenin kilo kaybının gereği konusunda motive edilmesidir. Süt çocukluğu döneminde diyet verilmez. Ancak aşırı kilo fazlalığında çocuğa yağsız süt verilmesi ve muhallebi gibi unlu gıdalardan kaçınılması önerilebilir. Daha büyük çocuklarda diyetin tüm aile bireylerince benimsenmesi ve uygulanması ile başarılı olunur. Diyetin temeli düşük enerjidir. Bu da diyete mümkün olduğunca sebze meyve, beyaz et, balık kuruyemiş ve kuru baklagillerin baklagillerin sokulması ile mümkün olabilir. Çocuğun istekleri de dikkate alınarak diyet, olabildiği kadar çeşitli besinlerden oluşmalıdır.

İŞTAH KESİCİ İLAÇLAR VERMEYİN
Genellikle 1000 kalorilik bir diyet pek çok çocuk için uygun olmaktadır. Haftada 400-500 gramlık kilo kaybı amaçlanır. Diyetin yanı sıra çocuğun aktivitesini artıracak sportif faaliyetler de desteklenmelidir. Haftada en az üç gün birer saatlik yüzme, tenis, koşu, basketbol gibi sporlar yapılmalıdır. Kısa mesafelerde yürümek, asansör yerine merdiven çıkmak kalori harcamasına destek olmaktadır. İştah kesici ve yağ emilimini azaltıcı ilaçların çocuk diyetlerinde yeri yoktur.

FİZİKSEL AKTİVİTEYE YÖNLENDİRİN
Şişmanlık çocuk, aile, çocuk doktoru, bazen psikolog ve öğretmenlerin de içinde olduğu zaman tedavisi daha başarılı ve kalıcı olan günümüzün en yaygın çocukluk çağı problemidir. Özellikle şişman anne-baba çocuklarında şişmanlık riskinin yüksek olduğu bilinmeli, çocuğun ağırlığı sürekli izlenmeli, diyet kalori içeriği yönünden düzenlenmeli, çocuk düzenli yemeye ve fizik aktiviteye özendirilmelidir.

]]>
<![CDATA[Bücürük'e Ortak çıktı]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/bucuruke-ortak-cikti
Bücürük Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Ünal, yeniden yapılanmayı hedeflediklerini belirterek, “Türkiye’de lider çocuk markası olma yolunda önemli bir adım atarken, dünyada da pek çok ülkede tanınır hale gelmeyi planlıyoruz” dedi. Kerten geçtiğimiz haftalarda da İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Tanıl Küçük’ün sahibi olduğu Elit Çikolata ile de ortaklık anlaşması imzalamıştı.]]>
<![CDATA[Son Eğlencemiz: Mighty Beanz]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/son-eglencemiz-mighty-beanz
100'den fazla Mighty Beanz'i biriktirin, koleksiyonu tamamlayın!

Dene beni özellikli 6'lı Paket ile eğlence kutuyu açmadan başlıyor!

6 çılgın Beanz bir arada!  Süper oyunlar öğreten kitapçık hediyeli.

Mighty Beanz Oyuncaklar 4 Yaş ve üzeri çocuklar için uygundur.]]>
<![CDATA[Hoş Geldin 2011]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/ozel-haber/cId/hos-geldin-2011 <![CDATA[Yeni Neslin Dişleri Çürük]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/yeni-neslin-disleri-curuk
WHO’nun tüm dünyada problemli dişler için verdiği 2015 yılı hedefini, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin şimdiden yakaladığını belirten Dinçer, şöyle konuştu:
“Türk Diş Hekimleri Birliği verilerine göre, Türkiye’de 12 yaş grubunda nüfusun yüzde 84’ünün dişlerinde 5 ya da 6 çürük bulunuyor. Çocuklar ilk süt dişlerini çıkardıklarında, ağız sağlığı bakımına başlanmalı. Araştırmalara baktığımız zaman 2-7 yaş arasındaki çocukların sadece yüzde 18.8’inin diş hekimine gitmiş olduğunu görmekteyiz. Yine 2-7 yaş grubu çocuklar arasında dişlerini günde 1 kez fırçalayanların oranı yüzde 19.9 iken, hiç fırçalamayanların oranı yüzde 40 civarındadır. Diş sağlığını tam anlamıyla yaygınlaştırmada, okul ortamında çocuklarımızı bilinçlendirmek büyük önem taşıyor. Koruyucu bakım, yani çocuklara florid uygulamalar yapılması, yüksek risk grubunda olan çocuklara ise ek olarak yüzey örtücü uygulanması, çocukları diş çürüğünden korumaktadır. İsviçre ve İskandinav ülkelerinde okullarda bir diş hekimi bulunmaktadır. Ayrıca, aileler çocuklarına koruyucu uygulama yaptırmak zorundadır.”

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN DİŞ MACUNU KULLANIMI
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri arasında sağlık harcamalarına en az bütçeyi Türkiye’nin ayırdığını, bunun yanı sıra AB ülkeleri arasında da ağız ve diş sağlığı bakımından iyi bir durumda olunmadığını anlatan Dinçer, Türkiye’de yıllık diş macunu kullanım oranının kişi başına halen 75 gram düzeyinde gerçekleştiğini, İskandinav ülkelerinde ise bu rakamın 400 grama ulaştığını bildirdi.

Dernek olarak Kırıkkale Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, sağlık işleri müdürlükleri ve il milli eğitim müdürlüklerinin destekleriyle bir proje hazırladıklarını belirten Dinçer, proje kapsamında 2006-2007 döneminde 5 bin 380 çocuğa koruyucu anlamda florid jel uygulaması yaptıklarını kaydetti.

Bu yıl da toplam 10 bin çocuğu aynı uygulamasından geçirmeyi planladıklarını ifade eden Dinçer, 3 yıl sürecek proje sonucunda çocuklardaki diş çürüklerinde yüzde 70’lere varan iyileşme beklediklerini sözlerine ekledi.]]>
<![CDATA[Şimdi Çocuklar Daha Da Güvende]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/simdi-cocuklar-daha-da-guvende
Bu gibi yaralanmaları önüne geçmek için aileler  çocuk güvenliği konusunda bir çok yola başvurmaktadırlar.Çocuk güvenliğindeki çözümlerde bir tanesi de polyester ip ve halatlardan yapılan güvenlik ağlarıdir.

Bu ağlar evlerin yanısıra anaokulu ve ilköğretm okullarında da kullanılmaktadır.İşte bu konuda danışabileceğiniz bir firma var.

ZAGUN
Adres:Şişli İstanbul
Tel:0212 210 25 67
www.guvenlikaglari.com
]]>
<![CDATA[Sabancı Üniversitesi " Mor Sertifika Programı" Başladı.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/sabanci-universitesi--mor-sertifika-programi-basladi
İzmir, Kars, Nevşehir, Trabzon, Şanlıurfa ve Van’dan gelen öğretmenlerin yanı sıra altısı Sabancı Vakfı’nın İstanbul’daki kalıcı eser okullarından olmak üzere, toplam 54 lise öğretmeninin toplumsal cinsiyet konusunda eğitim almasıyla Mor Sertifika programı kapsamında ulaşılan öğretmen sayısı 1553’e yükselecek.

Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını Sabancı Üniversitesi ve Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Berker ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız gerçekleştirdi. Açılış konuşmalarının ardından “Toplumsal Cinsiyet ve Medya” başlıklı eğitim paneline geçildi.

Sabancı Üniversitesi Diller Okulu Öğretim Üyelerinden Dr Meral Güçeri ve Dr. Zeynep İskenderoğlu Önel’in sunduğu panelde medya ürünlerinin toplumsal cinsiyet tanımları açısından analizi, kadının medyadaki temsiliyet oranı medya okur-yazarlığının önemi ve eğitimde medya okur-yazarlığı uygulamaları aktarıldı.]]>
<![CDATA[Çocuklu Hafta Sonu Kahvaltı Mekanları]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/cocuklu-hafta-sonu-kahvalti-mekanlari
İşte Kahvaltı mekanları:

Arka Bahçe/Rumeli Hisarı

Gizemli ve mistik bir atmosfer Ağaçlar arasında keyifle yayılabileceğiniz, hamaklarda baharın tadını çıkarabileceğiniz samimi bir mekân Arka Bahçe. Ev yapımı reçel ve marmelâtlar, börekler, ekmekler, zeytin, peynir, jambon çeşitleri, zeytinyağlılar gibi en az 25 çeşit yiyecekten oluşan açık büfe brunch'ı ile Arka Bahçe, sizi muhteşem bir güne davet ediyor. Bu lezzetlerden faydalanmak için pazar günleri 10.00-15.00 saatleri arasında orada bulunmalısınız. Eğer bu güzel sofradan kalkamayıp, daha uzun kalmayı dadüşünürseniz, mistik atmosferi ve çalan etnik müzikler de ilginizi çekecektir.
Tel: (0212) 265 38 48

Çınaraltı Çay Bahçesi/Çengelköy

Rahat, huzurlu ve keyifli Deniz kenarında yer alan Çengelköy Çınaraltı Çay Bahçesi, sakin bir ortamın ve Boğaz manzarasının keyfini çıkarmak isteyenler için ideal bir seçim olacak. Mekânda uygun fiyatlı tost, yumurta çeşitleri, menemen gibi yiyecekleri tadabildiğiniz gibi, dışarıdan da yiyecek getirebiliyorsunuz. Eğer yiyeceğinizi dışarıdan getirecekseniz, ünlü Çengelköy Börekçisi'nden pide, börek veya poğaça almanızı da tavsiye ediyoruz. Böylece hem huzurlu çay bahçesi ambiyansı içinde kahvaltınızın keyfini çıkaracak hem de tüm haftanın yorgunluğunu üzerinizden atabileceksiniz. Tel: (0216) 422 10 36

Kahvaltı Mekanları Anadolu - Beyaz Fırın/Bağdat Caddesi

Hem çeşitli hem keyifli Merkez şubesi Kadıköy çarşısında olan Beyaz Fırın'ın Çiftehavuzlar, Erenköy ve Suadiye'de de şubeleri var. Ve hepsinde de açık havada keyifle yemek yeme imkânına sahipsiniz. Beyaz Fırınların gene) özelliği çok bol çeşit içinden ne isterseniz onu seçebilmeniz ve seçtiğinizi ödemeniz. Üstelik her an fırından yeni ve taze şeyler çıkıyor. Özellikle peynirli, dereotlu, domatesli, sucuklu, tavuklu ve kaşarlı simit; jambonlu kaşarlı pide; patatesli ve çikolatalı sarma, soğuk sandviç çeşitleri, kaşarlı kruvasanlar, tuzlu muffinler favorileri oluşturuyor. Kısacası Beyaz Fırın keyfinize keyif katacak bir yer. Tel: (0216) 302 24 28-360 90 90-464 20 00

Boğazda Kahvaltı Mekanları - Aşşk Cafe/Kuruçeşme


Âşkın ve lezzetin tadı "Muhteşem Boğaz manzarası eşliğinde bir kahvaltının tadına doyum olmaz" diyenlerden misiniz? Aşşk Cafe tam size göre. Zengin çeşidi değil, sağlıklı bir mönüyü tercih eden kafede tüm yiyecekler zeytinyağı ile yapılıyor. Özellikle Rus ekmeği içinde kaşar peyniri ve domates ile pişirilen Aşşk Tost'u ve çömlekte yumurtayı mutlaka deneyin.
Tel: (0212) 265 47 34

Cafeteria Hüseyin Bey/Anadolu Hisarı


Doğa ve lezzet Göksu Deresi kıyısındaki bu derme çatma mekânın avlusuna adım attığınızda başka bir dünya ile karşılaşıyorsunuz. Yemyeşil bir bahçe, ufak bir gölet… İşte size keyifli bir pazar geçirmeniz için harika bir fırsat. Cafeteria Hüseyin Bey. Dere kenarındaki iskeleye kurulmuş masalar güneşin nimetlerinden faydalanmak isteyenlere, iç kısımda sarmaşıkların altındaki masalar ise gölge sevenlere hitap ediyor. Mekan genel olarak salaş ve huzurlu bir atmosfere sahip. Cafeteria Hüseyin Bey'de kahvaltı tabağı ve tostun yanı sıra balık çeşitleri de bulabilirsiniz. Tel: (0216) 462 13 98

Açık Büfe Kahvaltı Mekanları - Happy Moon's Cafe/Fenerbahçe

Zengin açık büfe Happy Moon's Cafe, zengin açık büfesi ile hafta sonu kahvaltılarını şölene dönüştürüyor. İki katı ve bahçesiyle pazar günleri 10.00 ile 14.00 saatleri arasında, peynirden börek çeşitlerine, zeytinyağlılardan salatalara, meyve çaylarından taze meyve sularına kadar pek çok çeşide sahip.  "Pazar sabahlarının keyfi, kahvaltıyı uzatmadan çıkmaz" diyorsanız, Happy Moon's size istediğiniz kadar uzatabileceğiniz bir brunch sunuyor. Tel: (0216) 550 05 00

İstanbul Brunch Mekanları - Limonlu Bahçe/Beyoğlu

Akşam sefaları ve brunch Limonlu Bahçe'de şehir yanı başınızda ama gürültüsü çok uzaklarda. Hamakta uzanmanın, puf puf minderlerde sohbetin ve limonatanın dayanılmaz keyfi sizi adeta çağırıyor. Zamanın ve gündelik hayatın yok olduğu bir atmosfere sahip olan bahçe, pazarları açık büfe brunch'lara ev sahipliği yapıyor. Saat 10.30'dan 15.30'a kadar yaklaşık 25 çeşit lezzete tanık olabileceğiniz brunch için önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Tel: (0212) 252 10 94

Bebek Cafe/Bebek

Çiçekler içinde kahvaltı Arkanızda Bebek Parkı, Önünüzde enfes Boğaz manzarası… Rengârenk minderler, begonyalar, hafif müzik ile rahat, sakin ve huzurlu ortamı İle Bebek Cafe, popülaritesini yıllardır hiç kaybetmedi ve bu yüzden de listemizde yerini alıyor. Domatesli, mantarlı peynirli, patatesli, jambonlu omleti, simit, poğaça ve peynir tabağı ile Bebek Cafe, ev sıcaklığını yaşatıyor. Bebek Parkı içinde, iskelenin hemen yanında bulunan mekânda yapacağınız kahvaltının ardından bir boğaz yürüyüşü de size iyi gelecek.
Tel: (0212) 257 66 51

Orman/Maslak

Yeşil sizi çağırıyor Şehrin merkezinde, ulaşılması kolay, çoluk çocuk hem eğleneceğiniz, hem dinleneceğiniz, hem de afiyetle doyabileceğiniz bir yer arıyorsanız Orman tam aradığınız yer. Mekânda dört dörtlük bir köy kahvaltısı mevcut. Otlu omlet, ev yapımı reçel, bal-kaymak, taze portakal suyu bu mönünün içindekilerden birkaçı. Minderler, banklar ve yemyeşil bir zemin içinde en çok çocuklarınız eğlenecek. Üstelik günün geri kalanını orada geçirmeniz için de bir sebebiniz var: barbeküdeki eşsiz lezzetler…
Tel: (0212) 299 11 81

Leyla Cafe/Cihangir

Kahvaltı keyfi Geniş bir mönüye sahip olan Leyla'da birkaç çeşit kahvaltı seçeneği var. Bunlardan birini seçiyor ve kahvaltı konseptinizî belirlemiş oluyorsunuz. Bizim favorimiz "İstanbul". Bu seçenek, fırından yeni çıkmış simit, sıcak poğaçalar, zeytinli ekmekler ve harika reçellerden oluşuyor. Kahvaltınızı yaparken dizilerin ünlü yakışıklıları ile yan yana masalarda oturma olasılığınız da oldukça yüksek. Çünkü Leyla leziz mönüsü kadar sanat ve sosyete dünyasından gelen müdavimleriyle de oldukça ünlü. Sabahları kahvaltı yapabilecek nezih ve konforlu bir mekân arıyorsanız, Leyla tam size göre.Tel: (0212) 244 53 50

Büfe Kahvaltı Mekanları - Sarı Köşk/Emirgan

Hem göze hem mideye Size zamanı unutturabilecek mekânlardan biri de Emirgan Korusu'nda bulunan Sarı Köşk. Özenle restore edilmiş olan Sarı Köşk, harikabahçesi ve havuzu ile hafta içi A'La Carte mönü, hafta sonu zengin kahvaltı ve açık büfe seçeneği sunuyor. Görsel şölenin ve lezzetin bir arada yaşandığı huzur dolu bu mekânda haftanın tüm yorgunluğunu atacaksınız. Tel: (0212) 229 50 38

Sade Kahve/Rumeli Hisarı

Her saat bir başka keyif Boğaz manzarasının keyfine doyum olmayan en güzel köşelerinden olan Rumeli Hisarı'nda, Türk kahvesinin hala usulüne uygun olarak külde pişirildiği, sunuluş biçimi ve çeşidiyle tam bir ev kahvaltısının servis edildiği bir mekân Sade Kahve… İnanmayacaksınız ama çayı pişirirken kömür ateşi kullanıyorlar. Çayının bu kadar lezzetli olmasının tek ve en önemli nedeni bu olsa gerek. Boğaz manzarası eşliğinde rahat bir ortamda keyifli vakit geçirebileceğiniz mekânda, masaların altında ayaklarınız soğuktan üşümesin diye büyük kazanların içine yanan kömürler koyuyorlar, böylece soğuk havalarda bile dışarıda otururken soğuğu fazla hissetmiyorsunuz. Bizce çok orijinal ve değişik bir fikir. Tel: (0212) 358 23 24

Anadolu Yakası Kahvaltı Mekanları - Yazın tadı Moda Terasta çıkar


Muhteşem manzarası, leziz yemekleri, davet organizasyonları ve meşhur pazar brunchları ile Moda Teras'ta yazın keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz.
Bir mekân düşünün, eşsiz deniz manzarası ile sizi büyülesin, zengin mutfağıyla adeta bir lezzet şöleni yaşatsın, fiyatları makul ve ulaşımı kolay olsun. Böyle bir mekânın sadece hayallerinizde yaşadığını düşünüyorsanız, size yanıtımız Moda Teras olacak.

Kalamış Koyu'na tepeden bakan Adalar manzaralı Moda Teras, misafirperver, sıcak, samimi ve romantik atmosferiyle rüya gibi bir gün geçirmenizi .sağlıyor. Başlangıçlardan pizzalara, ana yemeklerden tatlılara kadar zengin mönüsüyle de damağınıza hitap ediyor. İstanbul'da manzaralı, ağaçlıklı, ferah yazlık restoranlar giderek kaybolurken, Moda'nın en güzel noktasındaki Moda Teras özellikle önümüzdeki boğucu günlerde rahat soluk alınabilecek bir vaha niteliğinde. İki bölümden oluşan mekânın yenilenen dekorasyon, kadife perdeleri, uzun kanepeleri, büyük desenli duvar kâğıtları, taşlı aplikleri ile Moda'nın 1900'lerdekimeşhur köşklerine gönderme yapıyor.

Mekânın bahçesinde ise Moda iskelesine tepeden bakan masalar size denizin üzerindeymişsiniz izlenimi veriyor. 500 kişilik oturma kapasitesine sahip mekânda organizasyonlar da düzenleniyor. İstenildiğinde iki ayrı veya tek büyük birsalona dönüşebilme özelliğiyle arttk aynı anda farklı organizasyonlara cevap verebilen Moda Teras'ta, restoran bölümü, canlı performansların gerçekleşeceği sahnesi ve dj kabini ile bar bölümü; düğünler için özel gelin odası gibi yenilikler de var. Mekân haftanın her günü açık. Hafta içi 10.30-01.00 saatleri arasında, hafta sonları ise 10.30-02.00 saatleri arasında gidilebilir. Özellikle yaz aylarında minderlerin üzerine yayılmak, mehtap eşliğinde içkinizi yudumlamak ve müziğin ritmine kendinizi kaptırmak İstiyorsanız, Moda Teras'ı unutmayın.
Adres; Mektep Sokak No: 7-9 Moda/Kadıköy Tel: (0216) 338 70 40-449 18 86]]>
<![CDATA[İstanbul'da Piknik Yapılacak Alanlar]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/istanbulda-piknik-yapilacak-alanlar
Ayvat Bendi: Ayvat Deresi üzerinde kurulu olan mesire yeri, tabiat ve fotoğraf meraklıları için zengin bir mekan olma özelliğine sahip.

Azizpaşa: Maslak-Gültepe-Levent-Kağıthane-Eyüp gibi yerleşimlere yakınlığı, bitki örtüsü ve geniş piknik alanlarıyla tercih edilen bir bölge.

Belgrad Ormanları-Bentler: Osmanlı İmparatorluğu döneminde şehrin su ihtiyacını karşılamak amacıyla birbiri ardına inşa edilen,

Topuzlu Bendi (1750), Valide Bendi (1796) ile II Sultan Mahmut Bendi (1839) burada bulunuyor. Mesire yerinde ormanın derinliklerine kadar uzanan yürüyüş parkurları ve bisiklet yolu yer alıyor.

Belgrad Ormanları-F.Rıfkı Atay Mesire Yeri: Neşet Suyu ve Kömürcübent arasındaki 200 dönümlük alanda misafirlerini ağırlayan mesire yeri, ahşap oturma mekanlarıyla donatıldı.İçindeki mini futbol sahası bulunduran mesire yerinde yürüyüş parkurları da yer alıyor.

Belgrad Ormanları-Neşet Suyu Mesire Yeri: Ulaşım kolaylığı ve Belgrad Ormanları`nın tam ortasındaki konumuyla yılın dört mevsimi tercih edilen mesire yeri, Büyükbent etrafında 8 kilometrelik koşu parkuru, temiz piknik alanları, kafeterya ve otopark imkanı sunuyor.

Binbaşı Mesire Yeri: Zengin bir ağaç ve bitki örtüsüne sahip piknik alanında yürüyüş parkuru ve oturma mekanları dikkat çekiyor.

Büyükada: Mesire yerinde 85 oda 200 yataklı tesisler bulunuyor.

Çatalca-M.Çakmak Mesire Yeri: Çatalca`nın önemli dinlenme ve piknik yerlerinden biri olan mesire yerinde açık yüzme havuzu yaz aylarında hizmet veriyor.

Çilingoz Mesire Yeri: Karadeniz kıyısında bulunan mesire yeri, balık tutma meraklıları için eşsiz bir seçenek oluşturuyor.

Değirmenburnu: Heybeliada`da bulunan mesire yerinde aşıklar yolunda yürüyebilir, koşabilir veya hemen kenarında piknik yapabilirsiniz.

Dilburnu: Adalar`da bulunan mesire yerinde, piknik, plaj, yürüyüşya da yelken gibi aktiviteler gerçekleştirilebilir.

Elmasburnu Mesire Yeri: Karadeniz kıyısında bulunan mesire yeri, zıpkınla balık avcılığı için çok ideal. Mesire yerinin hemen karşısındaki Martı Adası, çok sayıda deniz kuşunu barındırıyor.

Fatih Çeşmesi: 250 dönümlük bir sahada kurulu olan mesire yeri, piknik alanları ile dikkat çekiyor.

Fatih Çocuk Ormanı: Bisiklet, kros ve yürüyüş gibi aktivitelerden sonra havuzda serinlenebilir, akşam yemeği ise canlı müzik eşliğinde yenebilir.

Gazi Mahallesi: Alibeyköy Barajı olarak da bilinen mesire yeri, Gazi Mahallesi, Alibeyköy ve Yeşilpınar gibi yerleşimlere sınır olarak 785 dönüm üzerine kurulu.

Göktürk Göleti: Dinlenme, gezi ve İstanbul`u çevreleyen geniş ormanlardan gelen suyu tutmak için 560 dönümde oluşturulan Göktürk Göleti, çevrenin önemli cazibe merkezlerinden biri. İSKİ`nin denetimindeki baraj gölü, dinlenme ve yürüyüş aktiviteleri için uygun. Göletlerde yüzme ve balık avcılığına ise risk taşıdığı için izin verilmiyor.

Göztepe: Oturma masaları henüz bulunmamasına rağmen çam ağaçlarıyla çevrili düzlükler piknik için uygun. Hacet Deresi: Tuzla çevresinin önemli piknik alanlarından biri. Düzlük sahada küçük oyun bahçeleri ve oturma grupları var.

İmrahor: İmrahor göletinde bulunan mesire yerinde oluşturulan oturma ve yürüyüş alanları hizmete açık. Gölette suya girilmesi ve balık tutulması yasak.

Mehmet Akif Ersoy Mesire Yeri: Sarıyer ve Levent gibi yerleşimlere yakınlığıyla önemli avantajlara sahip. Restoran ve bakımlı oturma alanlarıyla kalabalık grupların konaklamasına imkan sunuyor.

Mihrabad Mesire Yeri: 200 dönüm üzerine yayılan mesire yeri, oturma alanları, büfe, koşu parkuru, çocuk parkı ve diğer birimleriyle ziyarete açık.

Tayakadın Mesire Yeri: Yeşili, bakımlı üniteleri ve hizmet kalitesiyle Avrupa yakasının önemli buluşma noktası. Piknik keyfinin yanı sıra, kafeteryada hizmete sunulan mönüden yararlanılabilinir.

Taşdelen Mesire Yeri: Çam, meşe, kayın ve köknar ağaçları

İstanbul İl Çevre ve Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluk alanında 35, İstanbul Büyükşehir Belediyesi`nin sorumluluk alanında ise 11 koru var. Hacıosman  ve Beykoz  korularında kontrollü mangal yakılmasına izin veriliyor, diğerlerinde ise sadece getirilen yiyeceklerle piknik yapılabiliyor.]]>
<![CDATA[Yaz Okulları Başlıyooorrrr.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/yaz-okullari-basliyooorrrr

Çocukların bedensel, ruhsal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunan yaz okulları çocuklara keyifli bir yaz tatili geçirmek için büyük bir fırsat yaratıyor. Yaz okullarının kayıt zamanını geçirdiniz ve hâlâ kayıt yaptırmadınız mı? Dert etmeyin! Birçok spor kulübünde ikinci dönem için hâlâ şansınız var. Bizden size bazı öneriler…

Dedeman Şile Life & Style Spor Okulları:
Dedeman Şile, 06 - 14 yaş grubu çocukların tatil dönemlerini eğlenceli ve sağlıklı geçirmelerini sağlamak amacıyla bu yıl ilk kez yaz kampı açtı. “Dedeman Şile Life Style Spor Okulları Yaz Kampı”nın ilk dönemi 23 Haziran’da başladı.

Her biri kendi branşlarında kariyer sahibi olan akademisyen ve antrenörler, yüzme, tenis ve basketbol gibi spor dallarında 06 - 14 yaş grubu çocukları yaz boyunca eğitecekler. Kampın ikinci dönemi 21 Temmuz’da başlayacak.


TEL:( 0216 ) 712 24 24 / 1029
www.dedeman.com

Fenerbahçe Spor Kulübü:
Fenerbahçe spor okulunda yüzme sporu için tam gün ya da yarım gün programlarından birini seçebilirsiniz. Ayrıca Fenerbahçe Spor Kulübü’nde çocuğunuz için futbol, basketbol ve voleybol gibi seçenekler de mevcut…
Tam gün eğitim verilecek yaz okulunda ana branş yüzme. Yüzmenin yanında çocuklar resim, müzik, dans, mini futbol ve mini basketbol gibi aktivitelerde de bulunacaklar. Hafta içi her gün 9.00-16.30 saatleri arasında 5-11 yaş arası sporculara 2 dönem halinde faaliyet verilecek. Her dönem 5 haftadan oluşuyor ve dönem başı ücret 1000 TL.
Yarım günlük programda da temel aktivite yüzme. Çocuklar hafta içi her gün 13.30-16.30 saatleri arasında resim, müzik, mini futbol, mini basketbol eğitimlerinden de faydalanacaklar. Yarım gün programlı yaz okulunun ücreti ise 500 TL.
1. Dönem: 23 Haziran - 25 Temmuz
2. Dönem: 28 Temmuz - 29 Ağustos 

TEL: 0216 345 05 35
www.fenerbahçe.org

 







Galatasaray Spor Kulübü: Galatasaray Spor Kulübü, futbol, basketbol, voleybol, yüzme, yelken okulları ve basketbol eğitimini içeren tam gün programlı yaz okulunu hizmete sunuyor.

Yüzme okuluna 5 -12 yaş arası çocuklar alınıyor. Yüzme okulunda tam gün programı 1000 TL, yarım gün programının ücreti ise 450 TL. Galatasaray Kulübü çocuklara temel eğitimin basketbol olduğu tam gün spor okulunda İngilizce eğitimi, yüzme, futbol, voleybol, satranç ve müzik gibi eğitimler de verecek. Tam gün yaz spor okulunun fiyatı ise 880 TL.
1. Dönem: 16 Haziran - 18 Temmuz
2. Dönem: 21 Temmuz - 22 Ağustos

TEL: 0216 651 99 19
www.galatasaray.org  

 
Beşiktaş Spor Kulübü:
Beşiktaş Spor Kulübü’nde ise eğitim futbol, basketbol ve voleybol ağırlı olarak verilmekte. Çocuklarının bu alanlarda gelişme göstermesini isteyen veliler için futbol okulu 100 TL, basketbol okulu 150 TL ve voleybol okulu ise 125 TL’dir.

Futbol okulları;
Fulya Şan Ökten Kamp Tesisi
TEL: 0212 227 90 03 / 0212 227 00 68


Avrupa yakası basketbol okulu;
Süleyman Seba Spor Salonu 
Yusuf Hayri Karaoğlu
TEL: 0533 777 44 22  /  0212 261 63 19 / 0506 262 1903

Anadolu yakası basketbol okulu;
Kadıköy Okulu - Haydarpaşa Endüstri Meslek Lisesi Spor Salonu
TEL: 0532 387 64 23 / 0216 550 57 49

Voleybol okulu;
Süleyman Seba Spor Salonu
TEL: 0212 261 63 19 / 0506 262 1903
www.bjk.com



Türkiye Spor Yazarları Derneği: Türkiye Spor Yazarları Derneği bu yaz yüzme, basketbol, futbol, güzel sanatlar, drama, oyun, müzik ve dans aktivitelerini içeren yaz spor okullarını küçüklerin hizmetine sunmaya başladı.
Tam gün spor okulunda yüzme, basketbol, futbol, güzel sanatlar, oyun, müzik, dans, satranç ve masa tenisi aktiviteleri mevcut. Yarım gün spor okulunda ise yüzme faaliyet gösteriyor.
10 hafta tam gün yaz spor okulu yemek ve kıyafet dahil: 1700 TL
10 hafta yarım gün: 900 TL
5 hafta tam gün: 1000 TL
5 hafta yarım gün: 500 TL
 
TEL: 0212 325 78 71
www.tsyd.org





Yeşilyurt Spor Kulübü:
Öğrenciler yaz okulunda, yüzme, voleybol, basketbol, tenis, halk oyunları, modern dans, müzik, tiyatro, el sanatları, resim ve futbol eğitimlerine tabi tutulacaklar. Eğitimi 3 dönemde tamamlayacak olan Yeşilyurt Spor Kulübünde ücretler şöyle;

Tam gün: 1. Dönem 700 TL, 2.Dönem 700 TL, 3. Dönem 550 TL
Yarım gün: Yüzme + bir dal: 1. Dönem 450 TL, 2. Dönem 450 TL, 3. Dönem 400 TL
Tek dal: Yüzme: 250 TL, Voleybol: 220 TL, Basketbol: 220 TL Tenis: 220 TL

TEL:0212 663 15 40
www.yesilyurtsporkulubu.com


Göztepe Yüzme Kulübü:
Göztepe Yüzme Kulübünde 4 – 13 yaş arası çocuklara çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günleri 10:30 - 11:30 ve 14:30 - 15:30 saatleri arasında yüzme eğitimi verilmekte ve aylık kurs ücreti 120 TL’dir.

Ruhan KUROĞLU
TEL: 0 532 367 50 22
www.goztepeyuzme.com







İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yaz Spor Okulları:
Büyükşehir Belediyesi Yaz Spor Okulları, okulların tatile girmesiyle kapılarını 7- 16 yaş grubu çocuklara açtı. Yaz Spor Okulları, geniş seçenek yelpazesi, cüzi fiyatları, akademisyen kadrosu ve hijyenik ortamı ile 23 modern tesiste her yıl olduğu gibi tekrar binlerce minik ve genci ağırlayarak, Türkiye’nin gelecekteki şampiyonlarının ilk adımı atmalarını sağlıyor. Hafta içi her gün 10.00 - 16.00 saatleri arasında gerçekleşen eğitim programlarında birçok aktivite yer alıyor.


İstanbul'un dört bir yanında bulunan; Tuzla Kafkale, Alibeyköy Tevfik Aydeniz, Göztepe Gülbahçesi, Pendik Sahil, Bayrampaşa, Çırpıcı, Dudullu, Esenler Hakkı Başar, Florya, Gaziosmanpaşa Hamza Yerlikaya, Okmeydanı Cemal Kamacı, Beyoğlu Yüzme Havuzu, Tarabya Metin Oktay, Ümraniye Haldun Alagaş, Halkalı, Yeşilpınar Taşocakları, Ümraniye Çakmak Yüzme Havuzu, Beyoğlu (Kasımpaşa), Pendik Çamlık (Kurtköy), Tuzla Sahil, İkitelli ve Zeytinburnu gibi 22 modern spor tesisinin yanı sıra 120 okul spor salonunda yaz spor okulları bu yıl da geniş katılımla start aldı.


Ağırlıklı olarak yüzme, tenis, futbol, basketbol, voleybol, satranç, eğitsel kollar ve masa tenisini kapsayan paket programlarda uzman akademisyenlerin yanısıra, psikologlar da görev yapıyor.



Paket program uygulanan tesisler;


•    Bayrampaşa Spor Kompleksi : (0212) 565 93 29


•    G.O.P.Hamza Yerlikaya Spor Kompleksi : (0212) 594 66 40


•    Okmeydanı Cemal Kamacı Spor Kompleksi : (0212) 238 42 44


•    Zeytinburnu Spor Kompleksi : (0212) 582 98 32


•    Beyoğlu Spor Kompleksi : (0212) 255 36 45


•    Esenler Hakkı Başar Spor Kompleksi : (0212) 611 58 52


•    İkitelli Spor Kompleksi : ( 0212) 487 88 26


•    Ümraniye Haldun Alagaş Spor Kompleksi : (0216) 634 39 18 - 19


•    Tuzla Kafkale Spor Kompleksi : (0216) 446 79 69  – 5 hat


•    Alibeyköy Tevfik Aydeniz Spor Kompleksi : (0212) 627 83 61


•    Pendik Çamlık (Kurtköy) Spor Kompleksi : (0216) 646 27 07


06 –13 yaş grubu ücret:
1 dönem: 350 TL
2 dönem:600 TL

www.ibbsporetkin.com

Dalyan Club:
Dalyan Club çocuklara yönelik yaz okulunda tercihe göre, tam ve yarım gün uzman hocalar eşliğinde tenis öğrenecek, ders dışında kalan zamanlarda da çeşitli aktiviteler(tenis, voleybol, basketbol mini futbol, izcilik, resim, badminton, step-dans, sinema)ile arkadaşlığın ve eğlencenin tadını çıkartıp, keyifli bir soluk alacaklar.



1. Dönem: 16 Haziran - 18 Temmuz
2. Dönem: 21 Temmuz - 29 Ağustos

TEL: (0216) 348 58 41
www.dalyanclub.com

]]>
<![CDATA[Ücretsiz yaz okulları başlıyor..]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/egitim/cId/ucretsiz-yaz-okullari-basliyor
Kadıköy’de yaşayan 8-18 yaş arasındaki çocuklar ve gençler için düzenlenen ücretsiz yaz spor okullarına kayıtlar başladı. Kadıköy Kaymakamlığı, Kadıköy Belediyesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İlçe Gençlik Spor Müdürlüğü, Kadıköy ve Bostancı Halk Eğitim Merkezleri işbirliği ile açılacak olan yaz spor okullarına bu yıl 2000’inin üzerinde öğrencinin kayıt yaptırması bekleniyor.

Ücretsiz olarak düzenlenen yaz spor okullarında basketbol, voleybol, futbol, atletizm, masa tenisi, badminton, judo, okçuluk, boks, güreş, tenis, artistik jimnastik, çim hokeyi ve halter gibi sporun birçok dalında açılan yaz okullarında, gelen talep doğrultusunda farklı branşlar da açılacak. Kadıköy İlçe Gençlik Spor Müdürü Korhan Demirkol, gençlerin ve çocukların gelişimleri için her türlü spor dalında yaz okulu açabileceklerini belirterek, “Yeter ki talep olsun. İstenilen dalda da yaz okulu açabiliriz. Geleceğin sporcularını yetiştirmek için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.


Çocukların zihinsel ve bedensel gelişmelerinin sporla sağlanabileceğine dikkat çeken Korhan Demirkol, “Ailelerimiz çocuklarını mutlaka spora yönlendirmeli. Çünkü spor aynı zamanda çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan da koruyor. Diğer taraftan da milli sporcularımızın yetişmesi için düzenlenen spor okullarının büyük faydası oluyor. Aileler bu konuda bilinçli hareket edip, çocuklarının ilgi duyduğu spor dalını belirleyip, bir yönlendirme yapmalı” diye konuştu.

Yaz spor okullarına kayıt yaptırmak ve ayrıntılı bilgi almak isteyenlerin Gençlik Spor İlçe Müdürlüğü’nün Caferağa Spor Salonu’ndaki merkezine müracaat etmesi gerekiyor.

Yaz spor okullarının yapılacağı yerler de şunlar: Kadıköy Gençlik Merkezi, Caferağa Spor Salonu, Faik Reşit Unat İlköğretim Okulu, Fikirtepe-Dumlupınar Sahası, Dalyan Atletizm parkuru, Burhan Felek Spor Kompleksi, Göztepe Halil Türkkan İlköğretim Okulu, Moda İlköğretim Okulu ve Kadıköy Halil Türkkan İlköğretim Okulu Spor Salonu...


Kaynak : www.anadoluyakasi.com.tr]]>
<![CDATA[Çocuklarımıza Renkli Ufuklar İçin]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/cocuklarimiza-renkli-ufuklar-icin
“Renkli Ufuklar” projesinde ilköğretim çağındaki çocukların hayatın sunduğu farklı ve yeni olanakları görüp değerlendirme becerileri kazanması, kendileri ve ülkelerine ilişkin vizyonlarını geliştirmesi hedefleniyor. Çocuklarımız bu beceri ve vizyonları geliştirilebildiği ölçüde mutlu ve başarılı bireyler olacak; Türkiye’nin geleceğini onlar aydınlatacak.

“Renkli Ufuklar” projesi, mevcut eğitim olanaklarına katkı sağlama hedefiyle sınırlı bir girişim değil. Projedeki temel amaç, yaşam ve düşünme becerilerine katkı sağlarken, çocuklarımızın potansiyelini ortaya çıkarmak ve onların bu potansiyellerini en iyi biçimde değerlendirebilmesine destek olmak.

“Renkli Ufuklar” projesinde, ülkemizin en önemli sivil toplum kuruluşlarından Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ve Toplum Gönüllüleri Vakfı ilk kez bir kurumsal sosyal sorumluluk girişiminde bir araya geliyor. Proje aynı zamanda, Visa ve Türk bankalarının desteğinden aldığı güçle yola çıkıyor.

Renkli Ufuklar projesi üç programı kapsıyor:
- Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı tarafından tasarlanan “Düşünebilen Çocuklar”
- Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı tarafından tasarlanan “Kariyer Yolculuğuma Başlıyorum”
- Toplum Gönüllüleri Vakfı tarafından tasarlanan “Nesilden Nesile”

Hedef, bir yıl içinde toplam 11 bin çocuğun programlara katılımını sağlamak.  “Renkli Ufuklar” projesine, Visa ve üyesi 23 Türk bankası tarafından yılda 1 milyon YTL’nin üzerinde kaynak sağlanacak.

Çocuklarımızın hayatını renklendirmek bizim elimizde; dünyalarını değiştirmek ise kendi ellerinde. Onlara verebileceğimiz en değerli hediye, dünyayı değiştirmek için gerekli araçlar ve desteğimiz.

“Düşünebilen Çocuklar”

“Düşünebilen Çocuklar” programı’nın amacı, çocukların zihinsel becerilerini geliştirerek sorgulayıcı düşünce ile yargılama ve değerlendirme yetilerinin yerleşmesini sağlamaktır.

Ülkemizde yargılama becerilerinin yeterince gelişmemiş olması, öğretim kurumları arasındaki farklılıklar, uluslararası standart testlerde Türkiye’nin gösterdiği başarı oranı, bu programa duyulan ihtiyacın kritik nedenlerini oluşturmaktadır.

Program birçok bilimsel çalışmanın bulgularına dayanarak; Prof. Dr. Sami Gülgöz liderliğindeki bir danışma kurulu tarafından hazırlanmıştır. Hedef kitlesi 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri olan programın en önemli özelliği eğitimde kullanılan araçların tasarım özgünlüğü ve çeşitliliğidir.

“Düşünebilen Çocuklar” programında kullanılan etkinlikler, çocuklara aynı anda birçok zihinsel işlemi kullanma, öğrenme ve geliştirme olanağı tanımaktadır. Hazırlanan etkinliklerin çocuklar için çekici ve eğlenceli olmasına dikkat edilmiştir.

 “Düşünmeyi modellemek” yöntemi ile programı uygulayan gönüllü eğiticiler, abla-ağabey rolleri ile kendi düşünce ve davranışlarını çocuklarla paylaşarak, çocuklara örnek olmaktadırlar. Programdaki bazı çalışmalarda birden fazla yanıt ya da çözüm yolları olup, etkinlik ortamı, çocuklara kendi yanıtlarına nasıl ulaştıklarını birbirleriyle paylaşma fırsatı tanır.

Programın en önemli amaçları:

• Sayma, basit sınıflama, dört işlemin somut nesneler üzerinde uygulamaları, temel bellek becerileri, nesne ve olayları ilişkilendirme, soru sorma ve soru yanıtlama vb. zihinsel becerileri geliştirmek,
• Çocukların yaratıcı yönlerini destekleyecek ve geliştirmek.

33 ilde 66 etkinlik noktasında ve çevrelerindeki ilköğretim okullarında uygulanacak “Düşünebilen Çocuklar” programında bir yıl içinde yaklaşık 5000 çocuğun çalışmalara katılımı hedefleniyor.


“Kariyer Yolculuğuma Başlıyorum”

İş ve meslek seçimi, bireyin yaşamında verdiği en önemli kararlardan biridir. Bireylerin kendileri için en uygun seçimleri yapabilmesi için mesleki karar verme becerilerine sahip olmaları gerekir.

Gençlerin yeteneklerinin, ilgilerinin ve gereksinimlerinin farkında olmaları, mesleklerin gerektirdiği nitelikler ve sağladıkları olanaklar hakkında bilgi edinmeleri bu süreci kolaylaştıracaktır.

6.,7. ve 8. sınıf öğrencileri için Dr. Nevin Dölek tarafından tasarlanan “Kariyer Yolculuğuma Başlıyorum” programı, kendini tanıma, meslekleri tanıma ve karar verme becerilerini geliştirme gibi konu başlıklarını kapsamaktadır.

Program, bu yaş grubu çocuklarının gelişim özellikleri düşünülerek, kendi kişisel özelliklerini, eğitim ve meslek olasılıklarını keşfetme süreçleriyle ilgili bilinç ve merak kazanmalarına yönelik çalışmaları içermektedir.

Programın en önemli amaçları:
- Çocuklarda kariyer bilincinin gelişmesi yönünde doğru altyapıyı kurmak
- Kendilerini (ilgi, değer, beceri, roller vb.) keşfetmelerine, karar verme süreçleriyle bağlantılı olarak katkı sağlamak
- Meslekler dünyasının çeşitliliği ve mesleklerin birbirleriyle bağlantılarını fark etmelerini sağlamak
- Her mesleğin kendi içerisindeki önem ve değer konusunda farkındalık kazandırmak
- Eğitim seçenekleriyle, becerilerin ve kariyer yolculuğunun bağlantısı konusunda görüşlerini artırmak

“Kariyer Yolculuğuma Başlıyorum” programında bir yıl içinde yaklaşık 5000 çocuğun çalışmalara katılımı hedefleniyor.

Detaylı bilgi için:
www.visa.com.tr/renkliufuklar
]]>
<![CDATA[23 Nisan, AVM’lerde Şenliğe Dönüştü]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/ozel-haber/cId/23-nisan-avmlerde-senlige-donustu  

Perakende sektörü hızlı bir büyüme trendine girdi. Özellikle son birkaç yıldır bu büyümeyi en somut şekilde, hız kazanan AVM yatırımlarında görmek mümkün. Yapılan yatırımlarla hayata geçirilen AVM’ler sadece ekonomik değil, sosyal hayatı da önemli ölçüde etkiliyor. Değişen tüketim alışkanlıklarıyla, artık daha bir ‘tüketim günü’ haline gelen ‘özel günler’, AVM’lerde manevi anlamını da buluyor.
     
 
Arkamızda bir 23 Nisan bıraktık. Türkiye’nin dört bir yanında sayıları artan AVM’ler, 23 Nisan’ı okullardan ve stadyumlardan çıkararak, bir şenliğe dönüştürdü.

Artan sayıları sebebiyle, rekabetin de şiddetini artırdığı pazarda farklılaşmak adına, düzenlenen aktiviteler iyi bir enstrüman haline geldi. Perakende sektörünün haber portalı Perakende.org ise, bu aktivitelere dikkat çekmek adına bir dizi yarışma düzenlemeye başladı. Bu yarışmaların ilki 23 Nisan Aktivite Yarışması’ydı. Yarışmaya Türkiye’nin birçok şehrinden AVM katıldı. Oylaması devam eden yarışma 19 Mayıs’ta birincinin açıklanmasıyla sonlanacak. Ayrıntılarının portal üzerinden takip edilebileceği yarışmaya kimler, hangi aktivitelerle katılmış bir göz atalım...
 
Anbera

 
Uşak’da bulunan Anbera AVM, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün desteği ile resmi ve özel tüm ilköğretim okullarını kapsayan “Bir Uşak Düşünüyorum, Küçücük Yüreğimle” isimli bir resim yarışması düzenledi.
 
Anbera olarak Uşakta birçok ilke imza attıklarına dikkat çeken genel koordinatör Hasan Kazak, hem 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanması hem de çocukların yaşadıkları bölgeye ait çevre bilincinin arttırılması amacıyla bu etkinliği düzenlediklerini belirtti. Etkinlikle; çocukların yaratıcılık ve kendilerini ifade edebilme yeteneklerinin ölçülebileceğini vurgulayan Kazak, çocuklarımızı yaratıcı ve özgün çalışmalarından dolayı yüreklendirerek, onları daha ileri seviyelere taşımanın mümkün olduğunu ifade etti. Kazak şöyle devam etti:
 
“Bu tür etkinliklerle, ülkemizin daha ileri ve ferah bir seviyeye ulaşabilmesi için, çevremize çocuklarımızın gözü ile bakarak bizlerin göremediği, gözden kaçırdığı bazı detayları yakalama fırsatı doğacak. Bu tür çalışmaların arttırılması gerekiyor”.

Anbera Alışveriş Merkezlerinin, ödüllü resim yarışmasının yanı sıra, 23 Nisan günü Anbera Alışveriş Merkezi önünde gerçekleştirdiği 23 Nisan Çocuk Şenliği, Uşaklı çocuklara neşeli anlar yaşattı. Çocuklara pamuk gelva ve macun şeker dağıtan AVM, şişme oyun alanları ve animatörlerle keyifli bir güne vesile oldu.
 
Arcadium
 

Ankara Arcadium AVM, 23 Nisan Şenliği’nde “Art of Waste” defilesi, “ Nasıl Bir Dünya Görmek İstiyorsun, Kostümünle Karnaval’da Anlat” isimli kostüm yarışması ve gün boyunca devam eden birbirinden keyifli etkinliklerle çocukları coşturdu.
 
Arcadium, UNESCO’nun girişimleriyle 2008 yılının Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından “Uluslararası Yer Yılı” ilan edilmesi kapsamında, çocuklara hediye edilen bu özel günde, tüm dünya çocukları için tehlike haline dönüşen dünyadaki çevre ve yaşam sorunlarına farklı bir çalışmayla dikkat çekmek amacıyla, atık kostümlerden hazırlanmış bir defile düzenledi.
 
Defilede yer alan kostümlerde, denizlerin ve havanın kirlenmesi, ormanların yok edilmesi, hayvan türlerinin hızla tükenmesi, su ve enerji kaynaklarının bilinçsiz kullanımı, göç ve trafik gibi toplumsal konular işlendi. Plastik, kağıt, kablo, metal, cıvata, egzoz borusu, dikiz aynası ve parça kumaş gibi farklı atık ürünlerden hazırlanan kostümlerin sunumunu 9-11 yaş arası öğrenciler yaptı.
 
Kostümlerle birlikte dünya ile ilgili sorunları anlatan hikayelerle zenginleştirilmiş bir koreografiyle hazırlanan defile izleyicilerden büyük ilgi gördü.

As Merkez
 
Bursa As Merkez öncelikle, altyapı çalışmaları haftalar önce başlatılan ve 23 Nisan’a yakın tarihlerde kentin sosyodinamik yapısına kazandırılan As Çocuk Kulübü’nü kurdu.
 
Çocuklara dostluğu, arkadaşlığı, eğlenceyi ve kahkahayı paylaşmaları için keyifli, üstelik de “hesaplı” bir zemin sunan As Çocuk Kulübü, bugün onların kendilerini ifade etmelerine imkan tanıyan tek platform.
 
Yaklaşık iki hafta içinde 2 bini aşan üye sayısıyla büyük bir aileye dönüşen As Çocuk Kulübü, Bursa’da dev bir organizasyona imza attı. Bursa’nın ilk ‘maskeli çocuk balosu’nu düzenleyerek üyelerini As Merkez’in harikalar dünyasında ağırlayan As Çocuk Kulübü, eğlencenin en yeni markası olduğunu da kanıtladı.
 
Türkiye’de ilk kez uygulanan özel bir çalışmayla AVM’nin iç dekorasyonunda kullanılan bütün bahar süslemeleri, Bursa’da anaokulu ve ilköğretim düzeyinde eğitim gören minik öğrenciler tarafından gerçekleştirildi. “Perakende çocuk düşleri!” isimli sergi, iki ay boyunca ziyaretçilerin izlenimine açık kalacak.
 
Ünlü tiyatro sanatçısı Levent Kırca’nın katıldığı bir seremoniyle ‘St. Petersburg Balmumu Heykeller Sergisi’ni izlenime açılması ise As Merkez’in minik ziyaretçiler için tasarladığı bir başka bayram hediyesiydi.
 
Beylicium
 
Beylikdüzü Beylicium AVM, Tema Vakfı Başkanı Hayrettin Karaca ile tüm çocuklar keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Çocuklar, toprak dedeleri ile keyifli ve unutulmayacak bir bayram geçirdiler. ‘Toprak Dede’yi ilginç sorularıyla şaşırtan çocuklar, toprağımıza sahip çıkacaklarına dair dedelerine söz verdiler. Hayrettin Karaca büyük bir umutla geleceğe baktığını, gelecekte çocuklara emanet ettiği bu topraklara sahip çıkılacağını bildiğini belirtti.

Polonya Halk Dansları Topluluğu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Halk Dansları topluluğundaki çocuklar kendi yöresel oyunlarını sergilediler, Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına da hediye ettiği çocuk bayramının tadını çıkardılar. Çeşitli okullardan öğrenciler, hazırladıkları dans gösterileriyle AVM ziyaretçilerine bir görsel şölen sundu.
 
AVM içerisinde yer alan, Erol Günaydın Tiyatrosu oyuncularının canlı Hacivat ile Karagöz adlı kısa skeçleri ayrı bir keyif kattı. AVM içerisinde bir diğer tiyatro salonu, Akkaş Tiyatro’nun oyuncularının hazırladığı, o güne özel ücretsiz ‘Ağustos Böceği ile Karınca’ adlı oyun ise gün içerisinde 2 seans olarak oynandı.
 
Birçok yarışma ve etkinlik düzenlenen AVM’de; katılımcı okullara, Polonya Halk Dansları topluluğu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Halk Dansları topluluğu yetkililerine ve TEMA Vakfı Başkanı Sayın Hayrettin Karaca’ya günün anısına plaketler verildi.
 
Carrefoursa Maltepe Park
 
Carrefoursa Maltepe Park 22 – 24 Nisan tarihleri arasında, Istanbul’un seçkin okullarının katılımı ve sürpriz gösteriler ile, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını birbirinden ilginç ve renkli gösterilerle kutladı.
 
22 – 24 Nisan tarihlerinde çevre okulların birbirinden yetenekli öğrencilerinin katılımıyla gitar dinletisinden, bale gösterisine, doğal defileden,  sihirbazlık gösterisine uzanan rengarenk cıvıl cıvıl danslar ve Hollanda, Kırgızistan, KKTC, Bosna Hersek, Romanya, Macaristan gibi ülkelerden gelen öğrencilerin kendi yörelerine özgü ulusal dans gösterileri ile yine en renkli ve en eğlenceli çocuk şenlikleri Carrefoursa Maltepe Park’taydı.
 
Özel sahne gösterilerinin yanı sıra her zaman gülen ve neşe saçan sevimli palyaçolar minikleri eğlendirirken, pandomim ustası ve sihirli dünyanın kapılarını aralayan ilüzyonist minik ziyaretçilerimize renkli bir 23 Nisan yaşattı.
 
Cevahir
 
TOÇEV’in (Tüvana Okuma istekli Çocuk Eğitim Vakfı) başlattığı “İstanbul Cevahir’de bir şey değişir her şey değişir” projesi kapsamında alışveriş merkezi içersinde çeşitli noktalara kumbaralar konuldu. Alem FM’in İletişim sponsoru olduğu proje; İstanbul Cevahir Alışveriş Merkezinin gün içinde aldığı insan trafiği göz önüne alınarak şekillendirildi. Proje kapsamında biriken paralarla, TOÇEV bünyesinde okumaya istekli ama maddi durumu iyi olmayan öğrencilere umut olunacak. Alışveriş Merkezi ziyaretçilerinin kumbaralara en az 1 YTL atarak katkıda bulunabilecekleri kampanyada, toplanan her 30 Lira bir öğrencinin karne hediyesine dönüştü.
 
19 Mayıs Gençlik Bayramı akşamı sona erecek kampanyada, karne hediyelerinin dağıtımına 20 Mayıstan itibaren başlanacak. Kampanya ile mümkün olduğu kadar çok çocuğa ulaşılması planlanıyor.
 
Bağış kumbaralarının 5’inin açılışını; Yonca Evcimik, Rasim Öztekin, Altan Erkekli, Metin Uca ve Derya Baykal gerçekleştirdi.
 
Daha sonra Alışveriş Merkezine: Mehmet Ali Erbil, Soner Arıca, Hakan Bilgin, Doğa Rutkay, Yosi Mizrahi, Ece Uslu, Pelin Batu, Süheyl Uygur, Behzat Uygur, Yalvaç Ural ile Bez Bebek Dizi, Kavak Yelleri, Selena, Emret Komutanım ve Elveda Derken’in oyuncuları AVM’de hayranlarıyla bir araya geldi.
 
23 Nisan akşamına kadar süren, ‘Çocuk Karnavalı’nda ücretsiz gösteriler, tiyatro oyunları ve söyleşiler gerçekleşti.
 
Ereylin
 
Atatürk’ün dünya çocuklarına armağanı 23 Nisan Çocuk Bayramı, Karadeniz Ereğli Ereylin AVM’de coşku ve eğlence ile kutlandı. Bölgenin ilk ve tek alışveriş merkezi Ereylin AVM’nin sponsorluğunda ‘Sevgi, barış ve dostluk’ teması ile düzenlenen bu uluslararası organizasyona, İsmet İnönü Okulu öğrencilerinin yanı sıra; Gürcistan ve Ukrayna halk oyunları toplulukları katıldı. 100 kişilik ekibin ağırlandığı AVM’de, halk oyunları gösterileri yapıldı. Çocukların ülkelerine özgü renkli kıyafetleriyle bayraklar eşliğinde kaynaşarak barış şarkıları söylemesi herkese duygulu anlar yaşattı.
 
Gösteri öncesi çocukların eğlence merkezinde ki coşkulu eğlencelerinden sonra verilen sürpriz hediyeler ile bayram havası unutulmaz hale geldi. 23 Nisan kutlama yemeğinde ise Türk mutfağı lezzetleri ikram edildi.
 
Organizasyon sonrası Ereylin Alışveriş Merkezi Müdürü Mehmet Akalın tarafından ekip hocalarına plaketler verildi.
 
İstanbul Outlet Park

 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, bütün coşkusu ve neşesiyle İstanbul Outlet Park’ta yaşandı. Törenlere diğer milletlerden çocuklar da katıldı. İstanbul Outlet Park da bu özel ve önemli gün için çok özenerek ve Okyanus Kolejleri Eğitim ve Yaşam Merkezi’nin işbirliği ile hazırlandı. Kocaman bir “oyun evi”ne dönüşen İstanbul Outlet Park, çocuk sesleriyle şenlendi.
 
Animatörlerin eşliğinde bütün alışveriş merkezini karış karış dolaşıp çeşitli oyunlar oynayan çocuklar, yaşıtlarının onlar için hazırlamış oldukları muhteşem gösterileri izlediler. Dans gösterisi, vurmalı çalgı grubu ve jimnastik grubu gösterileri izleyenlere keyifli anlar yaşattı. Palyaço ile sahnede hem oyunlar oynadılar hem yarışmalara katıldılar hem de doyasıya dans etmenin zevkini yaşadılar. Aralıksız süren muhteşem organizasyonda bir de konser miniklerimize armağanımız oldu. Emre Altınel’in şarkılarına bütün çocuklar hep bir ağızdan eşlik ettiler. Ücretsiz balon ve Türk Bayrağı dağıtımının da olduğu 23 Nisan Şenlikleri’nde bütün çocuklar doyasıya eğlendi.
 

Kulesite

 
 
Konya Kulesite Alışveriş ve Eğlence Merkezi’nin hazırladığı 23 Nisan Çocuk Şenliği, alışveriş merkezi açılır açılmaz palyaço yüz boyama ve balon dağıtımı ile birlikte başladı. Kulesite 23 Nisan Çocuk Şenliği; köpek show, illüzyon show, dev piton yılanları, akrobasi show, lastik adam gösterileri ile devam etti.  Kulesite etkinlik alanını aileleri ile birlikte dolduran minik ziyaretçiler, birbirinden renkli gösteriler ile doyasıya eğlendiler. 
 
Kulesite’de gerçekleşen 23 Nisan Çocuk Şenliği’nin devamında ise; Süleyman Çelebi, Türmak ve Abdullah Aymaz ilköğretim okulları öğrencilerinin hazırladıkları koro, sema, Kafkas dansları, step, keman ve gitar gösterileri vardı. Tamamını ilköğretim öğrencilerinin yaptığı gösteriler, yediden yetmişe yüzlerce Kulesite ziyaretçisi tarafından ilgi ile izlendi. Beğeni toplayan minik öğrencilerin gösterileri, izleyenler tarafından büyük alkış aldı.
 
AVM, Konya’ya gelen 55 ilköğretim öğrencisine de ev sahipliği yaptı.
23 Nisan günü Kulesite’deki birbirinden eğlenceli aktivite ve yarışmalara katılıp eğlenen, bol bol hediye kazanan, binlerce balon ve bayrak dağıtılan çocukların yüzündeki mutluluk görülmeye değerdi.
 
Orion
 

Çorlu Orion AVM, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla şenlik programının yanı sıra bir de sosyal sorumluluk kampanyası düzenledi. “Sinemaya Gitmeyen Çocuk Kalmasın” sloganıyla düzenlenen kampanya ile bugüne kadar hiç sinemaya gitmemiş 7-15 yaş arası bin çocuğun sinemayla tanışması sağlandı.
 
14-18 Nisan 2008 tarihleri arasında düzenlenen etkinlikte Orion AVM, Çorlu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de koordinasyon desteğini alarak, sosyo-ekonomik seviyesi düşük ailelerin çocuklarına ulaştı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü aracılığıyla belirlenen bin öğrenci, 5 gün boyunca Orion Alışveriş Merkezi sinema salonunda misafir edildi. Gelen çocuklara sadece maddi sponsor olmakla kalmayan Orion, film seansları öncesinde çocuklara sinemayı ve sinema kültürünü tanıtıcı kısa söyleşilerde düzenledi.
 
Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin son haftasına denk gelen günlerde süren “Sinemaya Gitmeyen Çocuk Kalmasın” etkinliğinde, misafir edilen çocuklar hem sinema sanatı konusunda bilgi sahibi oldular, hem de keyifli saatler geçirdiler.
 
Özdilek

 
Bursa Özdilek Bursa Alışveriş Merkezi tarafından hazırlanan 23 Nisan Çocuk Şenliğine 8 okul, 19 gösteri grubu ve 500 öğrencisiyle katılarak izleyenlere keyifli, coşkulu ve eğlenceli bir gün yaşattılar. Program, Hürriyet Ticaret ve Sanayi Odası İlköğretim Okulunun hazırlamış olduğu bando grubu ve diğer okul öğrencilerinin Özdilek Alışveriş Merkezi’ndeki gösteri yerine gelmeleriyle başladı. Ardından 1 dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı okundu. Daha sonra Hoca İlyas İlköğretim Okulu, Akıncı Türk İhsan Dikmen İlköğretim Okulu, Hürriyet Ticaret ve Sanayi Odası İlköğretim Okulu, Büyükşehir Belediyesi 100. Yıl Anaokulu, Mithat Paşa İlköğretim Okulu, Ahmet Hamdi Tanpınar İlköğretim Okulu, Emek İlköğretim Okulu, Davut Dörtçelik İlköğretim Okulu öğrencileri hazırlamış oldukları koro, folklor gösterileri, aşuk-maşuk gösterisi, vals ve tango dansları ile izleyicilerin karşısına çıktı. Hoca İlyas İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencilerinden Tayfun Dip’in bağlama resitali izleyicilerden büyük alkış aldı. Ayrıca şenliğe Mithat Paşa İlköğretim okulu öğrencilerinin hazırlamış oldukları resim ve teknoloji tasarım sergisiyle ayrı bir renk kattı.
 
Şenlik boyunca tüm misafirlere binlerce Türk Bayrağı ve balon dağıtılıp, pasta, meyve suyu, dondurma, süt, ayran ve kola ikramları yapıldı.
 
Tekpa Passage
 
Yüzlerce ziyaretçinin akın ettiği Antalya Tekpa Passage AVM’niın 23 Nisan Şöleni’nde etkinlikler, renkli palyaçoların yüz boyama showları ile başladı. Robot adamın muhteşem akrobatik dansı ile devam eden programda, daha sonra sahneye Nasreddin Hoca çıktı. Anlattığı öykülerle çocukları kahkahaya boğan Akşehirli Nasreddin Hoca, çocuklara balon, puding ve dondurma dağıtarak yerini günün merakla beklenen ziyaretçilerine bıraktı. Uzaylıların Tekpa Passage semalarından You Toys katına gelmesiyle birlikte uzay show başladı. İlk önce dünyayı keşfeden uzaylılar, insanlığı temsilen üzgün bir palyaço ile karşılaştılar, dünya çocuklarına özel bir de mesaj ileten sevimli ziyaretçiler gün boyu çocukları eğlendirdiler.
 
Sihirbazın büyülü dünyasına kendilerini kaptıran minikler gösteriyi soluksuz izledi. Zaman zaman çocuklarında katıldığı illüzyon gösterisinin ardından You Toys Uzaylı Star Yarışması gerçekleştirildi. Yarışmaya katılan küçük yıldızlar birbirinden güzel şarkılarını seslendirerek izleyicilerden büyük beğeni topladılar. Yarışmanın sonunda uzaydan gelen konukların verdiği puanlarla  en başarılı 3 çocuk You Toys'un sürpriz hediyeleri ile ödüllendirildi. Eğlencenin sonunda Nasreddin Hoca yeniden sahneye çıkarak, uzaydan gelen robot ile karşılaştı. ‘Galaksi Show’ ile tamamlanan gösteri hafızalardan uzun süre silinmeyecek gösterileriyle tüm izleyenlerden yoğun alkış aldı.



]]>
<![CDATA[Okullara her yıl 100 BİN YENİ BİLGİSAYAR geliyor]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/egitim/cId/okullara-her-yil-100-bin-yeni-bilgisayar-geliyor

Bilgi toplumunun geliştirilmesine katkı sağlamak üzere Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde kurulan ‘Evrensel Hizmet Fonu’ndan alınan yaklaşık 600 bin bilgisayar, ilk ve ortaöğretim okullarında kullanılmak üzere MEB’e verildi.

Ulaştırma Bakanlığı, MEB’in bildirdiği ihtiyaç çerçevesinde, 6 Nisan’da 36 bin bilgisayar alımı için ihale yapacak. Ayrıca, bu yıl içinde 1750 okula bilgisayar destekli fen laboratuvarı kurulacak.]]>
<![CDATA[Türk Spastik Çocuklar Derneği Zonguldak Şubesi tarafından spastik çocuklar yararına 'mantı günü' düzenlendi.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/ozel-haber/cId/turk-spastik-cocuklar-dernegi-zonguldak-subesi-tarafindan-spastik-cocuklar-yararina-manti-gunu-duzenlendi
Zonguldak Maden Mühendisleri Odası'nda gerçekleştirilen etkinliğe vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Zonguldak Spastik Çocuklar Derneği Sevgi Yardım Kolu Anneleri tarafından hazırlanan mantı gününün çok renkli geçtiğini belirten Dernek Başkanı Serap Köksal, "Mantı günü, Sevgi Yardım Kolu Anneleri'nin dernek yararına hazırlamış olduğu bir etkinliktir. Biz daha önce de polis evinde bir etkinlik düzenlenmiştik. Bu sefer de Kadınlar Günü münasebetiyle bir etkinliğimiz oldu. Burada toplanan gelir spastik çocuklarımız yararına kullanılacak. Yoğun katılım gösteren herkese teşekkür ediyoruz." dedi.]]>
<![CDATA[2010, Türkiye'de Çocuk Hakları Yılı Olarak Kutlanacak]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/ozel-haber/cId/2010-turkiyede-cocuk--haklari-yili-olarak-kutlanacak
Birinci Türkiye Çocuk Hakları Kongresi, Aile ve Çocuktan Sorumlu Devlet Bakanlığı, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Çocuk Vakfı paydaşlığında, 26-28 Kasım 2010 tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek.

Kongrede, 9-18 yaş grubu çocuklar 16, yetişkinler 24 başlık altında bildiri ve proje sunabilecek. Çocuk ve yetişkin sözcüleri olacak kongrenin genel kurulu, yine çocuk ve yetişkin eş başkanlarca yönetilecek. Kongrenin sonunda, çocuk ve yetişkinler tarafından iki ayrı bildiri yayınlanacak.

Kongreye, Birleşmiş Milletlere bağlı BM Çocuk Fonu (Unicef), Unesco, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Gıda Fonu, BM Nüfus Fonu (UNFPA), BM Kalkınma Programı (UNDP), Uluslararası Çalışma Örgütü ve Çocuk İşgücünün Kullanılmasını Önleme Komitesi ILO/IPEC, Mülteciler Yüksek Komiserliği başta olmak üzere dünyada aile ve çocukla ilgili kuruluşların katılımı sağlanacak.

KONGRE NEDENİYLE 2010, TÜRKİYE'DE ÇOCUK HAKLARI YILI OLARAK KUTLANACAK

Birinci Türkiye Çocuk Hakları Kongresi nedeniyle 2010, Türkiye'de Çocuk Hakları Yılı olarak kutlanacak. Kutlamalar çerçevesinde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde çocukların talepleri kamuoyuna duyurulacak. 4 Ekim 2010'da kutlanacak Dünya Çocuk Günü'nde, Türkiye Çocuk Hakları Hareketi'nin çocuk ve yetişkinlerce çağrısı açıklanacak. 29 Ekim öncesinde, kongrenin ana teması olan Çocukların Cumhuriyeti İçin Çocuk Hakları Bildirisi açıklanacak. 20 Kasım'da kutlanacak Dünya Çocuk Hakları Günü'nde, Hakları Çalınmış Dünya Çocukları Raporu açıklanacak. 26-28 Kasım'da düzenlenecek 1. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi'nde Türkiye Çocuk Buluşması gerçekleşecek. Kongre öncesi ve sonrasında, çocuk hakları kültürü alanında çocuk ve yetişkinlere yönelik kitap yayını yapılacak.

TÜRKİYE ÇOCUK HAKLARI KONGRESİNDE ÇOCUKLARIN BİLDİRİ SUNACAĞI BAŞLIKLAR

Türkiye Çocuk Hakları Kongresi'nde çocuklar, 'Güzel bir dünyada yaşama hakkında ne düşünüyorsunuz ?', 'Önce sağlıklı büyümek: Niçin ?', 'Eğitimde fırsat eşitliği (Nitelikli eğitim aldığınızı düşünüyor musunuz ?)', 'Koruma altındaki çocuklara karşı ödevlerimiz nelerdir ?', 'Çocuklar iş gücü mü ? (Çocuk yoksulluğu)', 'Engelli çocukların hakları', 'Çocuklar yargılanmalı mı ?', 'Savaşlar, çocuklar ve barış', 'Çocuk ve demokrasi (Çocukların oy hakkı olmalı mı ?)', 'Çocuklar için en önemli haklar hangileridir ? Neden ?', 'Çocuklara ayrımcılık yapılıyor mu ?', 'Dünya çocukları için neler yapmak istersiniz ?', 'Dünyanın geleceği için hayâlleriniz nelerdir ?', 'Sizi ilgilendiren konularda görüşünüz alınıyor mu ?', 'Çocuk dostu okul konusundaki düşünceleriniz nelerdir ?', 'Çocuk dostu şehir konusunda ne düşünüyorsunuz ?', 'Büyükler de hata yapabilir (Örnek verebilir misiniz ?)' başlıklarında bildiri sunacak.]]>
<![CDATA[İkinci Çocukta Yaş Sınırı "35"]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/ikinci-cocukta-yas-siniri-35
Şatıroğlu, düzenli ve korunmasız cinsel birliktelik yaşayan bir çiftin bir yıl sonunda gebeliğe ulaşamamasına ''primer infertilite'' (birincil kısırlık), daha önce bir bebeğe sahip olmalarına rağmen ikinci gebeliğin gerçekleşmemesine ise ''sekonder infertilite'' (ikincil kısırlık) adı verildiğini söyledi.

Sekonder infertilitenin en başta gelen sebebinin, hem erkek hem de kadında ilerleyen yaş durumu olduğunu bildiren Şatıroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İnsanoğlunu işleyen bir mekanizma olarak ele alırsak, bu mekanizmada zaman içinde bazı aksamalar, bozukluklar oluşması doğaldır. Her makinenin bir miadı, arıza yapmadan düzgün bir çalışma süresi olduğu gibi insan üreme sisteminde de zamanla aksamalar meydana gelebilir. Sekonder infertilite, çoğu zaman kadının Yumurtalık rezervine bağlı olarak ya da erkeğin sperm sayısı ve kalitesindeki bozulmadan dolayı meydana gelir.''

İlk çocuğa sahip olan çiftlerin genellikle ikinciyi yapmakta aceleci davranmadığını kaydeden Şatıroğlu, birincil kısırlıkta olduğu gibi, ikincil kısırlıkta da bir yıllık korunmasız cinsel birliktelik sonucunda bir gebeliğin oluşmaması durumunun söz konusu olduğunu bildirdi.

Toplumda ''Kısırlığın çoğunlukla kadına bağlı sebeplerden oluştuğu'' gibi yanlış bir ön yargının olduğuna işaret eden Şatıroğlu, erkek kaynaklı infertilite yüzdesinin hiç de hafife alınacak boyutlar olmadığını vurguladı.

Özellikle yaşa, strese ve sigara kullanımına bağlı olarak sperm sayısı ve kalitesinde ciddi düşüşler yaşandığını belirten Şatıroğlu, 'Bazen en başından beri bu tür bir soruna sahip erkek tesadüfen bebek sahibi olabiliyor. Fakat ikinci bebek isteği gündeme geldiğinde aradan geçen zamanla birlikte spermlerin durumu daha da kötüleştiği için doğal yollarla çocuk sahibi olmak zorlaşıyor. Aynı durum kadın için de söz konusu olabiliyor. Kadınlar belli bir Yumurtalık rezervine sahiptir. İşte bu Yumurtalık rezervi kimi zaman vaktinden önce tükenir ve kadın doğurganlık özelliğini kaybeder. Bunun dışında kadının üreme organlarında meydana gelebilecek aksaklıklar da gebeliğe engel teşkil edebilir.''

Birincil ve ikincil kısırlık belirtilerinin benzeştiğini, ancak ikincil kısırlığın en büyük tetikleyicisinin ilerleyen yaş olduğunu belirten Şatıroğlu, ''35 yaş üstü anne adaylarında Yumurtalık rezervi belli bir düşüşe geçtiği için ikinci bir çocuk isteği olan çiftlerin ellerini çabuk tutmasında fayda vardır. Doğal yollarla ikinci çocuklarına sahip olamayan çiftler için durum, birincil kısırlık teşhisiyle tedavi gören çiftlerden çok farklı olmayacaktır. Annede yumurta, babada da sağlıklı sperm bulunduğu sürece yine yumurtlama tedavisinden tüp bebek tedavisine kadar uzanan çeşitli tedavi seçenekleriyle çocuk sahibi olmalarına çalışılır'' diye konuştu.]]>
<![CDATA[Küpşehir "Çocuk Oyuncaklı Sergi"]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/kupsehir-cocuk-oyuncakli-sergi
El emeğinin, hayal gücüyle buluştuğu sihirli bir karakter tasarımı sergisi olan Küpşehir’in her sakininin ve her öğesinin ziyaretçilerle paylaşacağı farklı bir öyküsü var. Şehrin parçası olan her karakter, yaratılan her tipleme, üzerinde şehirden bir parça taşıyor ve şehrin farklı bir yönünü yansıtıyor.

Peki şehir nelerden, kimlerden oluşuyor, nelerden besleniyor, nasıl büyüyor?

Şehir kendi yaratıklarını üretiyor. Yaşayan bir organizma gibi bir yandan büyüyüp, gelişirken; bir yandan tüketip, imha ediyor. Herkesi, her yanı sarıyor, kendinin bir parçası yapıyor. Şehir yapılarının keskin, köşeli, kübik hatları, serginin ana hatlarını belirliyor. Küpşehir’in altyapısını oluşturan her ayrıntıda, kübik formlar göze çarpıyor.

Küpşehir’de sokak kedileri, sokak köpekleri ve sokak çocukları; apartman çocukları, ev kedileri ve köpekleriyle aynı mekanı ve aynı kaderi paylaşıyor. Şehir hayatının alışıldık tipleri, alışılmadık suretlerle, alışılmadık bir şekilde Küpşehir’de kumaş ve süngere bürünmüş olarak karşımıza çıkıyor. Küpşehir, şehrin farklı yönlerini, yeni bir yorumla gözler önüne seriyor.

Şehrin içinde, düşsel bir paralel evrene kısa bir gezinti için, Küpşehir sanatseverleri Alan İstanbul’a bekliyor.

ALANistanbul

Beyoğlu

Adres: Galip Dede Caddesi No:24 Kat:4 Daire:11 - Tünel

Telefon: (212) 292 04 14

E-posta: info@alanistanbul.com

Web: http://www.alanistanbul.com

13 Ocak - 26 Şubat, 2010

]]>
<![CDATA[Çocuklar Güvende Olsun...]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/cocuklar-guvende-olsun
Çocuk Güvenliği Uzmanı Arzu Birinci ile Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal ile Çocuk Güvenliği Uzmanı tarafından uygulamalı olarak her ay düzenlenen "0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Temel Yaşam Desteği & Kazalarda İlk Yardım ve Evde Çocuk Güvenliği” semineri, bu ay 27 Şubat 2010 tarihinde Mohini Alışveriş Merkezi- İkea Room’da gerçekleştirilecek.

Katılımın 15 kişi ile sınırlı olduğu seminerin programı ise şu şekildedir:

Tarih: 27 Şubat 2010 Cumartesi
Saat: 11:00 – 14:00
Yer : Mohini Alışveriş Merkezi- İkea Room

Konuşmacılar:

Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal - İstanbul Tıp Fakültesi - İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Sosyal Pediatri Bilim Dalı ve İ.Ü. Çocuk Sağlığı Enstitüsü Aile
Sağlığı Anabilim Dalı

Arzu Birinci - Çocuk Güvenliği Uzmanı/Y.İç Mimar - Kids Safe-T Çocuk Güvenlik Sistemleri

Arzu Birinci - Evde Çocuk Güvenliği ve Alınacak Önlemler

Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal - İlk Bölüm
-Genel İlk yardım Bilgisi ve İlkyardım çantası içeriği
-Düşmeler ve yaralanmalarda ilk yardım
-Yanıklarda ilk yardım
-Zehirlenmelerde ilk yardım

Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal - İkinci Bölüm – Uygulamalı
0-1 yaş boğulma, tıkanma
0-1 yaş Temel Yaşam Desteği
1 yaş üstü boğulma, tıkanma
1 yaş üstü Temel Yaşam Desteği
Soru Cevap- 15 dakika

Bilgi için: 0216 577 04 21-22

]]>
<![CDATA[Çocuklarda Geniz Eti Problemi ve Ameliyatı]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/cocuklarda-geniz-eti-problemi-ve-ameliyati
Geniz eti operasyonu hangi yaşta yapılmalı?

Üç yaşın altında genellikle ameliyat etmemeye çalışıyoruz. Ancak çocuğun gelişimini engelleyecek düzeyde bir solunum sıkıntısı varsa ya da sonraki yaşantısını olumsuz etkileyecek bir durum söz konusuysa, çocuk doktoru ve anestezi uzmanıyla görüşülüp bu yaş daha erkene çekilebilir.

Genel olarak geniz eti yaş ilerledikçe kendiliğinden küçülüp kaybolduğu için, 14 yaşından sonra pek uygulamıyoruz bu ameliyatı. Ama bir asimetri varsa ya da tümörel bir durumdan şüpheleniyorsak yaş sınırı yoktur, geniz etinden biyopsi ya da geniz eti ameliyatı uygulanabilir.

Geniz eti büyüdüğü halde alınmazsa ne olur?

Sürekli ağız solunumu yapan çocukta yumuşak ve sert damak bölgesi gerektiği gibi gelişemez. Bu gelişmenin düzgün olabilmesi için dilin damağa uygun şekilde temas etmesi gerekir. Çocuk, ağız solunumu yaparsa bu gelişim tam olamaz ve yüksek bir damak meydana gelir. Ayrıca yüzün ve dişlerin yapısı da olumsuz etkilenir. Çocukta ifadesiz bir yüz görünümü oluşur. Ayrıca yine benzer orta kulak ve uyku problemleriyle çocuğun okul başarısı da olumsuz yönde etkilenir.


Çocuk sağlığı ile ilgili diğer yazılarımızı okumak için tıklayın…

Çocuğunuz öksürüyorsa ciddiye alın Öksürük bir hastalık değil, başka rahatsızlıkların habercisidir. Çocuklarımızı korumak için neler yapmanız gerektiğini uzmanlar anlatıyor.

Çocuklarda astım Çocuklarda oldukça sık rastlanan bir hastalık olan astımla ilgili uzmanların verdiği bilgiler pudra.com’da…

Çocuk beslenmesinde altın kurallar Çocukların büyüme ve gelişme döneminde, almaları gereken günlük kalori miktarı ve alacakları besinlerin dengesi büyük önem taşıyor.

Çocuğunuzun sağlık kontrolleri tam mı? Çocuğunuza doğduğu andan 18 yaşına kadar yaptırmanız gereken sağlık kontrolleri, taramalar ve aşılar rehberi...

Çocuklarda dikkat eksikliğine dikkat! Çocuklarda dikkat eksikliği nedir, neden olur, nasıl ortaya çıkar? Pediatrik Nörolog Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin anlatıyor...

Çocuklarda ateşli havale Yüksek ateş ne zaman tehlikeli olur? Havale geçiren bir çocuğa ne yapmak gerekir?]]>
<![CDATA[Bebek Mamaları Mercek Altında]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/bebek-mamalari-mercek-altinda
Bakanlığın söz konusu tebliğleri, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bebek formülleri tebliğine göre, bu ürünler anne sütüyle beslenemeyen normal sağlıklı bebeklerin özel beslenme gereksinimlerini karşılamak amacıyla üretilmiş olacak.

Bebek formülü, temel olarak protein kaynaklarını ve doğumdan itibaren bebek beslenmesi için uygunluğu bilimsel olarak genel kabul görmüş diğer bileşenleri içerecek. Bu bileşenlerin uygunluğu bilimsel çerçevede Bakanlıkça belirlenecek.

Bebek formüllerindeki her bir faydalanılabilen esansiyel ve yarı esansiyel amino asit miktarları, anne sütü proteinine eşit veya daha fazla olacak.

Söz konusu ürünler, bebek sağlığına zarar verebilecek herhangi bir madde içermeyecek.

Her bir pestisit kalıntı seviyesi, 0,01 mg/kg'ı aşmayacak.

Bu ürünlerin üretiminde kullanılacak tarımsal ürünlerde disulfoton, fensulfothion, fentin, haloxyfob, heptachlor, hexachlorobenzene, nitrofen, omethoate, terbufos, aldrin ve dieldrin ile endrin adlı pestisitler kullanılamayacak. Ancak, tarımsal üretimde kullanılmadığı halde analiz sonucunda belirlendiği takdirde, kalıntı limitinin 0,003 mg/kg'ı aşmaması durumunda bu pestisitler kullanılmamış olarak değerlendirilecek.

Söz konusu ürünlerin etiketlerinde, bebek formülleri eğer tamamen inek sütü proteinlerinden üretilirse ''bebek sütü'' ifadesi, ürünün, doğum sonrasında anne sütüyle beslenemeyen bebeklerin özel beslenmesi için uygun olduğuna dair ifade, tüketime hazır ürünün 100 ml'sinin içerdiği protein, yağ ve karbonhidrat ile yararlanılabilen enerjinin kcal ve kJ olarak sayısal değerleri, her bir mineral ve vitamin ile ilave edilmesi halinde kolin, inositol ve karnitinin ortalama sayısal değerleri ile ürünün uygun hazırlama ve saklama talimatı yer alacak.

-YANILTICI İFADELER KULLANILAMAYACAK -

Bebek formüllerinin etiketleri, anne sütüyle beslenmeyi engellemeyecek ve ürünün uygun kullanımı hakkında gerekli bilgiyi sağlayacak şekilde düzenlenecek. Ürün etiketinde ''insana özdeş'', ''anne gibi'', ''adapte'' veya benzeri ifadeler kullanılmayacak.

Ürün etiketlerinde ayrıca, anne sütüyle beslemenin üstün olduğu, bebek formülünün sadece anne sütüyle beslemenin mümkün olmadığı durumlarda ve yetkili sağlık çalışanının önerisi üzerine kullanılması gereken bir ürün olduğu belirtilecek.

Ambalaj ve etiket üzerinde bebek resimleri, her türlü fotoğraf, çizgi ve resim dahil bebek formüllerinin kullanımını özendiren bir yazı ya da resim bulunamayacak.

Bebek formüllerinin tanıtımı, bilimsel yayınlar ile bebek bakımına özgün yayınlarla sınırlı olacak.

Satış noktalarında örnek dağıtarak veya özel gösteriler, indirim kuponları, hediyeler, özel indirimli satışlar, maliyetin altında satılan mallar gibi tüketiciyi doğrudan bebek formüllerini almaya teşvik eden diğer promosyonlarla reklam yapılamayacak.

Bu ürünleri üreten ve satan işyerleri; tescil ve izin, ithalat işlemleri, kontrol ve denetim sırasında bu tebliğ hükümlerine uymak zorunda olacak. Bu hükümlere uymayan işyerleri hakkında gerekli işlemler, ilgili kanun hükümleri uyarınca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yapılacak.

Halen faaliyet gösteren ve bu tebliğ kapsamında yer alan ürünleri üreten ve satan işyerleri, bugünden itibaren 1 yıl içinde tebliğ hükümlerine uyacak.

Söz konusu tebliğin yayımlanmasıyla birlikte, ''Türk Gıda Kodeksi Bebek Mamaları-Bebek Formülleri Tebliği'' yürürlükten kaldırıldı.

-DEVAM FORMÜLLERİ TEBLİĞİ-

Devam Formülleri Tebliği'ne göre de bu ürünler, temel olarak protein kaynaklarını ve altı aydan daha büyük bebek beslenmesi için uygunluğu kabul görmüş diğer bileşenleri içerecek. Bu bileşenlerin uygunluğu bilimsel çerçevede bakanlıkça belirlenecek.

Devam formüllerindeki her bir faydalanılabilen esansiyel ve yarı esansiyel amino asit miktarları, anne sütü proteinine uygun olacak.

Tebliğ kapsamında yer alan ürünler, bebek ve küçük çocukların sağlığına zarar verecek miktarda herhangi bir madde içermeyecek. Her bir pestisit kalıntı seviyesi cadusafos, demeton, ethoprophos, fipronil ve propineb adlı pestisitlere ait kalıntılar hariç 0,01 mg/kg'ı aşmayacak.

Bu tebliğ kapsamında yer alan ürünlerin üretiminde kullanılacak tarımsal ürünlerde disulfoton, fensulfothion, fentin, haloxyfob, heptachlor, hexachlorobenzene, nitrofen, omethoate, terbufos, aldrin ve dieldrin ile endrin adlı pestisitler kullanılamayacak.

Bu ürünlerde, ham maddeden veya diğer bileşenlerden taşınan ancak devam formüllerinde kullanımına izin verilmeyen katkı maddeleri bulunamayacak.

Ürün etiketlerinde; devam formülleri eğer tamamen inek sütü proteinlerinden üretilirse ''devam sütü'' ifadesi, ürünün, sadece 6 ayın üzerindeki bebek ve küçük çocukların özel beslenmesi amacıyla ve diyetinin bir parçası olarak kullanıma uygun olduğuna, yaşamının ilk altı ayı boyunca anne sütü yerine kullanılmaması gerektiğine ve 6 aydan farklı bir ayda tamamlayıcı beslenmeye başlama kararının, sadece anne ve çocuk beslenmesi üzerinde uzmanlaşmış tarafsız bir sağlık çalışanı tarafından verilebileceğine dair ifade yer alacak.

Tüketime hazır ürünün 100 ml'sinin içerdiği protein, yağ ve karbonhidrat ile yararlanılabilen enerjinin kcal ve kJ olarak sayısal değerleri,  mineral ve vitamin ile ilave edilmesi halinde kolin, inositol ve karnitinin ortalama sayısal değerleri ile ürünün uygun hazırlama ve saklama talimatına da etiketlerde yer verilecek.

Etiketlerde ''insana özdeş'', ''anne gibi'', ''adapte'' veya benzeri kelimeler kullanılamayacak.

Devam formülleri, tüketicilerin bu tip ürünleri açıkça birbirinden ayırt edilebilmesini mümkün kılacak ve böylece bebek formülleri ve devam formülleri arasında herhangi bir karışıklık riskini önleyecek şekilde etiketlenecek.

Devam formülleri tebliğinin Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla, ''Türk Gıda Kodeksi Devam Mamaları-Devam Formülleri Tebliği'' de yürürlükten kaldırıldı.]]>
<![CDATA[İnsan vücudunun gerçekleri]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/insan-vucudunun-gercekleri
Uyku İhtiyacı:

Uyumanın İnsan vücudu için ne kadar gerekli olduğunu biliriz.Peki, insan vücudunun uykusuzluğa sadece 11 gün dayanabildiğini biliyor muydunuz ?Uyku sayesinde dokularımız onarılır ve ölü hücreler kendini yeniler.

Rüyalar:

Bir yılda 1460 in üzerinde rüya görür ve rüyalarımız sandığımızda çok daha kısa sürer.

Kaslar:

Vücudumuz ayaktayken 300 kas kullanır.

Ter Bezleri:

Bir çift ayakta 500 bin ter bezi bulunmaktadır ve bunlar günde Yarım Litre ter oluşturabiliyor.

Kemik Sayısı:

Yetişkinler bebeklerdendaha az sayıda kemiğe sahiptirler.Yaşamamıza 350 kemikle başlarız.Fakat gelişirken bazı kemikler eriyerek birbirine kaynaşınca 206 kemikten bir yetişkin oluruz.
]]>
<![CDATA[2010 Yılının Beslenme Trendleri]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/2010-yilinin-beslenme-trendleri

2010’un beslenme trendlerini merak ediyorsanız lütfen bu yazıyı daha dikkatli okuyun! 2009’un beslenme yönünden nasıl geçtiğine gelince: Beslenme yönünden 2009’u ben yanlışlarımızı daha iyi anladığımız bir yıl olarak değerlendiriyor, yiyip içtiklerimizin sağlığımızı ne denli çok etkilediğini öğrendiğimiz bir yıl olarak düşünüyorum. Özellikle bu yılın son yarısına damgasını vuran Domuz gribi salgını “Bir musibet bin nasihatten iyidir” dercesine bize bağışıklık gücüyle beslenme arasındaki ilişkiyi öğretmesi nedeniyle de önemli bir kazanım oldu. Artık şunu hepimizin bilmesi lazım: Ne yiyip içtiğiniz hem sağlığınızı bozabileceği, hem de sizi belli sağlık sorunlarından koruyabileceği için önemlidir. Hayatımıza gittikçe daha çok suni nitelikler ekleniyor, yaşam giderek sentetikleşiyor. Yiyip içtiklerimiz bir taraftan sahip oldukları besin unsurlarını bir bir kaybederken, diğer taraftan hızla kirleniyor. Bu gelişmenin tabii neticesi olarak da her alanda olduğu gibi beslenme alanında da doğallık ön plana çıkıyor. “2009’a damga vuran neydi?” derseniz yanıtım “Besin kirlenmesi” olur!

Coenzym Q10 ve probiyotikler

Besin destekleri arasında omega-3 yağ asitleri, probiyotik bakteri tablet ve kapsülleri, CoQ10 ürünleri ön plana çıkacak. Muhtemelen artık balıkyağı almak yerine omega-3 içeriği zengin EFA kapsüllerini alacağız. Passiflora özleri, valeryanlar bu yıl da gözde. Ginkgo biloba’ya güven gittikçe azalıyor. Ginkgo biloba özlerini kullananların önümüzdeki yıl bir hayli azalacağı düşünülüyor. Bağışıklık desteği bitkilere gelince: Ekinezyanın out, umklaobanın (pellergonium sidoides) in olacağı belirtiliyor. Güzelleştiren haplar ve eklem kıkırdağına destek veren tabletler (glukozamin-kondroidin) en çok tüketilen besin destekleri haline gelecek. E, C vitaminleri, folik asit, selenyum ve çinko out. Resveratrol ve pignegenol tabletlerinin yükselişi sürüyor.

Organik ve doğal besinler

Gelecek yılın besin trendleri arasında şunlar da var: Organik veya doğal üretilmiş besinler daha çok tercih edilecek. Özellikle sebze ve meyvelerdeki kimyasal kirlenme ve tehlikeler daha çok konuşulacak. Besin-kanserojen ilişkisi bu yıldan daha sık tartışılacak. Dışarıda yemek yerine ev yemekleri tercih edilecek. Davetlerde büyük şölenler yerine “Kendin getir kendin ye” gibi herkesin emeğini ve ev lezzetini birlikte paylaştığı sofralar ön plana çıkacak. Yeşil çay da moda olmaktan çıkıyor. Siyah ve yeşil çay arasında ciddi bir sağlık yararı farkının olmadığının anlaşılması, yeşil çaydaki lezzetsizlik sorununun bir türlü çözülememesi siyah çayı yine gözde hale getirecek. Anlaşılan ince belli Ajda bardaklar bu yıl ortalıkta daha sık görülecek. Temiz su tartışmaları bu yıl daha da alevlenecek. Şehir suyundan arıtılarak kazanılan sular yerine “mineral zengini, doğal, el değmeden şişelenmiş” lafına dikkat! Genetiğiyle oynanmış gıdalara karşı kararsızlık sürecek, eğer güvenilir bilimsel açıklamalar yapılmazsa bu GDO düşmanlığına dönüşecek.

Bağışıklık güçlendiren diyetler

Önümüzdeki yıl bağışıklık güçlendirici diyetler ön plana çıkacak. Özellikle Domuz gribi tehlikesi bu yıl gözleri bağışıklık sistemine çevirince konu popüler hale geldi. Bağışıklığın beslenmeyle ilişkisinin öğrenilmesi 2009’un ikinci yarısında en çok konuşulan konu oldu. İşte bu nedenle önümüzdeki yıl probiyotik zengini besinler in olacak. Yani daha çok yoğurt yiyip kefir, ayran, boza içeceğiz. Daha çok sirke, nar ekşisi, turşu ve benzeri besinler tercih edeceğiz.

Şeker-un-nişasta

Kilo verme ve diyetler konusuna gelince... Düşük karbonhidratlı diyetler out, doğal beslenme in olacak. Mesela “taş devri diyeti” ön plana çıkacak. Sırası gelmişken yıllar önce yaptığım bir yanlışı düzeltmek ve beslenme konusunda son derece doğru yaklaşımları olan bir meslektaşımdan, Prof. Dr. Ahmet Aydın’dan da geçmişteki dikkatsizliğim nedeniyle hoşgörü istemeliyim. Bir yerlerde okuduğum “taş devri diyeti”nin ne olduğunu doğru dürüst araştırmadan, her gün karşılaştığımız şarlatan-popüler diyetlerden biri sanıp “kötü diyetler” listesinin içine koymuştum. Sonradan bir kongrede karşılaştığım Ahmet Hoca bu hatamı hatırlatınca üzüldüm. Taş devri beslenme planının aslında doğru, doğal ve olması gereken beslenme planıyla ilişkili olduğunu -küçük bazı tereddütler dışında- söyleyebilirim. Prof. Dr. Ahmet Aydın’ı beslenme konusundaki görüşlerini yansıtan yeni kitabı “Taş Devri Diyeti/Hayy Kitap/2009” için de kutluyorum ve kitabı beslenme konusuna ilgi duyan herkese öneriyorum. Kısacası önümüzdeki yıl şekeri, unu, nişastası az, proteini yeterli, yağı dengeli, doğal, katkısız besinlerle yapılmış diyetler düşük karbonhidratlı diyetlerin yerini alacak.

Kuzu eti in dana eti out

Beslenme trendi oluşturanlara bakılırsa 2010’da daha az dana-inek eti yiyecek, daha sık kuzu eti tüketeceğiz. Bunun nedeni kuzu etinin kimyasal kirlenmeye daha az maruz kaldığının düşünülmesi. Çiftliklerde yetiştirilen hayvanların daha çok büyükbaş besi hayvanları olması, kuzu-koyun üretiminin daha doğal bulunması bu seçimin başlıca sebebi. Ayrıca önümüzdeki yıl şekeri azaltma, beyaz un ve nişastalı yiyeceklerden uzak durma yılı olacak. Çünkü beslenme uzmanlarının şeker-un-nişasta üçlüsünün kilo fazlalığının temel suçluları olduğundan hiç kuşkusu kalmadı.

E ve C vitamini

Şifalı besinler önümüzdeki yıl daha da çok yenecek. İçine probiyotik bakteriler eklenmiş yoğurtlar, fitosteroller eklenmiş ayranlar ve yağlar, A, D, C, folik asit gibi vitaminler eklenmiş meyve suları daha çok kullanılacak. Hepimiz yiyip içerek bağışıklık sistemimizi, antioksidan savunmamızı veya kemiklerimizi daha çok güçlendirmenin, kolesterolümüzü doğal yoldan düşürmenin yollarını arayacağız. Bu da fonksiyonel besinlerin kullanımını artıracak.

Prof.Dr.Osman Müftüoğlu
]]>
<![CDATA[Göbek Eriten Diyet]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/gobek-eriten-diyet
Az bir kısmında ise tiroid hormonlarının yetersizliği ya da böbrek üstü hormonlarının fazlalığı (Hipotiroidi veya Kuşing hastalığı) vardır. Çok daha seyrek olarak testosteron seviyesinin azalmasıyla birlikte antropoz dönemine girmiş erkeklerde de bel çevresi genişlemesi ortaya çıkabiliyor.

Özellikle son yıllarda göbeklenme ile karakterli kilo almaya erkekler kadar kadınlarda da rastlanıyor. Bunun başlıca nedeni glisemik yükü fazla yiyeceklerin eskisinden daha çok tüketilmesi. Ayrıca alkol kullanımın yaygınlaşması ve hareketsizlik de önemli faktörler.  

Şekerli yiyecekler ve aşırı beyaz ekmek tüketimi arttıkça da göbek çevresi genişler. Şekerli meşrubatların (1 kutu kolalı içecekte 8yeeteri kadar besin temin edemediğiniz durumlar için geçerli. Yani özellikle şu veya bu besini yiyip içerek bağışıklık sistemini 3-5 günde güçlendirivermek sanıldığı kadar kolay bir şey değil.

Narın, domatesin, kefirin, yoğurdun, portakalın ya da kırmızı etin bağışıklık sistemine faydalı olabileceği doğru bir düşüncedir ama herhangi bir besinin bu sistemin şu veya bu oyuncusunu doğrudan etkilediğini gösteren ciddi bir araştırma yoktur. Yapılması gereken sebzeyi, meyveyi, tahılı, bakliyatı ve hayvansal kaynaklı yiyecekleri içecekleri (et, balık, tavuk, yumurta, süt ve süt ürünleri) dengeli bir şekilde tüketmekten ibarettir.
DYT. GÜNEŞ AKSÜS

Bizi ne şişiriyor

Kliniğimizde geçen hafta yaptığımız haftalık değerlendirme toplantısında diyet uzmanlarımızdan birinin hazırladığı küçük bir not dikkatimi çekti. O not kilo programına devam eden hastalardan birinin verdiği bilgilerin özetiydi. Bilgi notunda yukarıdaki soruya şu yanıtlar verilmiş: Meşrubatlar, dondurma, çikolata, unlu tatlılar, alkol, pizza, fast food besinler, gofret ve bisküviler, cipsler, kuruyemişler. Haksız değil!

Kanser vitamin ilişkisi

Herhangi bir organ ya da doku kanserine yakalananların aklına takılan sorulardan biri de herhangi bir vitamin desteğinden faydalanmalarının gerekip gerekmediği, böyle bir destek alacaklarsa nasıl bir yol izlemelerinin lazım geldiğidir.

Bu konuda yazılıp çizilen pek çok şey olsa da üzerinde fikir birliğine varılmış ortak noktalar pek azdır. Hatta bilgisiz ve dikkatsiz davranıldığında vitamin-mineral desteği alacağım derken sorunu içinden çıkılmaz bir hale getirmek bile mümkündür. Özellikle internet ve basındaki bilgilerle bu süreci yönetmek ise son derece sakıncalıdır. Böyle bir durum ile karşılaşanların yapmaları gerekenin “kendilerini izleyen hekimle konuşmak ve onun vereceği yol haritasını uygulamak olmalı” diye düşünüyorum.
DYT. NİLÜFER BAYRAM

Reflüde ameliyat

Kuvvetli asit baskılayıcı ilaçlarla tedavi öncesinde ciddi reflü vakaları için ameliyatlar sıkça kullanılırdı. Ancak etkin tedaviler sonrası cerrahinin rolü değişmiştir. Anti reflü cerrahi hiatus hernisi (mide fıtığı) olanlarda ve alt özofagus sfinkterini kuvvetlendirmede kullanılmaktadır. En sık kullanılan cerrahi yöntem Nissen fundoplikasyonudur.
Cerrahinin sonuçları iyi olsa da yutmada güçlük, gaz ve şişkinlik hissi, sinir yaralanmasına bağlı ishal gibi bazı komplikasyonlar oluşabilir. Bu nedenle hasta seçimi çok önemlidir. ılaçların iyi geldiği genç hastalarda ameliyat kararını hasta, gastroenterolog ve cerrah birlikte almalıdır. Ameliyat öncesi gerekli özel testler mutlaka yapılmalıdır.
PROF. DR. EROL AVŞAR

Menopoz yakın mı: Nasıl anlaşılır?

Adetten kesilmeden önce östrojen hormonundaki iniş-çıkışlara bağlı olarak adet düzensizliklerinin yaşandığı bir dönem vardır. Bu dönem her kadında değişken olmakla beraber 40’lı yaşlarda başlar, yıllarca sürebilir. Yumurtlama zamanının değişken olması, bazen de yumurtlama olmadan geçen periodlar nedeniyle adetler bazen sık, bazen seyrek, bazen kısa bazen uzun veya fazla, bazen de az olabilir.
Menopoz öncesi dönemde uyku bozuklukları ve değişik şiddetlerde, aralıklı sıcak basmaları yaşanabilir. Depresyon veya sinirlilik dönemleri görülebilir, cinsel isteksizlik başlayabilir. Östrojen seviyeleri düşmeye devam ettikçe vajinal kuruluk, idrar ve genital yol iltihaplarına eğilim artar, hatta kemik yoğunluğunda azalma ve kötü kolesterol yükselmesi başlayabilir. Âdetin 3. gününde yapılan hormon testleri, tiroid fonksiyon testleri ve gerekirse yumurtalık rezervini gösteren testler teşhise yardımcı olur.
Bu dönemde bütün testler ve muayeneler, gerekirse biopsiler yapıldıktan sonra, adetleri düzenlemek için progesteron tedavisi yararlı olabilir, Doğum kontrol hapları da hem adeti düzenler, hem sıcak basması ve vajinal kurulukta yardımcı olurlar. ılaç tedavisinden fayda görmeyen aşırı kanamalarda Progesteron içeren spirallerden yarar görülebilir veya rahim içerisinin kürtajla temizlenmesi, histeroskopi ile rahim iç tabakasının pişirilerek veya soyularak ortadan kaldırılması gerekebilir.
DR. ERHAN CANKAT
]]>
<![CDATA[Mendilci Çocukların Kupa Mutluluğu]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/ozel-haber/cId/mendilci-cocuklarin-kupa-mutlulugu  
Valilik, Emniyet Çocuk Şube Müdürlüğü tarafından sokakta mendil satıp, cam silen ve çöp toplayarak çalışan çocukların suça karışmalarını önlemek için mahallelerarası futbol turnuvası düzenlendi. Kasım ayında düzenlenen turnuvaya sokakta çalışan 160 çocuk, 16 takımla katıldı. Turnuvada birinciliği kazanan takıma kupa, derece alan ve turnuvaya katılan tüm çocuklara madalya ile çeşitli spor malzemelerinin bulunduğu hediyeler ile sertifika verildi. Diyarbakır Polisevi’nde düzenlenen kupa törenine Vali Hüseyin Avni Mutlu’nun yanı sıra Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam, Vali Yardımcıları ile kamu müdürleri ve polisler katıldı]]>
<![CDATA[2010 Yılının Şaşırtacak İcatları]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/ozel-haber/cId/2010-yilinin-sasirtacak-icatlari
Beyin okuyan kumanda

Avustralyalı teknoloji firması Emotiv tarafından geliştirilen ‘Epoc’ isimli beyin dalgalarını okuyan cihaz ise bilgisayar oyunlarının düşünce gücüyle oynanabilmesini sağlıyor. Kablosuz olarak kullanılan bu alet, 12 saatlık pil ömrüne sahip ve ABD’de 299 dolara satışa sunuldu. Epoc ile gerçek dünyada 1 ton ağırlığında olan bir kayayı, video oyunlarında beyin gücünüzle kaldırabiliyorsunuz. Bu kumanda ile engelli insanların da bilgisayar oyunlarını rahatlıkla kumanda edebileceği belirtiliyor.

Üç boyutlu televizyon

Yüksek çözünürlük’ten (HD) sonra televizyon yayını konusunda önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddesini oluşturacak olan üç boyutlu televizyonlar da 2010 yılının öne çıkan teknolojileri arasında yer alıyor. Panasonic, Phillips ve Sony’nin üç boyutlu televizyon geliştirme konusunda çalışmalarını tamamlak üzere olduğu belirtilirken, yeni ürünlerin yıl sonuna doğru satışa sunulacağı ve fiyatların HD televizyonlarla aynı olacağı ifade ediliyor.

Tek tip şarj

Cep telefonu kullanıcılarının en büyük sıkıntılarından biri olan şarj cihazı kabusu da, dünyanın en büyük 10 telefon üreticisinin ortaklaşa aldığı karar doğrultusunda sona erecek. Avrupa genelinde 400 milyon cep telefonu sahibinin kullandığı 30 farklı şarj cihazının yerini alacak olan tek tip cihaz sayesinde firmaların ciddi oranda tasarruf etmeleri de öngörülüyor.

Kuzey Afrika’da güneş enerjisi üretilecek

Sahra çölünün sadece yüzde 0.3’ünün güneş panelleriyle kaplandığı halde tüm Avrupa’nın enerji ihtiyacının karşılanabileceğinin ortaya çıkmasının ardından, Almanya’nın önde gelen 20 ‘yeşil enerji’ firması kuzey Afrika’da yapacakları yatırımla 100 gigavat enerji üretmek üzere anlaştı. Dünya Bankası da geçtiğimiz günlerde imza attığı anlaşma ile 2015 yılında, 1 gigawatt üretecek 11 güneş enerji projesi için 5.5 milyar Sterlin vereceğini açıkladı. Bu sayede kuzey Afrika ülkeleriyle birikte; Tunus, Cezayir ve Mısır’ın da ekonomik açıdan katkı göreceği ifade edildi. Ayrıca güneş panellerinde oluşan ısı da deniz suyunu içilebilir suya çevirerek tarımda kullanılmak üzere değerelendirilmesini sağlayacak

Afrodizyaklı çarşaf
  
44 yaşındaki İspanyol dahi Pep Torres tarafından geliştirilen ve nano teknoloji kullanılarak üretilen çarşaf, cinsellik haplarının içerdiği maddelerin, özel kumaş sayesinde deriden vücuda alınmasına yardımcı oluyor. Bu sayede deri ile kana karışan maddeler, yataktaki çiftlerin cinsel isteklerinde artış yaşanmasını sağlıyor. Bu ürünü ilk başta şaka amaçlı geliştirdiklerini söyleyen Torres, “Ürünü seri üretime sokmamız için bize çok baskı yaptılar. Çünkü bu çarşafı test edenler yatağa girdiklerinden seksten başka hiç bir şeye konsantre olamadıklarını söylüyor” açıklamasını yaptı.
]]>
<![CDATA[Fazla Tüketilen Süt Çocuklarda Zeka Gelişimini Etkiliyebiliyor.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/fazla-tuketilen-sut-cocuklarda-zeka-gelisimini-etkiliyebiliyor
Prof. Dr. Mehmet Akif Özdemir, demirin, insan organizmasındaki çeşitli sistemlerin fonksiyonunu yerine getirebilmesi için vazgeçilmez öneme sahip olduğunu dile getirdi.

Demir eksikliğinin tüm dünyada, özellikle de Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde çok yaygın bir halk sağlığı problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özdemir, bu durumun en önemli sebeplerinin yetersiz ve dengesiz beslenme ile bağırsak parazitleri olduğuna dikkat çekti. "Demir eksikliği sadece kansızlık nedeni olmayıp, vücutta enerji metabolizması, sinir sistemi, fiziki performanstan sorumlu adale sistemi ve vücudun enfeksiyonlarla mücadelesini sağlayan savunma sistemiyle yakından ilgilidir" diyen Özdemir, İnsan beyninin en hızlı geliştiği dönem, yaşamın ilk iki yılı olup, ikinci yaşın sonunda beyin gelişiminin yüzde 80-90’ı tamamlandığını anlattı. Özdemir, bu nedenle, bu dönemde çocukların demir eksikliği hastalığına yakalanmaları halinde zekâ gelişiminde kalıcı kayıplara neden olacak hasarlar oluşacağına işaret etti.

Özdemir, şu bilgileri verdi: "Bunu yaygın bilinen şekliyle bir zekâ geriliği şeklinde tarif etmek doğru olmaz. Ancak bu çocukların demir eksiklikleri sonradan düzeltilse bile, genetik kapasiteleriyle ulaşabilecekleri en yüksek zekâ düzeyinin daha altında bir zekâ düzeyine ulaşabilirler. Yani bu çocuklar, bebeklik döneminde demir eksikliğinden korundukları takdirde zekâ seviyeleri daha yüksek olacaktır. Bu nedenle, iki yaş aralığında demir eksikliğini giderme adına kontroller yapılarak, gerekirse ilaçlarla demir takviyesi yapılmalıdır."

Özdemir, okul çağındaki çocuklarda, demir eksikliği nedeniyle, başarıyı olumsuz etkileyen zihni ve fiziki performans düşüklüğü görülebildiğine işaret ederek, "Bu çocukların zekâ düzeyleri, demir eksikliği olmayan kişilere oranla biraz daha düşüktür" ifadesini kullandı.

Anlama kabiliyetleri, fiziki güçleri, problem çözme yeteneklerinin zayıf olduğunu anlatan Prof. Dr. Akif Özdemir, bu durumun, demir eksikliğinin giderilmesiyle tamamen düzelebileceğini anımsatarak, demir eksikliği olan bir atletin bile, adalelerinde oksijen depolayamadığı için adale gücü azalacağına ve çabuk yorulacağına dikkat çekti.

Anne sütünde az olan birkaç madde arasında demirin de bulunduğunu ifade eden Özdemir, "Bu problemin önlenmesi için gelişmiş ülkelerde çocuklara verilen mamalar demir bakımından güçlendirilmiştir. Bizim çocuklarımıza da bu destek sağlanmalıdır. Ayrıca, hamilelere mutlaka demir ve folik asit takviyesi yapılmalıdır" diye konuştu.

Prof. Dr. Özdemir, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı "Demir Gibi Türkiye" projesinin, sağlıklı nesiller yetiştirilmesi açısından önemli katkı sağladığını ve devam ettirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.]]>
<![CDATA[MUTLU YILLAR]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/mutlu-yillar
Geçen 3 yıllık süre içerisinde sizlerin sayesinde kategorisinin en çok ziyaret edilen okul öncesi rehberi olduk. 2012 yılının bizler için çok daha başarılı bir yıl olacağından eminiz.

Bu vesile ile Tüm üye ve Ziyaretçilerimize 2012 yılının mutluluk,sağlık,başarı ve huzur getirmesini diliyoruz.

Saygılarımızla

Çocukyuvaniz.com AİLESİ]]>
<![CDATA[Çocuklu Yılbaşı tatilleri]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/cocuklu-yilbasi-tatilleri
Altınyunus Otel Çeşme

Yetişkinler için sunulan imkanlar: -
Çocuklar için sunulan imkanlar: Kapalı havuz, 01-03 yaş için bayb sitter (extra ücretli), 04-07 yaş için mini club, yılbaşında çocuk büfesi, kayıt deskinde kaydı yapılan 12 yaşına kadar çocuklar özel aktivite ekibi ile eğitici, öğretici ve eğlendirici aktiviteler.
Yetişkinler için ücret: 179 TL ile 199 TL arasında fiyatlar değişiyor.
Çocuklar için ücret: 0-11 yaş ücretsiz
Rezervasyon: SETUR


Bolu Termal Otel (Yarım pansiyon)

Karacasu mevkiinde bulunan konforlu tesiste, 42 derece sıcaklıkta termal suyu bulunuyor.

Yılbaşı gecesi için sahne alacak sanatçı: Aydan Kaya
Yetişkinler için sunulan imkanlar: İnternet erişimi, konferans salonu, bar, fitness center, hamam, çamaşırhane, market, futbol, masa tenisi, oyun salonu, bilardo
Çocuklar için sunulan imkanlar: Çocuk odası, çocuk animasyon, çocuk büfesi, çocuk oyun alanı, kapalı havuz.
Yetişkinler için ücret: 180 ile 330 TL arasında fiyatlar değişiyor.
Çocuklar için ücret: 0-6 yaş ücretsiz, 7-12 yaş 100 TL
Rezervasyon: ETS


Ela Qualty Otel Antalya / Belek

Otelde çocuklar çocuk resepsiyonunda karşılanıyor. Otelde yılbaşı gecesinde; çocuklara özel açık büfe, eğlence odasında sihirbaz show, sinema odası ve uyku odası olacak.

Yetişkinler için sunulan imkanlar: Disko, fitness center, tenis, surf, plaj, mini golf, jet ski, banana, basketbol, bowling, canlı eğlence
Çocuklar için sunulan imkanlar: ÇTüm aile odalarında biberon ısıtıcısı, çocuk restorandı, kapalı havuzu, 01-03 yaş için bebek club, 04-07 yaş için mini club, 08-12 yaş için junior club, 13-17 yaş için gençlik club bulunuyor.
Yetişkinler için ücret: 269 TL ile 279 TL arasında fiyatlar değişiyor.
Çocuklar için ücret: 0-6 yaş ücretsiz 7-11 yaş 140 TL
Rezervasyon: SETUR


Güral Sapanca Wellness Park


Mis gibi orman havasıyla yemyeşil ağaçların arasında kalan bir ortamda huzur ve stressiz bir tatile hazır mısınız?

Yılbaşı gecesi için sahne alacak sanatçı: Zerrin Özer
Yetişkinler için sunulan imkanlar: İnternet Erişimi, bar, kapalı havuz, hamam, sauna, fitness center, güzellik merkezi, jakuzi, balo salonu, doktor, kuaför, kuru temizleme, çamaşırhane, masa tenisi, voleybol, basketbol, jogging, tenis kortu, masaj, oyun odası, bilardo, mini golf, buz pateni
Çocuklar için sunulan imkanlar: Çocuk oyun alanı, çocuk bakıcısı, çocuk havuzu.
Yetişkinler için ücret: 297 TL ile 446 TL arasında fiyatlar değişiyor.
Çocuklar için ücret: 0-6 yaş ücretsiz, 7-14 yaş 196 TL.
Rezervasyon: ETS


Grand Yazıcı Uludağ (Tam Pansiyon)

Yaz aylarında hizmetine ara veren, Grand Yazıcı kış sezonunun en gözde otelleri arasında yer alıyor. Uludağ'ın klasikleşmiş tesislerinden biri olan otelin iki adet pisti bulunuyor.

Yılbaşı gecesi için sahne alacak sanatçı: Öykü&Berk
Yetişkinler için sunulan imkanlar: Kablosuz internet wifi, doktor, kuaför, alışveriş merkezi, çamaşırhane, market, fotoğraf servisi, bar, cafe, oyun salonu, masaj, internet erişimi, konferans salonu, kapalı havuz, bar, hamam, sauna, güzellik merkezi, solaryum
Çocuklar için sunulan imkanlar: Kapalı havuz, çocuk bakıcısı, 4-10 yaş arası çocuklar için mini club .
Yetişkinler için ücret: 3 kişilik odada kişi başı 360 TL.
Çocuklar için ücret: 0-6 ücretsiz, 7-12 yaş 200 TL.
Rezervasyon: ETS ve SETUR


Holiday Inn Bursa (Yarım Pansiyon)

Holiday Inn Bursa, temiz havası, doğası, tarihi yerlere ve sanayi bölgesine yakınlığı ile işadamları ve turistler tarafından tercih ediliyor.

Yılbaşı gecesi için sahne alacak sanatçı: Sefarad
Yetişkinler için sunulan imkanlar: Konferans Salonu, bar, fitness Center, kablosuz internet wifi, kuru temizleme, bar, masa tenisi, oyun salonu.
Çocuklar için sunulan imkanlar: Çocuk Büfesi, çocuk oyun alanı, çocuk bakıcısı.
Yetişkinler için ücret: 150 TL.
Çocuklar için ücret: 0-12 yaş ücretsiz.
Rezervasyon: ETS


Mardan Palace Antalya (Oda+Kahvaltı)

Yılbaşı gecesi için sahne alacak sanatçı: Tarkan
Yetişkinler için sunulan imkanlar: Kapalı restoran, SPA Merkezi, Doktor, kuaför. Snack bar
Çocuklar için sunulan imkanlar: Genel olarak 0-4, 4-12 ve 13-17 yaş arasındaki çocuk ve gençler için her yaş grubuna özel olarak ve konusunda uzman kişiler tarafından hazırlanmış programlar bulunuyor.
Yetişkinler için ücret: Kişi başı 425 TL. (Yılbaşı gecesi gala programı ise ekstra ücretli.)
Çocuklar için ücret: 0-6 yaş ücretsiz
Rezervasyon: ETS


Karinna Hotel (Tam pansiyon)

Kış aylarında da hizmet veren Karinna Hotel, özel kayak parkuru, kayak motorları ve atv'lerle kış aylarında Uludağ'ı keşfetme imkanı sunuyor.

Yılbaşı gecesi için sahne alacak sanatçı: Erkut Taçkın
Yetişkinler için sunulan imkanlar: Konferans Salonu, Kapalı Restoran, bar, hamam, SPA Merkezi, kapalı havuz, fitness center, solaryum, sauna, kablosuz internet wifi, doktor, kuaför, çamaşırhane, emanet kasa, bar, oyun salonu, masaj, atari salonu, atari salonu, bilardo
Çocuklar için sunulan imkanlar: 4-12 yaş arası çocuklar için çocuk oyun yeri mevcut.
Yetişkinler için ücret: 290 TL ile 335 TL arasında değişiyor.
Çocuklar için ücret: 0-6 yaş ücretsiz, 7-12 yaş 167,5 TL.
Rezervasyon: ETS ve SETUR


Kervansaray Termal Hotel (Yarım pansiyon)

Kervansaray Termal Oteli'nin en büyük özeliği, Roma döneminden kalan hatta Bizans kraliçesi Thedora'nın güzelliğinin ve gençliğinin sırrını keşfettiği eski kaplıca adı altında hizmet veren şifa kaynağı kaplıcası.

Yılbaşı gecesi için sahne alacak sanatçı: Nalan Altınörs
Yetişkinler için sunulan imkanlar: Kuaför, bar, internet erişimi, konferans salonu, kapalı havuz, bar, hamam, sauna, güzellik merkezi, solaryum, çocuk bakıcısı
Yetişkinler için ücret: 210 TL ile 230 TL arasında fiyatlar değişiyor.
Çocuklar için ücret: Birinci ve ikinci çocuk için 0-12 yaş ücretsiz
Rezervasyon: ETS]]>
<![CDATA[Kızamıktan ölümler büyük oranda azaldı ama...]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/kizamiktan-olumler-buyuk-oranda-azaldi-ama
Uzmanlar, ancak aşı kampanyalarının sürmesine özen gösterilmemesi durumunda kızamıktan ölümlerin yeniden artabileceği uyarısında bulundu.

Aralarında BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi kimi örgütleri bünyesinde barındıran ve merkezi ABD'de bulunan Measles Initiative kuruluşuna göre, 2000 yılında 733 bin kişinin yaşamını yitirdiği kızamıktan, 2008'de yaklaşık 164 bin kişi öldü.

Büyük çaplı bağışıklama programlarıyla yaklaşık 700 milyon çocuğun aşılanması ve rutin aşıların kapsamının genişletilmesiyle 10 yıldan kısa sürede, kızamıktan tahminen 4 milyon 300 bin ölüm önlendi.

Güneydoğu Asya'da başarı elde edilemed

Kızamıktan ölümlerle ilgili küresel eğilimin gerisinde kalan, aralarında Hindistan, Endonezya ve Bangladeş'in bulunduğu Güneydoğu Asya ülkelerinde ise 2000-2008 yılları arasında bu hastalıktan ölüm oranları yalnızca yüzde 46 geriledi.

Measles Initiative, 2010 yılında, kızamıktan ölümlerin yeniden artmasına neden olabilecek 59 milyon dolarlık maddi kaynak açığıyla karşı karşıya olduklarını açıkladı.

Örgüt, siyasal ve mali taahhütlerin birlikte azalmasının, 2010-2013 döneminde kızamık hastalığı bağlantılı ölümlerin tahminen 1 milyon 700 bini bulması anlamına geleceğini vurguladı.

Çocuklar hala ölüyor

Bu arada, ABD Hastalıkların Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi'nin yöneticisi Thomas Frieden, kızamıktan ölümlerin önlenmesiyle ilgili küresel çaptaki ilerleme etkileyici olurken, özellikle yoksul ülkelerde "tamamıyla önlenebilir" bu hastalıktan günde hala 400'den fazla çocuğun öldüğüne işaret etti.

Kızamığın hızla yeniden ortaya çıkabileceğini belirten Frieden, bu örneğin ABD'de 1989 ve 1991 yıllarında görüldüğünü, bu sürede tahmini 55 bin vaka ve 130'den fazla ölüm meydana geldiğini kaydetti.

Son yıllarda kimi ailelerin, otizme yol açabileceği iddialarıyla ilgili endişelerle çocuklarına aşı yaptırmayı reddetmeleri nedeniyle, ABD ve kimi Avrupa ülkelerinde kızamık vakalarında artış görülmüştü. WHO da çok bulaşıcı bir hastalık olan kızamığın, mücadele çalışmalarındaki herhangi bir hatada hızla yeniden güçlenebileceğine işaret ediyor.]]>
<![CDATA[Hijyen takıntısı çocukların kalbi için tehlikeli]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/hijyen-takintisi-cocuklarin-kalbi-icin-tehlikeli
Britanya basınında yer alan haberlere göre, yapılan yeni bir araştırma, "birazcık kirden zarar gelmez" sözünü doğru çıkardı.

Buna göre, özellikle son günlerde domuz gribi salgını yüzünden kullanımı had safhaya çıkan anti bakteriyel jeller gibi temizlik ürünlerinin kullanımı, bağışıklık sistemlerini zayıflatarak ileride çocukların kalp hastalığına yakalanmalarına sebep olabilir.

Şikago'daki Kuzeybatı Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, 1980'lerin başında 3,327 Filipinli hamile kadının çocuklarının 22 yıl boyunca izlendiği bir çalışmayla ABD'deki benzeri bir araştırma karşılaştırıldı.

Annelerle hijyen ve evcil hayvanlarla temas gibi konulardaki alışkanlıklarla ilgili görüşmeler yapıldı. Doğumun ardından 2 yıl boyunca iki ayda bir anneler ve çocuklarıyla görüşüldükten sonra çocuklar 4-5 yılda bir takip edildi.

Çocuklardaki enfeksiyon hastalıklarıyla diğer hastalıklar, çocukların kilo ve boyları da bu süreçte kayda geçirildi. Bilimadamları, çocukların küçükken yaşadıkları çevrenin yetişkinlikte C-reaktif proteininin (CRP) üretimini nasıl etkilediğine baktı.

Kanda bu proteinin yüksek seviyede bulunması, kalp hastalığının bir göstergesi olarak düşünülüyor.

Kan testleri Filipinli çocukların CRP seviyelerinin, temizliklerine çok daha fazla özen gösterilen Amerikalı akranlarına göre yüzde 80 dolayında daha düşük, dolayısıyla kalp hastalığı risklerinin de daha az olduğu belirlendi.

"Biz Amerikalılar, çocuklarımızı her ne olursa olsun mikroplara karşı korumak gerektiğini düşünürüz" diyen Prof. Thomas McDade, aslında böyle yapmakla çocuklara zarar verildiğini söyledi.

Araştırmayı kaleme alan Prof. McDade, "Daha önce yapılan araştırmaların tersine bizim araştırmamız, hayatın ilk safhalarındaki aşırı temiz, aşırı hijyenik koşulların yetişkinlikte iltihaplanma seviyelerinin daha yüksek olmasına yol açabilir ki, bu da birçok hastalık riskini artırır" dedi.

McDade, insanların sadece son zamanlarda böylesine süper hijyenik ortamlarda yaşadığını hatırlattı.

Kaynak:CNNturk.com]]>
<![CDATA[İmamdan domuz gribine alternatif isim: "Muz gribi"]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/imamdan-domuz-gribine-alternatif-isim-muz-gribi
İmam Çınar'ın açıklaması internetteki video paylaşım sitelerine düştü.

Çınar, "Asırlardır insanoğlu grip oluyor. Aklımız erdi ereli hepimiz her sene en az bir defa grip oluruz. Bazen 7 gün sürer, bazen 70 gün sürer. Gripten kim korkuyordu. Korkuttular bugün. Ben şu anda sizden utanıyorum. Allah'tan korkuyorum. O lanetlenmiş varlığın ismini de ona taktılar. Bilmem ne gribi" dedi.

"Düşündük düşündük..."

İmam Çınar, ardından önerisini açıkladı: "Şimdi düşündük, düşündük bir şey bulduk. Ne bulduk. Onun 'Do' sunu kaldırdık 'Muz'unu tuttuk. 'Muz Gribi'. Bari muz gribi olsun. Çünkü, grip olan insanlar utanmaya başladılar. Etrafımdakiler bana şu gribi diyecekler diye utanmaya başladılar. O lanetlenmişin eti haramdır, yenmez. İsmini bile biz kullanmaktan imtina ediyoruz. Kalktılar şu gribi dediler" dedi.

İmam Çınar, izleyicilerini "dostlarıyla haberleşip gribin adını muz gribi olarak değiştirme" çağrısında bulundu.

"Yeriz biz onu"

Çınar, "Hiç olmazsa muz sevilen bir madde. Baştan beri muz gribi olsaydı adı, insanlar birbirinden korkmazdı. Bulaşacak olan ne; muz. Muz bulaşsın canım. Hepimiz seviyoruz. Yeriz biz onu. Ama öbürü. Öbürü bulaşsın demiyor hiç kimse kimseye. Bugün grip olan kardeşlerimiz isminden dolayı çekingen harekette bulunuyorlar. Niye, şu gribi mi oldun yoksa, diyecekler diye. Korkmaya mahal yok. Allah ne dediyse o olur" dedi.]]>
<![CDATA[Domuz gribine yakalandığını düşünenler ne yapmalı?]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/domuz-gribine-yakalandigini-dusunenler-ne-yapmali
Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Elif Hakko,  domuz gribiyle ilgili sorularımızı yanıtladı.

Hafif hastalanmaya başladığını hisseden bir kişi domuz gribi olabileceği riskiyle en ufak bir burun akıntısı, halsizlikte hemen hastaneye mi başvurmalı?

39-40 dereceye varan ateş, kuru öksürük, vücudun geneline yayılan kas ve eklem ağrısı, bazı kişilerde boğaz ağrısı ve burun akıntısı ile yorgunluk domuz gribinin belirtileri arasında sayılabilir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebiliyor. Bu belirtiler ani olarak ortaya çıkıyor. Ateş, öksürük ya da ağrı şikayetinden ikisi varsa mutlaka bir sağlık kurumuna başvurmak gerekiyor. Risk grubuna girip girmediklerini kişilerin kendileri tespit edemez. Başlangıçta bile zatürre olabileceği  için hekim değerlendirmesi önem taşıyor. Domuz gribine yakalandığınızı düşünüyorsanız şunları yapın:

    * Hastaneye gitmeden önce bir maske edinin
    * Hasta olan kişi ve ona bakan  kişiler de evde maske takmalı
    * Risk grubunda yer alan kişiler hastayla aynı odada bulunmamalı, mümkünse evden uzaklaştırılmalı
    * El hijyenini özel önem verilmeli. Su ve sabunla sık sık yıkanmalı, alkol içeren el dezenfektanları kullanılmalı,
    * Ortak kullanım alanları çamaşır suyu ile temizlenmeli
    * Hastanın bulunduğu oda sık havalandırılmalı

Domuz gribi neden ve ne kadar ölümcül? Neden bu şekilde etkileniyoruz?

Tüm dünyada domuz gribinden ölümler var, olmaya devam ediyor. Ancak biz bu sıralar sadece ülkemizde olanlara yoğunlaştığımız için bunları fark etmiyoruz. Domuz gribinden ölüm oranı binde bir civarında, ölümler genellikle risk faktörü olan kişilerde oluyor. Bu kişiler gebeler, küçük çocuklar, kronik hastalığı olan kişiler ve obezler olarak sıralanabilir.

Ölümlerin nedeni H1N1 virüsünün başka bir hastalığı tetiklemesi olabilir mi? Tetikliyorsa kimler, hangi hastalığa sahip olanlar daha ciddi risk altında?

Gebeler, 0-5 yaş arasındaki çocuklar, 65 yaş üzeri kişiler, kronik hastalığı olan herkes; diyabet ve kalp hastaları, astımı olanlar, böbrek hastaları, nörolojik ve romatizmal hastalıkları olanlar, kanser hastaları risk grubunda bulunuyor. Altmış beş yaş üstü kişilerin de mutlaka hekim tarafından görülmesi gerekiyor. Çünkü hastalığı atlatıyor olmaları sekonder enfeksiyonların olmayacağı anlamına gelmiyor. Arkasından zatürre olabilecekleri için kontrol altında tutulmaları gerekiyor. Ölümlerin çoğu bu ikincil olarak gelişen zatürre ve solunum yetersizliği nedeniyle oluyor.

Toplu kullanılan alanların dezenfeksiyonuna başlandı. Bu gerçekten işe yarayan bir uygulama mı?

Bu tip dezenfeksiyonlar kısa süreli olarak yararlı olabilir ancak yüzey dezenfeksiyonun yerine kişisel önlemler çok daha yararlı. Ellerin sık sık yıkanması, tokalaşma, öpüşme gibi yakın temaslardan uzak durulması, hasta kişilerin evlerinde kalmaları ve kalabalık yerlere gitmemeleri gibi önlemler uygulanabilir.

Kaynak:trendus.com]]>
<![CDATA[Çocuklarda İshalin nedeni ROTA Virüs]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/cocuklarda-ishalin-nedeni-rota-virus
Enfeksiyon ılıman iklimlerde ve kış aylarında daha çok görülür. Kuluçka süresi 1-3 gündür. Rota virüsler ishalin ortaya çıkmasından önceki günlerde ve bulguların ortaya çıkışından 10-12 gün sonraya dek dışkıda atılabilir. Bulaşma ağız-dışkı yoluyla olur. Hastane, okul, kreş gibi toplu yaşanan alanlarda salgınlar yapabilir. Rota virüs oyuncaklarda, eşyaların yüzeylerinde bulunabilir. Solunum yolu ile de bulaşabilmektedir.

Rota virüs enfeksiyonu geçiren bir kişi tekrar Rota virüs ile enfekte olduğunda yine hastalanabilir, ancak tekrarlayan enfeksiyon daha hafif seyreder. Anne sütü ile beslenen bebekle, yenidoğanlar ve 3 ayın altındaki bebekler anneden geçen antikorların koruyuculuğu nedeniyle daha az hastalanırlar. Enfeksiyonu alan yenidoğanlar bazen bulgular ortaya çıkmadan hastalığı atlatabilirler.

Rota virüs aşısı 2 ayın üzerindeki bebeklere, ilk dozu 3. aydan önce başlanmak koşulu ile ağız yolu ile 2 ya da 3 doz olarak uygulanabilmektedir.

Rota virüsler ince bağırsak iç çeperinde yerleşerek bağırsağın emilim ve sindirim özelliğini bozarlar. Genellikle 2 günün altındaki kuluçka dönemi sonrasında ateş ve kusma ile hastalık başlar. Sık sulu ishalle devam eder. Kusma ve ateş genellikle 2. gün azalır, ancak ishal 5-7 gün devam eder. Çocukta değişen derecelerde su kaybı (dehidratasyon) bulguları ortaya çıkar. Dışkı tetkiki ile tanı koyulur. Tedavide amaç kaybedilen sıvı ve vücut tuzlarını yerine koymaktır. İshali durdurucu bir tedavi yapılmaz. Ağızdan alabilen çocuklarda bol su içirilip patates, pirinç, yoğurt, muz gibi ishale uygun diyet, anne sütü, uygun ishal formülleri önerilir. Su ve tuz kaybını yerine koyan ağızdan alınan uygun ishal solüsyonları doktor tarafından önerilebilir. Su kaybı bulguları şiddetli olan çocuklarda serum tedavisine başvurulur.

Hastalıktan korunmak için el yıkama ve bilinen enfekte kişi ile temastan kaçınma en önemli önerilerdir.]]>
<![CDATA[Reflü BEBEKLERDE DE var]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/reflu-bebeklerde-de-var
Çocuklar ve erişkinlerde genel reflü sıklığının yüzde 8 oranında olduğunu söyleyen Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erol Ortaç, özellikle bebeklerde sıkça görülen reflünün 4 aydan küçük bebeklerin yüzde 40 ila 70'inde var olduğunun düşünüldüğünü belirtti. Gastroözofageal reflünün bebeklerde sık olmasına karşın bu yaş grubunda çoğunlukla fizyolojik bir durum olduğunu ifade eden Uzman Dr. Erol Ortaç, "Bebek büyüdükçe ve mide kapak düzeneğini oluşturan yapılar
geliştikçe reflü belirtileri giderek yok olur ve 12-18 ay sonunda nadiren devam eder. Reflünün ortaya çıkışında birçok mekanizma rol oynamasına karşın, yutkunmadan bağımsız, uygunsuz alt yemek borusu kas gevşemelerinin en önemli sebep olduğu düşünülmektedir. Diğer mekanizmalar arasında reflü materyalinin tahriş edici etkisinin yemek borusuna hasar vermesi ve gecikmiş mide boşalması yer almaktadır. Yemeğin içeriği ve asit salgısı reflü miktarı ve özelliklerini etkiler" dedi.

Bebeklerde beslenme güçlükleri, büyüme geriliği, huzursuzluk, kusma ve yutma güçlüğünün sık görülen reflü bulguları arısında olduğunu, çocuklarda tipik reflü belirtilerinin ise mide yanması, bulantı, kusma, yutma güçlüğü ve ağızda asit tadı şeklinde oluştuğunu açıklayan Dr. Erol Ortaç, "Diğer reflü belirtileri mide asit içeriğin burun boşluğu, geniz ve akciğerlere ulaşması ile ortaya çıkar ve boğulma, yineleyen öksürük, hışıltı, hırıltı, astım bulgularında kötüleşme ve yineleyen zatürreleri içerir.
Özellikle gece artış gösteren öksürüklerde reflüden şüphelenilmesi gerekir. Yineleyen sinüzit ve larenjit için de riski anlamlı olarak arttırır. Kronik boğaz ağrısı ve ses kalitesinde bozulma da görülebilir" diye konuştu.

Bebeklerde beslenme yetersizliğine bağlı gelişme geriliği, huzursuzluk ve ağrı sebebi ile beslemeyi reddetmek, solunum ile ilgili sorunlar, yemek borusunda hasara bağlı kan kaybı sonucu kansızlık, tekrarlayan kulak ve sinüs enfeksiyonları gibi sorunların oluşması durumunda tedaviye başlanması gerektiğini söyleyen Dr. Ortaç, "Bebeklerde ve küçük çocuklarda, erişkinlerde kullanılan teşhis yöntemlerinin kullanımı oldukça güçtür. Teşhis, çoğu kez anne babanın anlatımı ve muayene sonucunda konulur. Nadir
durumlarda ilaçlı yutma testi, endoskopi ya da pHmetri kullanılabilir. İlaç kullanımı yalnızca çocuk hastalıkları ya da çocuk gastroenterolojisi uzmanı önerdiğinde ve reflünün sık akciğer enfeksiyonları ya da gelişme geriliği gibi ciddi sorunlar oluşturduğunda düşünülmelidir. Reflünün ciddi sağlık sorunlarına ya da gelişme geriliğine yol açtığı, ilaç kullanımının yanıt vermediği ya da bebeğin büyümesi ile düzelmesi beklenmeyen durumlarda cerrahi operasyon yapılabilir. Etkinliği çok iyidir" şeklinde konuştu.

Ortaç, bebeklerde reflü sorununda alınabilecek önlemleri ve beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken hususları şu şekilde açıkladı: "Öğünler mümkün olduğunca az ve sık olmalıdır. İdeal vücut ağırlığının korunması, akşam yemeklerinin yatmadan en az 2 saat önce yenmesi, yemeklerden sonra en az 2 saat yatar pozisyon alınmaması, yüksek yastık kullanılması alınacak önlemler arasında yer alır. Öğün sonrasında gaz çıkarması için bebeğin karnına basınç uygulanmamalıdır. Bunun dışında asit içeren gıdalar,
domates, gazlı içecekler, kahve, yağlı gıdalar, çikolata tüketiminden kaçınılmalıdır. Öğün sonrası yatırıldığında bebeğin başı gövdesine göre 15-25 derece yukarıda ve başı yanda olmalıdır. Besinlerin koyu kıvamlı olması kusmayı ve reflüyü azaltacaktır. Ticari olarak satılan anti-reflü mamaların yanı sıra kıvam koyulaştırıcılar da bebeğin yaşı ile uyumlu olmak koşulu ile kullanılabilir. Yalancı meme kullanımı salya salgısını artırdığı, mide boşalımını da hızlandırabileceğinden yararlı olabilir."]]>
<![CDATA[İngiliz doktorlar uyarıyor: Trambolinde zıplamak ZARARLI]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/ingiliz-doktorlar-uyariyor-trambolinde-ziplamak-zararli Çocukların beyninde hasar oluşturan trambolinin pratik zararları da varmış. Zıplarken düşüp başını çarpma ve kalabalık trambolinlerde çocukların birbirlerine çarpma riski, trambolinin vereceği zararlar içinde en yüksek ihtimalli olanları.]]> <![CDATA[Çocuğunuzla birlikte neler yapabilirsiniz.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/aile/cId/cocugunuzla-birlikte-neler-yapabilirsiniz
* Çocuğunuzla, sizin çocukluğunuzda oynamayı en çok sevdiğiniz bir oyunu paylasıp oynar mısınız?

* Okuldan eve gelirken birlikte semt pazarı, alısveris merkezi ya da bakkala
uğrayıp alısveris yapmaya ne dersiniz?

* Çocuğunuzla birlikte yemek yapıp servisini çocuğunuzdan yapmasını ister
misiniz?

* Hafta sonu çocuğunuzun da fikirlerini alarak birlikte onun odasının seklini
değistirmek güzel olmaz mı?

* Çocuğunuzla birlikte karsılıklı süt ya da meyve suyu içerek sohbet etmeye ne
dersiniz?

* Gazete ve dergilerden çesitli resimleri kesip A4 kağıt ya da karton sayfalar
üzerine yapıstırarak bir hikaye kitabı yapmak ve hikayeyi birlikte olusturmak
eğlenceli olmaz mı?

* Birlikte kısa bir yürüyüse çıkıp çevremizde olan olaylarla ilgili sohbet etmek ister
misiniz?

*  Çocuğunuzun yatak takımlarını birlikte değistirmeye ne dersiniz?

*  Aksam yemeği için sofrayı hep birlikte hazırlayarak keyifli dakikalar geçirmek
ister misiniz?

* Aksamları çocuğunuzla birlikte mum ısığında duvara çesitli gölgeler düsürerek
gölge oyunu oynamaya ne dersiniz?

* Çocuğunuza yatmadan önce birlikte seçtiğiniz hikaye kitabını dener misiniz?

* Çocuğunuzla karsılıklı “esyayı bul” oyunu oynayabilirsiniz. ( Bu oyunda esyanın
ne ise yaradığını söyleyerek hangi esya olduğu bulunmaya çalısılmaktadır).

* Birlikte ayakkabılarınızı temizlemeye ne dersiniz?

* Kartondan bir maske hazırlayarak, pazartesi günü okula getirebilirsiniz.

* Eve aldığınız bir demet çiçeğin gelisimini ve değisimini birlikte inceler misiniz?

Ayse ESİN
Çocuk Gelisimcisi]]>
<![CDATA[Kış aylarındaki Koruyucu kalkanınız.-Kış SEBZELERİ]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/kis-aylarindaki-koruyucu-kalkaninizkis-sebzeleri
KEREVİZ: Antioksidan olup,sindirim sistemini rahatlatıcı bir etkiye sahiptir.Kerevize özel kokusunu veren fitalid adlı madde, kandaki stres hormonunu azaltır,böylece hem damarların gevsemesini sağlar,hem de kollestrolü düsürür.

LAHANA: En iyi toksin atıcılardan birisi olan beyaz lahana, içerdiği antioksidanlar sayesinde bağırsak kanserine karsı koruyucu bir özelliğe sahiptir. Düsük kalorili,A,B,ve C vitaminleri açısından zengin,bol posa içeren lahananın tohumları da idrar söktürmeye yardımcı olur.

BROKOLİ: Vitamin ve mineral deposu olan brokoli, kalsiyum açısından zengin,lif oranı yüksek, C vitamini deposu olup,kansere karsı koruyucu etkisi yüksek bir sebzedir.

HAVUÇ: A vitaminin ön maddesi olan karotenleri içerir. Bu maddelerin aktif hale geçmesi için, havuç salatasının mutlaka zeytinyağı ile tüketilmesi gerekir.

KARNABAHAR: Karnabahar hem enfeksiyonlara karsı etkin, hem de anti bakteriyel birçok madde içerir. Özellikle kroniklesmis idrar yolu enfeksiyonlarında bilinen en iyi sebzedir. içerdiği bol miktardaki fosfor, osteoporozu önleyici ve kemik olusumunu destekleyici bir etkiye sahiptir.

ISPANAK: A ve C vitaminleri açısından zengin olan ıspanak, çok değerli bir besindir. Mide, karaciğer ve pankreas salgılarını uyarır. Ispanakta demir dısında, magnezyum, fosfor, iyot, potasyum ve sodyum bulunur.

PIRASA: Potasyum, kalsiyum, demir ve fosfor bakımından oldukça zengin olan pırasa, C, B1, B2 ve A vitamini içeriği yüksek bir sebzedir. Böbrek taslarının olusumunu engelleyici maddelere sahip olan pırasa, içerdiği posa sayesinde kabızlığa karsı da kullanılır.

Songül GÖNEN SAKA
Diyetisyen]]>
<![CDATA[Kreş ve Anaokulundaki çocukların saldırgan davranışları]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/kres-ve-anaokulundaki-cocuklarin-saldirgan-davranislari davranıslar bazen bir sebebe bağlı olarak ortaya çıkan kızgınlıktan, kuvvetli bir
engellenmeden dolayı görülmemişse üzerinde durulması gerekir. Çocuk hosnut
olmadığı yasantılarını, sözle ifade edemeyip bu tepkilerle yansıtıyor olabilir.
Saldırgan davranısın arkasındaki neden ne kadar derin ve sıkıntılı ise davranıs
o kadar kalıcı olur.

Anne baba ve öğretmenler bazen böyle davranan çocukları “hangi sebepten bu tepkiyi gösteriyor diye düsünmeksizin “uyumsuz, geçimsiz” olarak tanımlarlar. Çocuğu anlamak için çaba göstermek yerine sürekli hatalı davranısını düzeltmeye yönelirler. Ebeveyler çocuklarına karşı gösterdiği davranışlata özen göstermelidir.

Anne-babaların çocuğu anlamaya çalısması ve ev ortamında yasanan hangi olayların onu böyle davranmaya yönelttiğini arastırmaları gereklidir. Çocuğun duygularını, düsüncelerini rahatça ifade edebilmesi için ona fırsat tanınmalı gerekirse bunun için oyun ortamından yararlanılmalıdır.

Ebeveynler de günlük hayatta birbirlerine olan davranıslarında kırıcı ve sert tutumlardan uzak olmalıdırlar. Bireylerin rahatsızlıklarını sakin ve yumusak bir ifadeyle birbirlerine ilettikleri aile ortamları çocuğa bu konuda en güzel modeli olusturmaktadır.

Kaynak : Psikolojik Danısman Dilek KIRCAOĞLU-Hürriyet 25 Ekim 2008
Hazırlayan : Psikolog Arzu ÖZGÜLDÜR]]>
<![CDATA[H1N1 virüsünden 23 kişi öldüyse 250 bin kişi iyileşti]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/h1n1-virusunden-23-kisi--olduyse-250-bin-kisi-iyilesti
Kamuoyunda oluşan kaygıyı giderecek açıklama yapan Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Hürrem Bodur, "Domuz gribine yakalanan herkes ölmüyor. 23 kişi öldüyse, 250 bin ayaktan grip geçiren insan var." dedi.

Doç. Dr. Hürrem Bodur, Cihan Haber Ajansı'na yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de pandemi yaşandığını, buna bağlı vaka sayısının artığını ifade ederek, vaka sayısıyla birlikte ölüm oranlarının da arttığını söyledi.

Bodur, "Hep ölüm yansıdığı için Domuz Gribi eşittir öldürüyormuş gibi toplumda bir psikolojik hava var. Bir de hep tek tek ölüm rakamları ilave olunca yayınlanınca böyle bir hava oluyor. Buna rağmen hastalıkta bilinmeyen farklı bir durum söz konusu değil. Belki 100 binlerce 200-300 bin civarında normal bu hastalığı hafif semptomlarla atlatan insan da var. Hastalık karakter değiştirdi daha çok ölüme neden oluyor diye bir veri yok." diye konuştu.

100'LERCE VAKA HASTANELERDE İYİLEŞİP GİDİYOR

Sağlık Bakanlığı'nca doğrulanmış vakaların bin 600 civarında olduğunu kaydeden Bodur, bunların içinde 23 ölüm bulunduğunu ancak Domuz Gribi vaka ve ölüm sayısının bu şekilde ortaya konmasının yanlış olacağını dile getirdi.

Buradan 'bin 600 kişi Domuz Gribi olmuş 23'ü ölmüş' diye bir sonuç çıkarmanın hatalı olacağına dikkat çeken Bodur, "Biz son zamanlarda sadece Domuz Gribi ön tanısıyla yatan hastalardan tetkik istediğimiz için Domuz Gribi bu civarda. Ankara'daki hastanelerde günde 5-6 bin Domuz Gribi şüphesiyle müracaat var. Grip benzeri semptomlarla hastaneye başvuranların sayısı. Bunlara test yapılsa çok büyük kısmında Domuz Gribi tanısı çıkacak. Ama bu tanıyı koymanın bir esprisi yok. Çünkü ülkede bir Domuz Gribi var. Biz ayaktan başvuran hastalarda test yapmıyoruz. Toplam rakamı bilmiyoruz. Bilmenin anlamı yok. Çünkü Ankara İstanbul Diyarbakır'da vaka sayısı arttı. Bu ölüm rakamları hastalığın ne kadar yaygınlaştığını gösteriyor." şeklinde konuştu.

Hastanede yatan hastalara gribe yönelik tedavi uygulandığını ve ilaç verildiğini dile getiren Bodur, ağrı ve ateşe yönelik tedavi yapıldığını aktardı.

Gribin üzerine zatürre ve sinizüt ilave ise antibiyotik kullanıldığını söyleyen Bodur, hafif Domuz Gribi geçirenler gebe, çocuklar, yaşlılar, kronik böbrek yetmezliği gibi insanlar ise derhal gribe yönelik antiviral tedavisine başlandığını açıkladı.

TATİL İŞE YARADI OKUL KAYNAKLI SALGIN YOK

Hastalığın yayılmasını önlemek için alınan okul ve dershane tatillerinin işe yaradığının altını çizen Bodur, şunları söyledi: "Okul kapattık neticesi alındı. Okul kaynaklı salgın söz konusu değil. Okullar kapanmadan önce devamsızlık oranı 100 çocuktan 19-20'si okula gelemiyordu. Grip benzeri hastalık sebebiyle. Okullar tatil edildi. Arkasından okullar açıldı. Yine devamsızlık oranlarını takip ediyoruz. Yüzde 1-2'lerde hiç salgın olmayan dönemlerdeki seviyelerde. Okullarımızda okul kaynaklı salgın yok. O gruptaki kümelenmeyi hastalığın yaygınlaşmasının önüne geçilmesi önlendi."

ÖLENLERİN YARIYA YAKINI HİÇBİR RİSK TAŞIMAYAN İNSANLAR

"Ölen 23 vakada sapa sağlam olan var mı?" sorusuna Bodur, altta yatan hiçbir risk faktörü taşımayan insanlar bulunduğu cevabını verdi.

Ölenlerin yarıya yakınının hiç ağırlaştırıcı faktörleri olmayan insanlar olduğunu kaydeden Bodur, Domuz Gribi yaşanan diğer ülkelerde de benzer tablonun yaşandığını aktardı.

Ölen hastaların çoğunun genç erişkinler olduğunu vurgulayan Bodur, ABD hastaneye yatanların yüzde 95'i genç erişkinler olduğunu ölenlerin de kronik rahatsızlığı olmayanlar içinde bulunduğunu belirtti.

Ölenlerin vaka yönetim şemalarını incelediklerini söyleyen Bodur, "Müdahale edilen tedavi edilen grup. Siz ne yaparsanız yapın grip ilacı verseniz de hastalığın seyrini değiştirmiyor bazen. Sağlam insanda da ölümcül olabiliyor." bilgisini verdi.

120 BİN İNSAN AŞI OLDU, HİÇBİR CİDDİ YAN ETKİ YOK

H1n1 aşısı tartışmalarına da değinen Bodur, şu ana kadar 120 bin civarında insana aşı yapıldığını ve hiçbir ciddi yan etki yaşanmadığını aktardı.

Ağrı, geçici duyu kaybı, hafif grip benzeri ufak tefek yan etkilerle karşılaştıklarına vurgu yapan Bodur, "Ciddi ölüm veya yumurta alerjisine bağlı ciddi yan etki yaşamadık. 100 bin rakamı önemli bir rakamdır. 100 binde 1 vaka çıkabilirdi. Ama çıkmadı. Bildiğimiz aşılardan daha fazla riski yok. Bu daha riskli tehlikeli aşı değil." ifadelerini kullandı.

6 AYLIK BEBEKLERE AŞI

Bütün çocuk yaş grubunu genç erişkinleri aşılamak gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Bodur, "aşı yapılacak çocuklarda yumurta alerjisi olup olmadığını nasıl bileceğiz?" sorusuna, "Çocuk alerji uzmanıyla görüşmek lazım. Çok yaygın bir şey değil. Ailede böyle bir vaka varsa bakmak lazım. Evham yapmamak lazım." cevabını verdi.

Altı aylık bebeklerin Sağlık Bakanlığı aşı takvimindeki diğer aşıları olmasının Domuz Gribi aşısına engel teşkil edip etmeyeceği konusunda Bodur, "Çocukluk çağında yapılan diğer aşılar Domuz Gribi aşısı yapılmasına engel değil. 6 ayını geçmişse aşılanacak bir problem yok." değerlendirmesini yaptı.

Bodur, Domuz Gribine karşı şu tavsiyelerde bulundu: "Sigara içmeyin vücut direnicini düşürür, alkole dikkat etmek lazım. Normal aldığımız gıdaları almak gerekir. İyi uyumak lazım. Fiziksel yorgunluk, stres vücudu zayıf düşürür. Bitki çayları bol sıvı alarak grip çözülebilir."
]]>
<![CDATA[Engelli Olduğu Gerekçesiyle Okula Alınmayan Ömer Alikılıç, Okuma Azmiyle Takdir Topluyor.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/engelli-oldugu-gerekcesiyle-okula-alinmayan-omer-alikilic-okuma-azmiyle-takdir-topluyor
Adapazarı ilçesinde yaşayan Ömer Alikılıç'ın okuma ve yazma azmi dikkat çekiyor.
   
İlkokul döneminde başvurduğu okullara engelli olduğu gerekçesiyle alınmayan Ömer Alikılıç'a okuma yazmayı ailesi öğretti. Marmara Depremi'nde ailesiyle birlikte enkaz altında kalan ve bir kardeşini kaybeden Ömer, yaşamında karşısına çıkan tüm olumsuzluklara rağmen hayata umutla bakıyor. Özel bir klavye aracılığıyla bilgisayar kullanan Ömer'in yazdığı şiirler, okuyanların takdirini topluyor.

Baba Mustafa Alikılıç, doğum sırasında oksijensiz kalması sebebiyle spastik engelli doğan oğlunun zeka olarak probleminin bulunmadığını söyledi.

Yürüyemeyen ve konuşamayan oğlunun ihtiyaçlarını kendi başına göremediğini anlatan Alikılıç, oğlunun engellerine karşın çok sosyal ve aktif biri olduğunu belirtti.

Oğlunun ilkokul çağında engelinin fazla olduğu gerekçe gösterilerek okula alınmadığını savunan Alikılıç, "Oğlum vücudunu kullanamıyordu. Ancak zekasında hiç bir problemi yoktu. Buna rağmen okul çağı geldiğinde okula gönderemedik. Engelinin çok olduğu gerekçe gösterilerek okula alınmadı. Psikolog ve sosyologlar eğitim almasının faydalı olacağını söylemesine rağmen okula gönderemedik. Sonrasında ağabeyi, annesi ve benim desteğimle okuma yazmayı söktü. Önce yazdı, sonra da okudu. Çok zeki bir çocuk olduğu için okuma yazmayı çok çabuk kaptı. Önce logolar kullanarak yazmaya başladı ve kendisini bu yolla ifade etti. Devamında biz ona üzerinde 29 harf ile sayıların bulunduğu bir tablo yaptık. İşaret dili ile anlaşıyoruz. Ömer, başka kişilerle tablodaki harfleri tek tek göstererek iletişim kurabiliyor. Oğlum okuma yazmayı öğrenince ısrarlı girişimlerimiz sonucunda bir okula yazdırabildik. Ancak iki gün okula gidebildi. Okuldan ağlayarak döndü. Bize tablosundan okutarak 'Beni okulda hiç saydılar. Bir eşya gibi sınıfta yok saydılar' diyerek ağladı. Bir daha da onu okula götürmedik." diye konuştu.

Okuma yazmayı kavrayan Ömer'in bir rehabilitasyon merkezinde spastik engelliler için yapılan özel bilgisayar programını kullanmayı öğrendiğini kaydeden Alikılıç, oğlunun özel klavye yardımıyla bilgisayarda şiirler yazdığını ve arkadaşlarıyla iletişim kurduğunu ifade etti.

EĞİTİM HAKKINI GERİ VERİN

Oğlunun 2003 yılından beri devlet desteği ile özel rehabilitasyon merkezinde eğitim aldığını kaydeden baba Alikılıç, bir yıldır hastane raporu bulunmasına rağmen özel rehabilitasyon merkezlerinden faydalanmalarının engellendiğini iddia etti.

Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM) yetkililerinin 'Engeli çok, eğitim almasına gerek yok' diyerek oğluna eğitim hakkı vermediğini kaydeden Alikılıç, Ömer'in eğitim hakkının geri verilmesini istedi.

Engelli Ömer ise bilgisayar aracılığıyla yazdığı yazıda eğitim alıp okuma yazmayı öğrenebilmeyi çok istemesine rağmen engelinden dolayı okula alınmadığını kaydetti.

Okula alınmamasının okuma yazmayı öğrenmesine engel olmadığını vurgulayan Ömer, şunları dile getirdi: "Okula gidemedim ama ailemin yardımı ve desteği sayesinde geç de olsa okuma yazmayı öğrendim. Özel bir rehabilitasyon merkezinde öğretmenlerimin de yardımıyla bilgisayar kullanmayı öğrendim. Öğretmenlerim doğum günü hediyesi olarak spastik engelliler için programı olan bir bilgisayar armağan ettiler. Bu bilgisayar hayatımı değiştirdi. Sıkıntılarımı, yapamadıklarımı, özlemlerimi, hayallerimi, gençlik duygularımı yazılara döktüm. Birkaç sene sonra eve internet alınınca yazılarımı engelli sitelerinde yayınlatıp dünya ile paylaşıyordum."

Bu arada internet yoluyla arkadaşlarıyla iletişim kuran Ömer, engelli sitelerinde yayınladığı yazıları okuyan bir kıza âşık oldu. Duygularını şiire döken Ömer, 51 şiir yazdı. Engelli genç, yazdığı şiirleri çıkarmayı düşündüğü 'Saklı Sızı' isimli kitapta toplamayı hedefliyor.

İHA]]>
<![CDATA[Lösemili Çocuklar köyü açıldı]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/ozel-haber/cId/losemili-cocuklar-koyu-acildi
Ankara'ya gelen lösemili çocukların ailelerinin kalacağı Lösemili Çocuklar Köyü düzenlenen törenle hizmete girdi.

Ankara'nın Gölbaşı ilçesindeki köyün açılışında konuşan Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ezer, yapılan köyle büyük bir başarıya imza atıldığını söyledi.


Köyde Ankara'ya gelen lösemili çocukların ailelerinin kalacağı konuk evleri, aile konutları, üretim atölyeleri, spor tesisleri ve kanser araştırma ünitelerinin yer aldığını anlatan Ezer, köyün yapımı sırasında lösemili çocukların ailelerinin de çalıştığını ifade etti.

Lösemili Çocuklar Köyünde tamamen ücretsiz hizmet verileceğini bildiren Ezer, ''Dünyada ilk defa böyle köy yapıldı. Dünyanın lösemili çocuklar için açılan ilk köyü'' dedi.

Kısa süreli tedaviler veya tahliller için gelen ailelerin yararlanacağı Lösemili Aileler Konukevi'nde restoran, toplantı ve spor salonlarıyla ikişer ve üçer kişilik 20 oda yer alıyor.

Lösemili çocukların anne ve babaları için örgü, biçki, dikiş ve diğer el sanatları ile pastacılık, çiçekçilik, çocuk bakıcılığı gibi uğraş atölyeleri de bulunan köyde, ailelere sosyal güvence ve gelir sağlanacak.

Köyde, lösemili ve kanserli çocukların günlük tedavilerinin yapılacağı ünitelerle birlikte modern laboratuvarlar da hizmet verecek.

Çocukların eğitim ve spor faaliyetlerine de önem verilen köyde, anaokulu, ilköğretim ve lise ile konferans salonları, kapalı açık spor sahaları yer alacak.]]>
<![CDATA[Hamile ve çocuklar için H1N1 (Domuz gribi) Rehberi]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/hamile-ve-cocuklar-icin-h1n1-domuz-gribi-rehberi
Dr. Murat Kınıkoğlu, Akşam Gazetesi'nde kaleme aldığı yazıda özellikle hamilleler ve çocuklarla ilgili merak edilen soruların cevabını veriyor..

BİR AİLEDE DOMUZ GRİBİ NASIL SEYRETTİ?

Domuz Gribi ( h1n1 )  şu anda İstanbul'da salgın halinde. Ben her gün birkaç gripli hasta görüyorum, bunların çoğunun H1N1 suşu hastası olduğunu biliyoruz. Şimdiye kadar Domuz Gribi ( h1n1 )  virüsü olduğu laboratuar da belgelenmiş dört kişi gördüm. İki çocuk ve anne babaları. Çocukların rahatsızığı 7-8 gün sürdü, ilk gün ateşleri 39 dereceye çıktı, iki gün içinde düştü ve hastalık bildiğimiz grip gibi seyredip kendiliğinden geçti. Anne babada ateş olmadı ama boğazda yanma, özellikle akşamları kas ve eklem ağrıları yorgunluktan şikayet ettiler. On gün sonunda onların da hiç şikayeti kalmadı. Aslına bakarsanız bende de geçen hafta benzer belirtiler oldu, aldırmadım, spor programımı bile aksatmadım, bir iki gün içinde daha iyi hissedeceğimi düşünüyorum.

 

DOMUZ GRİBİNİN TESTİ VAR MI?

Son günlerde pek çok hastam Domuz Gribi ( h1n1 )  testini soruyor. Domuz Gribi ( h1n1 ) ne özel H1N1 testi Türkiye'de devlete ait iki merkezde yapılıyor. Bu nedenle ben test yaptırmak istiyorum diyerek yaptırma imkanınız yok. Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı açıklamalardan anladığımız kadarıyla bundan sonra test sadece rahatsızlığın ağır seyrettiği düşünülen, yüksek ateş, şuur bulanıklığı, solunum sıkıntıları olan (dolayısı ile hastanede takibe alınan) hastalara yapılacak. Buna karşılık Domuz Gribi ( h1n1 )  geçirip geçirmediğimizi başka bir testle anlayabiliriz.

 

İNFLUENZA A TESTİ NASIL YAPILIYOR?

Özel steril torbaların içindeki ucu pamuklu burun çubukları dört santim kadar burun içine itilerek burun salgısı alınıp özel bir solüsyon içine çözülüyor ve antijen (virüsün kendisi) aranıyor. Sonuç yarım saat içinde belli oluyor.

 

HANGİ TESTLE ANLAYABİLİRİZ?

Grip virüslerinin aynı insanlar gibi aileleri ve sülaleleri vardır. Domuz Gribi ( h1n1 )  virüsü 'İnfluenza A' dediğimiz virüs ailesine aittir. Şöyle anlatayım; Domuz Gribi ( h1n1 )  virüsünün kimliğine baktığınızda adı hanesinde: Domuz Gribi ( h1n1 )  yazar, soyadı kısmında ise : 'İnfluenza A' yazar. Şu anda neredeyse her laboratuvarlarda yapılabilen bir testle virüsün adını göremeyiz ama ama soyadını görebilir, soyadından yola çıkarak bunun adı Domuz Gribi ( h1n1 ) dir diye tahmin edebiliriz. Zaten şu günlerde 'İnfluenza A' testi pozitif olan kişilerin % 90 olasılıkla Domuz Gribi ( h1n1 )  geçirdiklerini biliyoruz.

 

HER GRİP OLAN TEST YAPTIRMALI MI?

Grip olanların bu testi yaptırmalarına gerek yok. Domuz Gribi ( h1n1 ) nin fazla öldürücü olmadığını, normal gripten hiçbir farkı olmadığını biliyoruz artık. Tabii ki ölümler olacak ama daha önceki griplerde de oluyordu, tek fark eskiden haberimiz olmuyordu şimdi hastane önünden canlı yayın yapılıyor. Test pozitif çıktığında farklı bir tedavi de önermediğimize göre boş yere 80-100 TL vermenin bir anlamı yok.

 

KİMLER TEST YAPTIRMALI

Örnekler vererek anlatayım. Bugüne kadarki istatistikler hamilelerde hastalığın daha ciddi seyrettiğini gösterdi. Bu yüzden diyelim eşiniz hamileyse ve sizde de grip bulguları başladı ise İnfluenza A testi yaptırmanız doğru olur. Eğer test pozitif çıkarsa on gün süreyle grip belirtileri tam olarak geçene kadar eşinizin yanına yaklaşmazsınız. Aynı şey yatalak, çok ağır şeker, böbrek hastalarının yakınları için de geçerli. Grip olduklarından şüpheleniyorlarsa eğer imkan varsa hasta ve yaşlı büyüklerinin yanlarına yaklaşmasınlar. Eğer çocuğunuzda grip bulguları ile birlikte yüksek ateş varsa iki gün sabredin. Bu arada paniklemeyin ateş 39 dereceyi geçmedikçe ateş düşürücü vermeyin. Novalgine, Aspirin ve Bebek Aspirini sakın vermeyin. Ateş 39 derce üzerinde ise parasetamol içeren şuruplar veya hapından verebilirsiniz. Ateş üçüncü gün de devam ediyorsa o zaman İnfluenza A burun akıntısı testi yapmanın bir mantığı olabilir. Pozitif çıkarsa doktorunuz çocuğunuzu daha yakın bir takibe alır.

internethaber.com]]>
<![CDATA[Domuz Gribi paniği bitkisel ilaçlara olan ilgiyi arttırdı.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/domuz-gribi-panigi-bitkisel-ilaclara-olan-ilgiyi-arttirdi Domuz gribi aşısıyla ilgili tartışmalar sürerken, vatandaşlar gribin vücut direncini düşürmesi nedeniyle korunmak amacıyla direnci artıran şifalı bitkilerin satıldığı aktarların yolunu tuttu.

Şifalı olduğu belirtilen bitkilerden özellikle bağışıklık sistemini güçlendirici adaçayı, ıhlamur, tarçın, karanfil, yeşil çay, sığır kuyruğu, ısırgan ve papatya tercih ediliyor.

Gaziantep’teki tarihi Köşker Çarşısı’nda bitkisel ürünler satan Bülent Bilici, “Son dönemde Domuz gribi nedeniyle çok sayıda vatandaş grip ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitkisel ürünler alıyor” dedi.

Domuz gribinin önlem alınmadığı takdirde zatürreeye çevirip tehlikeli bir hal aldığını anlatan Bilici, “Bize bununla ilgili sorular soruyorlar. Biz de bağışıklık sistemini güçlendirici adaçayı, ıhlamur, tarçın, karanfil ve zencefil gibi bitki türlerini öneriyoruz. Çünkü bu tür kökler vücuttaki bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek iltihaptan ve diğer rahatsızlıklardan koruyor. Ama vatandaşların bunları temin ederken, bilinçli yerlerden almalarını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

Bilici, şifalı ot türlerinin 3-4 dakika demleme yöntemiyle içilerek, kök türü bitkilerinin ise suda 10 dakika kaynatılarak şeker veya limonla tatlandırılıp içilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Hangi bitki neye iyi geliyor?

Zencefil: Kan dolaşımını uyararak solunum yolu rahatsızlıklarında ısıtıcı ve sakinleştirici etkiye sahiptir.

Ada Çayı: Bademcik iltihabında yapılan gargara gerçek bir yardımcıdır. İçeriğindeki cineol, öksürüğü engeller. Antibiyotik özelliği vardır. Yabani olmayan adaçayının kullanılması tavsiye ediliyor.

Isırgan:
Otu ve çayı bahar nezlesi yani alerjik nezleye iyi gelir. Soğuk algınlığına yatkınlığı engeller. Isırgan otu, A, B, C vitamininin yanı sıra demir içeriğinden dolayı güçsüzlüğe de iyi gelir. Aşırı üşütmelerde solunum yollarının açılmasını sağlar.

Karanfil:
Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar.

Kekik: Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.

Papatya: Her derde deva bir bitki. Tahriş olmuş, temizliğe ve ferahlamaya ihtiyacı olan ciltler için ideal. Kurutulmuş papatyalardan hazırlanmış bir losyonla gözlerinize yapacağınız kompres şişkinliğini alıyor.

İğde çiçeği: Kuvvet verici ve antiseptiktir. C vitamini deposudur. Gribe karşı etkilidir.

Meyankökü:
Grip, nezle, anjin ve nefes darlığına faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür.

Kaynak:istanbulhaber.com]]>
<![CDATA[Çocuklarda sindirim sistemi dostu Bifiform Türkiye'de]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/cocuklarda-sindirim-sistemi-dostu-bifiform-turkiyede
Bu yıl 53. düzenlenen Türkiye Milli Pediatri Kongresi’nde probiyotiklerle ilgili önemli bilgilerin paylaşıldığı bir uydu sempozyumu düzenlendi. Ferrosan, tıp dünyası ile çeşitli klinik çalışmaları paylaştı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı-Pediatrik Gastroentroloji ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Raşit Vural Yağcı tarafından yönetilen sempozyumda, ikibinli yıllarda beslenme ve sindirimle ilgili gelişmeler aktarıldı, Bifiform’un özellikleri konusunda çocuk doktorlarını aydınlatıldı.

Sindirim sistemi ile ilgili sizin ya da çocuğunuzun şikayetleri varsa nedeni mide-bağırsak mikro florasındaki dengesizlik olabilir. Sindirim sistemi problemlerini önlemeye yardımcı olan Bifiform, mide-bağırsak mikroflorasının dengesini kurarak kolik, gaz, kabızlık, ishal gibi rahatsızlıkları azaltıyor. Birçok ülkede ailelerin sindirim dostu olarak kullandığı Bifiform Drops ve Bifiform Sachet artık Türkiye’de de bulunuyor.

Yenidoğan bebeklerde mide-bağırsak mikroflorasının gelişiminin yetersiz olması, gerekli probiyotiklerin eksik bulunması, ilerleyen zamanda bağırsak rahatsızlıkları, sindirim problemlerine sebep oluyor. Anne ve çocuk sağlığı konusunda yenilikçi besin destek ürünleriyle öne çıkan Ferrosan’ın geliştirdiği Bifiform, özellikle yenidoğan bebeklerde görülen kolik sancılara çözüm oluyor.

Mikrofloranın gelişiminin yetersiz olduğu bebeklerde, çocuklarda ve hatta yetişkinlerde görülen sindirim sistemi rahatsızlıklarına çözüm olarak önerilen Bifiform, çoğu kişinin sıkıntı çektiği gaz, kabızlık, ishal gibi rahatsızlıkları, içinde bulunan faydalı probiyotikler sayesinde azaltıyor.

İçeriğinde bulunan probiyotiklerin bağırsak florası gelişimini destekleyerek sindirim sistemi rahatsızlıklarına karşı korumaya yardımcı olduğu klinik deneylerle kanıtlanmış. Eczanelerde bulunabilen Bifiform’un iki farklı alternatifi bulunuyor; Bifiform Drops ve Bifiform Sachet.


Bifiform Drops, bebek ve çocuklar için özel olarak formüle edilmiş, mide-bağırsak mikro florasının normal gelişimini sağlayan, sindirim sistemi hastalıklarına karşı koruyan, klinik çalışmalarla etkinliği kanıtlanmış probiyotikler içeren, sıvı formda doğal bir gıda takviyesidir. Sezeryanla doğan ya da mama ile beslenen bebeklerde görülebilecek gastrointestinal ve immünolojik bozukluklara karşı bebeği korumaya yardımcı oluyor.

Bifiform Sachet ise probiyotik bakteri, prebiyotik bileşen ve B1, B6 vitaminleri içeren sinbiyotik bir gıda takviyesidir. Suda eritilerek içilen Bifiform Saşe çocukların ve yetişkinlerin sindirim sistemini düzenlemek, bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanılıyor. Çocukların ve yetişkinlerin bağırsak florasının dengesini sağlayarak gaz, ishal, kabızlık gibi sindirim problemlerinin önlenmesinde ve tedavisine yardımcı oluyor.]]>
<![CDATA[Çocukların çocuklara satış yapacağı pazar yeri kuruluyor]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/ozel-haber/cId/cocuklarin-cocuklara-satis-yapacagi-pazar-yeri-kuruluyor
31 Ekim-1 Kasım 2009, Cumartesi-Pazar günlerinde 13.00- 18.00 arasında Meydan Alışveriş Merkezi -Ümraniye'de düzenlenecek etkinliğe özel ve devlet okullarından 7-14 yaş arasındaki çocuklar katılacaklar. Katılımcı her çocuk en az 2 oyuncağını\kitabını imkanı olmayan çocuklarla paylaşmak üzere Hediye Sandığı'na bağışlayacaklar. Hediye Sandığında toplanan bu oyuncaklar\kitaplar Çocuk Esirgeme Kurumları'na dağıtılacak.

Doğa Koleji'nin ana sponsorluğunda gerçekleşecek projenin amacı; hem çocuklara satış yapma, para kazanma deneyimi yaşatma, hem de "Hediye Sandığına" bırakacakları hediyelerle imkanı olmayan çocuklara destek olmak. Aktivite ile eğlendirirken aynı zamanda bilinç arttırıcı bir etkinlik olması hedefleniyor. Etkinliğe katılım ücretsiz ancak kontenjanlarla sınırlı olduğu için rezervasyon gerekiyor.

Detaylı bilgi ve başvuru için: 0212 281 25 88]]>
<![CDATA[Çocuğunuz için doğum günü mekanları]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/cocugunuz-icin-dogum-gunu-mekanlari Çocuğunuzun doğumgünü için nerede parti yapacağınıza ve konseptin ne olacağına bir türlü karar veremiyor musunuz? O zaman Pudra.com olarak sizler için seçtiğimiz bu çok özel parti mekanlarına bir göz atın, parti paketlerinin detaylarından size uygun olanı bulun…

Santralistanbul

Çocuğunuza ve arkadaşlarına hem eğitici hem eğlenceli bir doğumgünü ortamını Santralistanbul’da yaşatabilirsiniz. 6-11 yaş grubu çocuklara yönelik program kapsamında, çocuklar önce, Enerji Müzesi turuna katılarak buradaki türbin-jeneratör grupları ile tanışıyor. Kontrol Odası'ndaki panoları, göstergeleri inceliyor, en alt kattaki "Enerji Oyun Alanı"nda ise Kızılötesi Kamera ile dünyaya bir yılanın gözüyle bakıyorlar. Yağmur Masası'nda yağmurun sesini dinliyor, Enerji Bisikleti'nde pedal çevirerek elektrik üretiyor, Plazma Küre'de paratoner oluyor ve daha pek çok etkileşimli ünitenin yer aldığı bu alanda turlarını tamamlıyorlar. Ardından, kendi gözlemlerini de katarak Enerji Müzesi'nin 3 boyutlu maketini yapacakları bir atölye çalışmasına katılıyorlar. Doğumgününe özel bu program ile çocuklar unutulmaz bir deneyim yaşıyorlar.

Adres: Eski Silahtarağa Elektrik Santrali Kazım Karabekir Caddesi no:2/6 Eyüp – İstanbul
Tel: 0212 444 0428
Web: www.santralistanbul.org

Baby Symphony

Baby Symphony Ayça Tekin Keleşoğlu tarafından 2005 yılında kurulmuş, 4 ay – 4 yaş arasındaki çocuklara klasik müzik bazlı özel eğitim programı sunan bir merkez. Çocuklara müzikler ve enstrümanlar eşliğinde eğitici programlar sunan Baby Symphony’de doğumgünü partileri de müzikli bir şekilde kutlanıyor. Bebek’teki adresinde veya sizin istediğini bir yerde (ev, otel, vs) Pazar günleri veya Cumartesi öğleden sonra doğumgünü partileri de yapılmaktadır. Bir ders maksimum 10 çocuk için ve 40 dakikadır. 10 çocuk üstü gruplarda 2 grup uygulaması yapılır. Bu arada parti burada yapılmayacaksa, doğumgünü yapılacak yerde mutlaka piyano bulunması gerektiğini de hatırlatalım. Daha detaylı bilgiler için Baby Symphony’nin web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Adres: Mecidiye Caddesi no: 60 / 10 Tarabya – İstanbul
Tel: 0212 299 3035
Web: www.babysymphony.com

Cıvıl cıvıl

“Küçükler için oyun ve parti evi, büyükler için bahçe ve kafe” konseptli Cıvıl Cıvıl oyun ablaları gözetiminde, saatlik bakımdan doğum günü partilerine ve okul sonrası bakıma kadar pek çok hizmet veriliyor. Doğumgünü partilerine bakarsak… Çocuklar için özel menünün yanı sıra, büyükler için bir kaç çeşitten oluşan açık büfe ikramı yapabilirsiniz. Çeşitlerin ne olduğuna siz karar verebilirsiniz, dilerseniz çeşit ve menü seçimini onlara bırakabilirsiniz. Açık büfe ikramlarında sınırsız çay, kahve ve limitli soğuk içecekler de verildiğini belirtelim. Partinin temasına göre, özel kostüm ve süsleme isteyebilir, hatta palyaço veya animatör da talep edebilirsiniz. Doğum günü partilerini 3 saat için yapıyorlar. Hafta içi 9:00 - 20:00 arası dilediğiniz bir 3 saat seçebilirsiniz, ancak hafta sonu sadece 15:00-18:00 veya 16:00-19:00 saatlerini seçebilirsiniz. En iyi doğum günü pastalarının, alıştığınız ve kalitesini bildiğiniz pastanelerde hazırlanacağını düşündüklerinden dolayı paketlerinin içinde doğumgünü pastası yer almıyor.

Adres: Rüzgarlıbahçe Mah. Serçe Sokağı No: 2 Kavacık / Beykoz – İstanbul
Tel: 0216 680 3317
Web: www.civilcivil.biz

Playcafe

Benzersiz doğası, bahçesi, terası ile adeta şehrin ortasında saklı kalmış bir cennet olan Playcafe'de, çocuklarınıza eşsiz bir doğumgünü partisi armağan edebilirsiniz. Pony'lerden tutun, Outdoor alanında bir maceraya, Safari'den Disco'ya kadar, çok farklı tatlar alabilecekleri, özel doğumgünü kutlamalarına ev sahipliği yapan Playcafe’de 5 farklı parti paketi bulunuyor. Kapalı oyun parkında animasyon, seçtiğiniz temalarla süslenmiş kapalı oyun parkında animasyon, rengarenk mekanda mini atölyeler, hediyeli partiler gibi birçok konseptin yanı sıra; bir de disko partisi yapabiliyorsunuz. Onda da karartılmış mekanda, yanar döner ışıklar altında, çılgın müziklerle dans edip, plastik kadehlerimizde Punch'larımızı yudumluyoruz. Temalar arasında ise yarış arabaları, peri masalı, denizaltı dünyası, çiftlikteyiz, orman krallığı, köpeklerin dünyası, korsan gemisi, dinazorlar çağı, çiçek dünyası, spiderman gibi konular var.

Adres: İstanbul Atlı Spor Kulübü 3 yol mevki Maslak – İstanbul
Tel: 0212 286 4730
Web: www.playcafeistanbul.com

Lilliput

Lilliput, çocukların güven içinde, profesyonel gözetim altında, özgürce koşup oynayabilecekleri bir düş ülkesi. Büyükler için de, kendilerine ayırabilecekleri serbest saatler yaratan bir zaman makinesi. Doğum günleri, Lilliput partileriyle minik karnavallara dönüşüyor. Lilliput doğum günü partileri 2-12 yaş arası çocuklar için düzenlenebiliyor. Parti programlarında, uzman animasyon kadrosu tarafından canlandırılan oyunlar, hokkabazlar ve palyaçoların yanı sıra, parti dekorasyonu, istediğiniz türde muhteşem doğum günü pastaları, sınırsız yiyecek ve içecekler de yer alıyor. Çocuğunuzun özel günlerinde Lilliput, sizin adınıza her detayı düşünerek profesyonelce organize ediyor, size sadece çocuğunuz için uygun hediyeyi seçmek kalıyor. Lilliput’un Bebek’te bir merkezi, Tarabya’da ise bir başka şubesi bulunuyor.

Adres: Cevdetpaşa cd. No 31/1 Bebek – İstanbul (Bebek parkı karşısı)
Tel: 0212) 263 7378
Web: www.lilliput.com.tr

Gymboree Play Music

Gymboree Play Music olarak 30 yıldan fazla bir zamandır 0-5 yaş grubu çocuklar için kendine güven ve yaratıcılık teşvik eden bir merkez. 30'u geçen ülkede 550 merkeze sahip Gymboree Play Music’de uzmanlar tarafından hazırlanmış program, çocukların yaşlarına uygun aktiviteler yaparak sosyal, bilimsel, fiziksel yeteneklerini oynayarak gelişmeye yardımcı oluyor. Düzenledikleri eğlenceli partiler için web sitelerinde şöyle diyorlar: “Birbirinden farklı doğumgünü paketlerinin sunulduğu merkezimize herkesi çağırın ve bırakın biz onları renkli paraşütümüz, tünellerimiz ve çoşkulu öğretmenlerimiz ile şaşırtalım”. Birinci Yaş Partisi, Çiftlik Hayvanları, Denizde Macera, Mutfaktayız, Ormanda Safari, Küçük Kahramanlar, Prenses Oyunevi, Tren Partisi, Spor Partisi, Müzik Partisi, Resim Partisi gibi konseptler yer alıyor.

Adres: Konaklar Mah. Meseli Sok. No:8 4.Levent / İstanbul
Tel: 0212 282 7666
Web: www.gymboreeturkey.com

Joyfull House

Çocukların yeteneklerini kullanmalarındaki yolculuklarında onlara destek olmakla beraber aileleri okul öncesi yaşlarda yetenek geliştirmenin önemi hakkında bilinçlendirmek amacıyla kurulan Joyfull House’da doğum günü partileri de düzenlenebiliyor. “'Keşke istediğim hayal kahramanları doğumgünümde benimle ve arkadaşlarımla oynasa... Her yer rengarenk balon olsa, tabaklarım, bardaklarım ve masam resimler ile dolsa… En sevdiğim, tadına bayıldığım, rengarenk kurabiyeler, pastalar ve yemekleri yesem... Annem, babam, kardeşlerim, arkadaşlarım ve tüm büyüklerim de bu güzel günü benimle paylaşsa... Öyle bir gün yaşasam ki hiç mi hiç unutmasam, bir de annem ve babam bu güzel günümde hiç yorulmasalar, benim kadar doğumgünümün doya doya tadına varsalar...” İşte Joyfull House çocuklarınızın bu hayalini gerçekleştiriyor.

Adres: Dilek Yıldızı Sokak NO:5 Etiler
Tel: 0533 961 31 88
Web: www.joyfullhouse.com

Kidszone

Kidzone, 0-12 yaş grubu için hazırlanmış bir çocuk aktivite merkezi. Çocuğunuzun doğum gününde bir kovboy mu yoksa çay partisindeki küçük bir hanımefendi mi olsun? Ya da Kidszone’un aktivite mekanlarında, gym parti veya cooking parti mi yapmak istersiniz? Aktivite veya karakter temalı doğumgünü partilerinde; kostüm, süsleme ve temaya uygun oyunlar eşliğinde, çocuğunuz ve siz unutulmaz anlar yaşayacaksınız. Mekanda 50 m2 orman temalı oyun grubu, 30 m2 tırmanma duvarı, çocuklar için jimnastik, çocuk mutfağı, sanat atölyesi, İngilizce oyun grupları, satranç, pazar brunchları, saatlik oyun hizmeti, kapalı devre kamera sistemi, çocuk gelişimi üzerine sohbetleri, doğum günleri için temalı partiler, minikler için oyun köşesi yer alıyor.

Adres: Demiryolu Tuğlacıbaşı Sokak Burç Sitesi C Blok No:19 Feneryolu – İstanbul
Tel: 0216 450 6644
Web: www.cocukaktivitemerkezi.com]]>
<![CDATA["Domuz Gribi Alarmı" tartışma yarattı.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/domuz-gribi-alarmi-tartisma-yaratti
Başarı oranı kuşkulu olan bir aşıya toplumu teşvik etmenin yanlış olduğunu savunan eski bakanlar ve meslek örgütleri temsilcileri, paniğe neden olacak şekilde alarm vermenin de kabul edilemeyeceği görüşünde
 
Domuz gribi aşısı geliyor
 
Panik yaratma tedbirini al


* Rıfat Serdaroğlu (Eski Sağlık Bakanı): Sayın Bakan’ın İzlediği strateji doğru değil. Azrail’in Türkiye temsilcisi gibi konuşuyor. AKP’li yöneticilerin her zaman yaptığı yöntemle, iktidardayken muhalefet görevi yapıyor. ’Aşılama olmazsa 5 bin 300 kişi ölecek’ diyor. Sağlık Bakanı’sın, al tedbirini. Bence bu stratejinin altında, ekonomik durum ve demokratik açılımla ilgili sıkıntıları perdelemek, gündem değiştirmek yatıyor. Sağlık Bakanlığı Türkiye’de en teşkilatlı bakanlıklardan biridir. On binlerce birimi, 400 binin üzerinde personeli var. Nerelerdir hassas bölgeler? Yurtdışı girişleri mi, okullar mı? Alırsın tedbirleri, uygularsın, bu arada vatandaşı da bilgilendirirsin. Panik yaratmadan. Ne yapılması gerektiğini anlatırsın. Ortada bir şey yokken alarm zili çalmanın anlamı yok. Halkta paniğe yol açılması yanlış.
 
Bu aşı ne kadar başarı sağladı?


* Halil Şıvgın (Eski Sağlık Bakanı): Bakanlık aşı olursa şu kadar, olmazsa bu kadar kişi hastalanacak veya ölecek senaryosunu hangi ölçekte neyi baz alarak yaptı belli değil. Sayın Bakan bu açıklamayı yaparken, dayandığı prensipleri açıklamış olsaydı tereddüt olmazdı. Bir de aşıdan bahsediliyor. Ama dünyada uygulaması çok yeni olduğu için bu aşının başarısının ne ölçüde olacağı şu anda meçhul. Sayın Bakan’ın açıklamaları, ne ölçüde başarılı olacağı meçhul aşının olunmasını teşvik için uygulanan bir strateji çerçevesinde olabilir. Amacı tartışma yaratarak toplumda bu hastalığa karşı farkındalık yaratmak olsa da ben bugün o koltukta otursam, böyle konuşmazdım. Ben olsam açıklama yapmayı bürokratlara bırakırdım. Çünkü bakanların konuşması siyasi anlamda değerlendirilir. O yüzden hep eleştiriler ve aksi ispatlanmaya çalışılır. Sayın Bakan herhalde bu reaksiyonları hesaplamıştır.
 
Sağlık Bakanıbu salgını önlemeli


* Osman Durmuş (Eski Sağlık Bakanı): Ahlaksızca bir yaklaşım. Bir bakanın görevi, çıkacak muhtemel salgının reklamını yapmak değil o salgını önlemektir. İnsan sıkılır. Bu ülkede 43 milyon aşı siparişi veriyorsan, bu ben ’bakanlık yapamıyorum’ diye ilan etmektir. Sayın Bakan’ı dinleyince hekimliğimden, bakanlığımdan utandım. Şu açıklamaları duyup da millet nasıl ayaklanmaz, tıp fakülteleri, bilim adamları nasıl ayaklanmaz, tepki göstermez şaşıyorum. Merak ediyorum dünyada Türkiye’den başka 40 milyon aşı siparişi veren başka bir ülke var mı? Ülkenin kaynakları bir yerlere aktarılmak için peşkeş mi çekiliyor?
 
Halkta korku değil güven yaratmalı


* Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Eriş Bilaloğlu: Sayın Bakan, Türkiye’yi bu süreçte yönetecek, çekip çevirecek yetkili otorite. Dolayısıyla bu sözleri söylerken yaratabileceği etkiyi de hesaplamalı. Böyle bir konuda Bakan bir açıklama yapıyorsa, onun açıklamaları paniğe yol açıcı değil, önlem almaya yönlendirici olmalı. Bu süreci yönetecek yetkili otorite olarak sözlerinin vatandaşta güven duygusu yaratacak nitelikte olması gerekir. Böyle bir konuda vatandaşa olabildiğince net ve tartışmasız bilgileri vermek gerekir. Açıklık önemlidir ve doğrudur. Ancak kamuya mesaj verirken, bilimsel olarak da tartışmalı konuları bir yana bırakıp, uygun bir şekilde anlatmalı.
 
 
Salgın çok ciddi ölümler artabilir uyarılar yerinde
 
Bakanın verdiği alarmı destekleyenler de oldu. Bazı uzmanlar, salgın riskinin küresel boyutta ve çok büyük olduğuna dikkat çekerek, “400 bin vakayı etkilemiş, 4 binden fazla ölüme neden olmuş bir hastalık için böylesi uyarılar yapılması çok yerinde. Vatandaş dikkate almalı” dedi
 
Program uyarıcı halk bilgileniyor


* Prof Dr. Levent Akın (Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Uzmanı): Halkın aralık ayında pik yapması beklenilen domuz gribi salgınına karşı uyarılıp şimdiden bilinçlendirilmesi gerekli. Salgın tüm Türkiye’yi sardığında bu iletişim programı uyarıcı olmaktan çıkacak ve halkı doğrudan direktiflerle yönlendirecek. Şu an yapılan her şey koruyucu önlemlerdir. Halka salgın olabilir dikkat edin uyarılarıdır. Kişisel koruyucu önlemlerin ciddiye alınması ve vatandaşın gündemine girmesi gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı uyarıları iletişim uzmanlarıyla çalışması doğrultusunda yapmaktadır. Bugün yapılan basit uygulamaları halk benimsemelidir ki daha ileri aşamalarda az sorun yaşayalım. Tüm dünyada önlemler böyle gerçekleşir. Aralık’ta domuz gribi salgını Türkiye’de yükselecektir, şimdiden bunun önlemini almak en doğru ve bilimsel uygulamadır.
 
Bakanlığın yöntemi doğru


* Prof Dr Serhat Ünal (Hacettepe Üniversitesi İç Hastalıklar Ana Bilim Dalı Başkanı): Kuzey yarım küre için grip mevsiminin başladığı bu aylarda uyarılar her zaman yapılır. Domuz gribi riski ve tehlikesi de göz önüne alındığı zaman Sağlık Bakanlığı halkı bu konuda doğru yöntemlerle uyarıyor. 400 bin vakayı etkilemiş, 4 binden fazla ölüme neden olmuş bir hastalık için böyle uyarılar yapılması çok yerinde. Bakanlık bugüne kadar kuş gribi deneyimini de katarak domuz gribiyle iyi mücadele etti, bugün de uyarılar ve önlemlerle şimdiden mücadeleyi sürdürüyor. Vatandaşlarımız Ekim-Mart ayları arasında Sağlık Bakanlığı’nın tüm uyarılarına dikkat etmeli ve ciddiye almalıdır. Bu uyarılar ileride domuz gribinin ülkemizi daha az etkilemesine neden olacak koruyucu önlemlerdir.
 
Avrupa aşıya çoktan başladı


* Prof. Dr. Rıza Durmaz (Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkez Başkanlığı Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı): Politikacılar sağlık ve enfeksiyon konularında geç açıklama yaptıkları zaman açıklamalarının değeri kalmıyor. Bu yönüyle Sağlık Bakanı’nın açıklaması bir açıdan politik. Ancak diğer yandan Dünya Sağlık Örgütü (domuz gribi konusunda önlem alınmazsa sonucu gribin yayılacağı ülkelerde pahalıya mal olabilir ve insan kaybı büyük olur uyarısı yapıyor. Fransa ya da Almanya gibi ülkeler domuz gribi aşı programlarına çoktan başladı. Sağlık Bakanı Akdağ’ın belirttiği olası insan kaybı rakamları da bilimsel verilere dayanıyor. Yani açıklama erken değil tam yerinde ve zamanında yapılmıştır.
 
Uyarı yapmanın hiçbir zararı yok


* Prof Dr. Haluk Eraksoy (İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı, Pandemi İzleme Bilim Grubu Üyesi): Türkiye’nin pandemik influenza (grip salgını) acil durum planı vardır. Bu plan doğrultusunda ülkemizde domuz gribinin yayılma hızı, tahmini bulaşma ve ölüm rakamları projekte edilmiştir. Bakan’ın açıkladığı ve vatandaşları uyardığı rakamlar bu plan çerçevesindedir. Tüm dünyada ilgili sağlık otoriteleri -Türkiye’den az da olsa- bu konuda açıklamalar yapıyor. Aslında şimdiden bu uyarılar için erken. Dünya Türkiye’deki kadar H1N1’e odaklanmış durumda değil. Uyarı yapmanın bir zararı yok, hiç yapılmamasından daha iyi. Asıl uyarılar domuz gribi aşısı Türkiye’ye gelince yapılmalı önlemler de hastalık Türkiye’yi vurunca arttırılmalıdır. Özellikle Kasım, Aralık ve Ocak aylarında Sağlık Bakanlığı’na bugünkü performanslarından daha fazla iş düşüyor.

Kaynak :Mynet Haber]]>
<![CDATA[Hamilelikte içilen sigara ergenlikte psikoz nedeni]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/hamilelikte-icilen-sigara-ergenlikte-psikoz-nedeni  
Britanyalı bilim adamlarının yaptıkları araştırmada, gebelikleri sırasında sigara içen kadınların çocuklarını, ergenlik döneminde psikoza girme riskine soktukları belirlendi.

Britanya'daki 4 üniversiteden araştırmacılar, 12 yaşındaki 6356 çocuk üzerinde yaptıkları araştırmada, çocukları halüsinasyon ve kuruntu gibi psikotik semptomlar açısından değerlendirdi.

British Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırmada, bu çocukların yüzde 11'inin (734 çocuk) kesin veya şüpheli psikoz semptomlarından muzdarip oldukları, psikozluların yüzde 19'unun annelerinin hamilelikleri sırasında sigara içtiği belirlendi.
 
Araştırmayı yöneten Cardiff Üniversitesi Tıp Okulu'ndan psikiyatr Stanley Zammit, anneler ne kadar çok sigara içerlerse çocuklarının psikotik semptom göstermesi riskinin o kadar fazla olduğunu söyledi.

Zammit, "Tahminimizce, bu gruptaki çocukların yüzde 20 kadarı, anneleri sigara içmeseydi psikotik semptom göstermeyecekti" dedi.

Annenin sigara içmesiyle çocuğun psikoza girmesi arasındaki bağlantının nedeni açık değil ancak Zammit bunun, anne karnında tütüne maruz kalmanın bebeğin dikkat, idrak ve tepki yetenekleri üzerinde etkisinden kaynaklanıyor olabileceğini belirtti.

Daha önce yapılan araştırmalar da gebelikte sigara içen annelerin çocuklarının kalp rahatsızlıklarından ani bebek ölümü sendromuna ve düşük kilolu doğmaya kadar birçok riske maruz kaldıklarını göstermişti.
 
Kaynak:Anadolu Ajans]]>
<![CDATA[Türk Telekom İle Nette çocuk var.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/turk-telekom-ile-nette-cocuk-var
Türk Telekom, müşterilerinin hayatını kolaylaştıran yenilikçi ürün ve servislerine bir yenisini daha ekledi. Türk Telekom tarafından geliştirilen ‘NeTTe Çocuk Var’ hizmeti ile çocuklarının interneti güvenle kullanmalarını isteyen aileler yeni bir seçeneğe sahip oldu.

‘NeTTe Çocuk Var’ hizmeti, merkezi bir sistemle, bu seçeneği tercih eden aileler için belirlenen kategorilerdeki içeriklerin filtrelenmesini sağlıyor. Aynı kategoriler, yine Türk Telekom tarafından okullardaki internetin filtrelenmesinde de kullanılıyor. ‘NeTTe Çocuk Var’, ailelere çocukların okullarda kullandığı interneti evde de kullanma seçeneği sunuyor.

Merkezi bir sistemle sunulan ‘NeTTe Çocuk Var’ hizmetinden yararlanmayı seçen ailelerin herhangi bir program yüklemesine gerek kalmıyor. Türk Telekom tarafından internet servis sağlayıcılara toptan olarak sunulan “NeTTe Çocuk Var” hizmetini seçen ailelerin, internet servis sağlayıcıları ile temas kurmaları yeterli. ”NeTTe Çocuk Var” hizmeti kısa zamanda açılıyor.

”NeTTe Çocuk Var” hizmeti ile pornografi, dolandırıcılık, uyuşturucu, alkol, kumar gibi sakıncalı ve şiddet içerikli ana kategorilerde tespit edilen siteler için filtreleme yapılıyor.

Türk Telekom Operasyon Başkanı Celalettin Dinçer hizmetin tanıtımına ilişkin düzenlenen basın toplantısında “Türk Telekom olarak Türkiye’ye karşı sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Daha önce okulların yanı sıra bazı kurumlara da sunulan bu hizmeti internet servis sağlayıcılara toptan sunarak bireysel kullanıcıların da kullanımına açtık. Çocuklarımızın interneti daha güvenli kullanmaları hedefiyle önümüzdeki dönemlerde de yatırımlarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” diye konuştu.

Konu hakkında bilgi veren Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Erem Demircan ise, “Türk Telekom olarak, müşteri odaklı yaklaşımımız ile müşterilerin farklı ihtiyaç, beklenti ve kullanım alışkanlıklarını belirliyor ve bu doğrultuda ürün ve hizmetler geliştirmeye devam ediyoruz. Amacımız internetin etkin ve faydalı kullanımı ile toplumda bilgiye erişimin olanaklarını artırmak” dedi.

Türk Telekom’un yeni hizmeti ‘NeTTe Çocuk Var’ hakkında ayrıntılı bilgi, 444 1 444 numaralı Müşteri Hizmetleri’nden, ofislerden, bayilerden ve www.turktelekom.com.tr adresinden alınabilir.

kaynak:Hürriyet.com.tr]]>
<![CDATA[Domuz Gribi Hakkında..Mutlaya okuyun.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/domuz-gribi-hakkindamutlaya-okuyun
İşte o vatandaşların merak ettiği sorulara yanıtlar;

DOMUZ GRİBİ BELİRTİLERİ:

-Yüksek ateş,
-Baş ağrısı,
-Boğaz ağrısı,
-Öksürük,
-Genel vücut ağrısı,
-Halsizlik, bitkinlik, üşüme şeklinde…

Bazı domuz gribi vakalarında kusma ve ishalin, ağır vakalarda pnömoni, solunum yetmezliği ve bazen de ölümün görülebildiğine vurgu yapıldı.

VİRÜS NASIL BULAŞIYOR?

İnsanlar bu gribi hastalığa yakalanan domuzlardan aldı… Şu andaki salgın ise insandan insana bulaşma şeklinde görülüyor.

*İnsandan insana bulaşmasında, yakın temas, hastalığı taşıyanlarla aynı ortamı paylaşmak önemli rol oynuyor.

DOMUZ ETİ GÜVENLİ Mİ?

Domuz gribinin, usulüne uygun hazırlanan domuz eti veya diğer domuz ürünlerinin yenmesiyle bulaştığına ilişkin bulgunun olmadığı ve virüsün, 70 derece ısıtılınca öldüğü bildirildi.

VİRÜSTEN KORUNMA YOLLARI

Genel olarak kişisel temizlik önlemlerinin alınması, kalabalık ve havasız ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılması, zorunlu haller dışında salgının yaşandığı bölgelere olan seyahatlerin ertelenmesi gerektiği bildirildi.

EN ETKİLİ ÖNLEM: EL YIKAMA

En etkili önlem sık sık ”ellerin yıkanması…” Bunun dışında ,  öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burnun tek kullanımlık mendil ile kapatılması ve mendilin atılması, elin sabunlanması önemli.

Hasta kişilerle temastan mümkün olduğunca kaçınılması gerekiyor. Bol sıvı tüketmek ve iyi beslenmekte hastalığa yakalanmama açısından önemli.

Kaynak:cocukhaber.net
]]>
<![CDATA[Stresli bir GRİP sezonu bizi bekliyor]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/stresli-bir-grip-sezonu-bizi-bekliyor
Avrupa ve Amerika'da da, bizde de halkın bazı endişeleri hâlâ giderilmiş değil. Bir taraftan yaklaşan kış nedeniyle ortaya çıkabilecek problemler var diğer taraftan çoğumuz bu konuda ne yapacağımızı doğru dürüst bilmiyoruz. Kısacası kafalar hâlâ karışık!

Hakkını vermek lazım, sağlık bakanlığımız “domuz gribi” (ben bu isimlendirme yerine Fransızlar gibi “A Gribi” tanımını kullanmayı tercih ediyorum) krizini iyi yönetti. Hatta bu konuda hâlâ bir “aşırı duyarlılık hali”ni sürdürüyor. Geçen hafta yaptığım Avrupa seyahatinde bu konudaki en sıkı önlemlerin bizde olduğu gibi bir hisse bile kapıldım.

A gribi H1N1 diye bilinen bir grip virüsü tarafından oluşturuluyor. Temel belirtileri yorgunluk, halsizlik, bulantı, ağız burun akıntısı ama birden bire bozulan genel durum, nefes darlığı, şiddetli öksürük, ağır ve tekrarlayıcı bulantılar gibi bazı özel işaretleri de var. Göğüs ve karın ağrılarına, algı bozukluklarına, şuur kayıplarına da yol açabiliyor.

Her yıl tekrarlayıp duran klasik virüsün belirtilerini zaten biliyorsunuz. Bir kez daha yazmaya gerek yok. Önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak grip vakalarının çoğunun o bildik griple ilgili olması kesindir.

Neden kış aylarında artıyor

Kış aylarında neden daha sık grip oluyoruz? Bunun yanıtı yalnızca kış mevsiminin daha soğuk olması değil. Sorun muhtemelen temas artışı ile ilgili. Kış aylarında vücut direncimiz zaten düşüyor. Yazdan sonbahara ve kışa geçerken bağışıklık sistemi ciddi bir sarsıntı geçiriyor. Ayrıca kış ayları kapalı yerlerde birlikte yaşanılan dönemler. Açık alanlar kışla birlikte yavaş yavaş terk ediliyor, herkes ortak ve kapalı mekânlarda buluşuyor, konuşuyor, yiyor, içiyor. Okulların açılması da önemli bir nokta. Bütün bu değişimler grip virüsünün insandan insana bulaşma olasılığını çoğaltıyor.

Ne yapmalı

Alınması gereken birinci önlem klasik grip aşısını özellikle risk altındakilerin yaptırmaları. Bağışıklık zayıflığı olanlar, yaşlılar, şeker hastaları, kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları yapılanlar, özellikle böbrek, karaciğer, solunum yetmezliği yaşayanlar en önemli adaylar. Aşının 15 Eylül-15 Kasım arasında yaptırılması öneriliyor. A gribinin aşısı muhtemelen ekim ortalarında Türkiye'de olacak. Bu aşının kimlere, nasıl, ne şekilde uygulanacağına Sağlık Bakanlığı karar verecek.
Bana sorarsanız daha şimdiden bağışıklık sisteminizi güçlendirmenizde yarar var. Bunun için bol bol sebze ve meyve yemeye özen gösterin. Umklaoba, elderberi, ekinezya özlerinden, çinko, betaglukan ve benzeri bağışıklık desteklerinden faydalanmayı deneyin. Ben risk altındaki hastalarıma her gün 30-35 damla umklaoba almalarını ve bu kürü iki ay sürdürmelerini tavsiye ediyorum 10-20 gram çinko tabletleri bağışıklık sistemini güçlendirmede faydalı olabileceğini düşünüyorum. Elderberry ve ekinezyayı ise daha ziyade akut vakalarda (yani yeni grip olgularında) tercih ediyorum.

Elinizi sık sık yıkamaya, başkalarının yüzüne hapşırmamayı, öksürmemeyi, kâğıt mendiller kullanmayı, hastaysanız başkalarına bulaştırmamak için evinizden çıkmamayı ve öpüşerek selamlaşmayı bırakmayı da ihmal etmeyin. Hasta çocuklarınızı okula göndermeyin. Kendinize iyi bakmayı, dinlenmeyi, doğru beslenmeyi, uykunuza özen göstermeyi unutmayın.

Herhangi bir sorun olduğunu düşündüğünüzde aile hekiminizden ya da en yakın tıp merkezinden yardım istemenizde yarar var.

Sık yapılan 10 beslenme yanlışı

1 -Fast food besinlere ağırlık vermek
2  -Büyük porsiyonlar yemek
3-şekerli yiyecek ve içecekleri arttırmak
4-Et ürünlerini yağlı ve kömürde kızartılmış-yakılmış şekilde yemek
5 -Paketlenmiş gıdalara ağırlık vermek
6 -Doymuş yağları, margarinleri daha fazla tüketmek
7-Öğün atlamak ve kahvaltıyı ihmal etmek
8-Yağda kızartılmış yiyeceklere ağırlık vermek
9-Hep aynı şeyleri yemek ve yiyecek çeşitliliğini azaltmak
10-Ara öğünleri ihmal etmek

Dövme yaptırırken sterilizasyona dikkat

Dövme uygulamasında en önemli konu işlem yapılırken mikrobik bir bulaşmaya maruz kalmamaktır. Eğer hijyenik koşullara dikkat edilmez ve mikroptan arındırılma yönünde yeterli önlemler alınıp sterilizasyon koşullarına dikkat edilmezse çeşitli enfeksiyonlar ve bulaşmalar ortaya çıkabiliyor. Ayrıca dövme işleminde kullanılan materyallerde ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Sağlık Bakanlığı konuya bu nedenle el koydu. Her önüne gelenin dövme yapamaması için ciddi önlemler almaya başladı. Bizim tavsiyemiz dövme yaptırmadan önce iyi düşünmenizdir. Çünkü son zamanlarda kullanılan bazı boyaların yalnız alerjik reaksiyona değil, cilt kanserine de yol açabileceğini düşündüren gözlemler bile var. Ayrıca dövme ile hepatit dahil birçok enfeksiyonlar bulaşabiliyor.

CoQ10'u doğal yollardan nasıl kazanabilirim

Bilinen en güçlü ve etkili antioksidanlardan biri olan bu önemli besin unsuru maalesef yiyeceklerde çok az bulunabiliyor. Bu nedenle çoğu zaman imkânı olanların çünkü biraz pahalıdır- hazır kapsüllerinden faydalanmaları daha kolay oluyor. CoQ10 E vitamini, C vitamini ve glutationla birlikte sinerji içinde çalışan, kanseri önlemekten damar sertliğini geciktirmeye, diş etlerini korumaktan belleği güçlendirmeye, cildi genç ve gergin tutmaktan cinsel gücü desteklemeye kadar pek çok alanda işe yarıyor. Ben bu maddeyi benzin depolarına eklenen motor yağlarına benzetiyorum. CoQ10 tıpkı motor yağları gibi aldığınız enerji kaynağından (yiyeceklerden) üreteceğiniz enerji miktarını çoğaltıyor, yani deponuza yüklediğiniz benzinin oktanının yükseltiyor. Çünkü CoQ10 hücrelerimizin enerji üretme santralleri olan mitokondrilerde enerji üretimini tahrik ediyor. CoQ10'un başlıca kaynaklarından bir de ıspanaktır. Bu maddeyi kırmızı et, balık, tavuk ve yağlı tohumlardan da kazanabilirsiniz. Hazır satılan CoQ10 kapsüllerinden faydalanmayı düşünürseniz sabah kahvaltısında almanızı ve bir damla zeytinyağı ile temas ettirdikten sonra bol suyla yutmanızı tavsiye ediyorum.

 
Kaynak:Kelebek-Prof.Dr.Osman Müftüoğlu

Etiketler: Çocuk Sağlığı , anaokulu, Kreş, Etkinlikler

]]>
<![CDATA[Anneler Hayata Dönüyor..]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/anneler-hayata-donuyor
İl Sağlık Müdürlüğü Anne Çocuk Sağlığı Aile Planlaması Şube Müdürlüğünde uzman ve “Anne Ölümlerinin Azaltılması Projesi” saha sorumlusu Ayşe Bülbül, Doğu ve Güneydoğu'da anne ölüm oranlarının Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu, ancak Diyarbakır'da yaptıkları çok ciddi çalışmalarla bu oranı düşürmeyi başardıklarını söyledi.

Anne ölümlerinin önüne geçebilmek için müdürlük olarak bir hedef belirlediklerini anlatan Bülbül, Sağlık Bakanlığı ve Valilik ile koordineli çalışarak olumlu sonuçlar elde ettiklerini belirtti.

Anne ölüm oranı düştü

Anne ölümlerinin azaltılması için uygulanan program ve projelerin sonucunu aldıklarını ifade eden Bülbül, şöyle dedi:
“Diyarbakır'da 2007 yılında anne ölüm oranı yüzbinde 49 iken bu oran 2008 yılında yüzbinde 17'ye düştü. Bu çok ciddi bir düşüş. 2008 yılında Türkiye ortalaması yüzbinde 17.9 iken, bu oran Diyarbakır'da yüzbinde 17 oldu. Diyarbakır'da yapılan yoğun çalışmalar sonucunda yüzbinde 49 olan anne ölüm oranı yüzbinde 17'ye inerek, Türkiye ortalamasının altına düştü. Bu çok sevindirici bir gelişme. Bunu sıfırlamak mümkün mü? Tabi ki bu şartlarda çok zor. Ama amacımız bu oranı olabildiğince en alt seviyeye düşürmektir.”

Anne ölümlerinin azaltılması projesi

Bülbül, yürüttükleri çalışmalar arasında Valilik ile yaptıkları “Anne Ölümlerinin Azaltılması Projesi”nin bulunduğunu, bütçesi 1 milyon 52 bin 500 TL olan projeye mart ayında başladıklarını ve projenin 20 ay daha süreceğini belirtti.
Proje için 50 kişiye eğitim verildiğini, eğitimle saha elemanı yetiştirdiklerini bildiren Bülbül, bu elemanların tek tek bütün evleri gezerek kadınları bilgilendirdiğini aktardı.

Kadınlara üreme sağlığı, aile planlaması, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, bulaşıcı hastalıklar, güvenli annelik, doğum öncesi ve sonrası anne ve bebek bakımı ile hijyen gibi konularda eğitim verildiğini vurgulayan Bülbül, projenin 15-49 yaş arasındaki kadınları kapsadığını, projeyi daha çok yoksulların yoğun yaşadığı bölgelerde yürüttüklerini anlattı.

19 bin 592 kadına ulaşıldı

Projeye kentteki 11 sağlık ocağının da destek verdiğini ifade eden Bülbül, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“6 ay gibi kısa bir sürede projede çok olumlu geri dönüşümler oldu. Proje sayesinde yüzde 30 sağlık ocaklarına olan talep arttı. Projede şimdiye kadar 19 bin 592 kadına ulaştık. Aslında projeyi hazırlarken hedefimiz daha düşüktü, ancak saha elemanları ve sağlık ocakları çok iyi çalıştı ve sayı çok yükseldi. Şimdiye kadar 15 bin 169 hanede, 4 bin 546 hamile, bin 402 yeni doğum yapan kadın ve 2 bin 747 bebeğe ulaştık. Tespit ettiğimiz kadınları periyodik aralıklarla ziyaret edeceğiz. Özellikle hamile kadınların takibini yapıyoruz.

Kadınları bir yandan eğitirken, bir yanda da sağlık kuruluşlarına yönlendiriyoruz. Çünkü bazı kadınlar okuma yazma bilmediği için herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurmaya çekiniyor. Ayrıca, sahada çalışan elemanların dil problemi yok. Daha önce sağlık personelinin bu konuda sıkıntıları oluyordu. Bu nedenle sahada çalışan personelin genellikle çalışma yürütülen bölgede oturanlar kişilerden seçtik. Saha personeli bölgede kullanılan dili bildiği için çalışmalarımız daha verimli oldu. Okuma yazma bilmeyen kadınlardan Türkçe bilmeyenler de var. Artık bu kadınlara çok rahat bir şekilde ulaşabiliyor ve gerekli eğitimi verebiliyoruz.”
 
Kaynak:kelebek
 
 Etiketler: Çocuk Haberleri
 ]]>
<![CDATA[Her öğrenciye 200 mililitrelik süt]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/her-ogrenciye-200-mililitrelik-sut
Ulusal Süt Konseyi 'nden aldığımız bilgiye göre; 8 Şubat 2010 yılında başlayacak projeyle gelir düzeyi düşük olan bölgelerdeki 1.000.000 ilköğretim öğrencisine 200 milimetre süt dağıtarak sağlıklı nesillerin yetişmesi ve süt içme alışkanlığının kazandırılması hedefleniyor.

Tarım Bakanlığı’nın himayesinde Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı ile koordineli olarak yürütülen projede okul sütünün devlet politikası haline getirilmesi amaçlanıyor.

Konsey, dağıtılacak süt paketlerinin üzerinde firma logosunun değil, Ulusal Süt Konseyi’nin logosunun olacağını bildirdi. Projenin kamuoyuna duyurulması için ise reklam kampanyası düzenlenecek.
]]>
<![CDATA[Bebekleri Uyutan Oyuncak Köpek Arkadaşı]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/bebekleri-uyutan-oyuncak-kopek-arkadasi
Bebeklerin uykuya dalması artık hem çok kolay, hem de çok keyifli. Fisher–Price “Eğitici Uyku Arkadaşı Köpekçik” ile bebeğiniz, müzik dolu renkli ve tatlı rüyalara doğru keyifli bir yolculuğa çıkıyor.

Bebeğiniz karyolasına monte edilebilen sevimli Köpekçik’in dişlenebilir kemiğini çektiğinde müziği harekete geçiriyor. Türkçe şarkı söyleyen sevimli Köpekçik, aynı zamanda üç eğlenceli müzik ve iki de ses efekti çalıyor.

Her yere kolayca götürülebilen Fisher-Price Türkçe şarkı söyleyen “Eğitici Uyku Arkadaşı Köpekçik”, bebeklerin rahat uyumasını sağlarken, annelerin de bu konuda en büyük yardımcısı olacak.
]]>
<![CDATA[Disney'den çocuklar için yeni bir kanal: Disney XD]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/disneyden-cocuklar-icin-yeni-bir-kanal-disney-xd
Disney XD programları, Disney markalı canlı aksiyon filmleri, yeni ve kitaplıktan animasyon programlar ve yerel alımlar vasıtasıyla çeşitlendirilecek.

Çok sayıda oyun ve özel klipleri içeren heyecan verici yeni bir eğlence seçeneği, insanı saran çevrimiçi deneyim DisneyXD.com.tr de Disney XD ile aynı zamanda hizmete girecek.

Jetix’in yerini alacak olan reklam destekli Disney XD, Türkiye’deki ücretli televizyon yayını abonelerine açık mevcut Disney program grubuna stratejik bir ilave niteliğinde olacak. 2 ila 14 yaş arası erkek çocuk ve kız çocuklarla ailelerine özel iki kanal sunacak olan kanal, Disney’in Türkiye’deki mevcut program sunumunu tamamlayacak:

• Disney Channel, Hannah Montana gibi çok sevilen şovların, Phineas ve Ferb gibi çok sevilen animasyon dizilerin ve High School Musical ve Camp Rock da (Rock Kampı) dahil olmak üzere orijinal Disney Channel filmlerinin yayınlandığı, 6 ila 14 yaş arası çocukları hedefleyen, çocuk güdümlü, aileyi kapsayan kanal. Kanalda ayrıca, 2 ila 5 yaş arası çocukların zihinlerini ve hayal güçlerini meşgul etmeyi hedefleyen, zevkli, öğrenme tabanlı çeşitli eğlence şovlarının bulunduğu, Mickey Mouse Clubhouse ve Handy Manny (Tamirci Manny) gibi çok sevilen dizileri içeren özel bir Playhouse Disney bloğu da sunuluyor.
• Disney XD, 6 ila 14 yaş arası çocukları hedefleyen, macera, başarı, oyun, müzik ve (ESPN ile birlikte geliştirilen) spor temalarını içeren programların gösterildiği, çocuk güdümlü, erkek çocuk odaklı kanal.


Disney Channels Başkan Yardımcısı, Orta ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Maciej Bral “Disney XD’nin özel yeni içeriği daha geniş bir izleyici kitlesine hitap ederken, Disney markasıyla farkındalık ve değer yaratacak,” diye yorum yapıyor. “Kanal; Türkiye’de ve dünyanın her yerinde erkek çocuk odaklı lider eğlence platformu haline gelmek için, şirketteki tüm aktif varlıklardan faydalanacak.”

Bu duyuru, Disney XD’nin bu yılın Şubat ayında ABD’de başarılı bir biçimde yayına başlamasının ve ilk hafta sonunda 6.5 milyon çocuk da (6-14) dahil olmak üzere 15.7 milyon izleyiciye ulaşarak, rekor düzeyde izlenme oranıyla ilk çıkışını yapmasının ardından yapıldı. Kanal aynı zamanda, 1 Nisan’da Fransa’da da yayına başladı.

Disney Channel Worldwide 167 ülkede 32 dilde yayın yapan 98 kanal ve/veya kanal besleme ile en başarılı çocuk kanalları portföyünü temsil ediyor.
]]>
<![CDATA[Çocuğunuzun Pastası özel olsun..]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/cocugunuzun-pastasi-ozel-olsun
Arkadaş Pasta Çiçek
216 - 449 49 50
Eflatun Sok 3/1,Feneryolu
www.arkadaspastacicek.com
Şeker hamurlu pastaları hem şık hem de lezzetli.rkadaşı farklı kılan , hiçbir dilimin süsten mahrum olmamasını istemeyenler için hazırladıkları tek kişilik porsiyonlardan oluşan pastaları.

Beyaz Fırın

216 – 302 24 28
Cemil Topuzlu Cad. 21 Çiftehavuzlar
Dilediğiniz pastayı özel olarak hazırlayıp adresinize teslim ediyor.

Butterfly
212 – 352 77 83
Alkent Sitesi F4 BL 7-8 Etiler
Lezzetli pastalarla beraber birbirinden şık mumlar, yaldızlı süsler ve doğum günün tebrik kartları da sağlıyorlar.

Cake Studio

216 – 541 43 04
Fener Kalamış Cad.3/2 Kalamış
Şeker Hamurlu pastaların yanı sıra rende çikolata ve kurabiyeden yapılmış figürlerle süslenmiş pastaları da var.

Dolce
212 – 287 45 21
Kuruçeşme Cad. 25 Ortaköy
Şeker Hamuru kullanmak yerine kurabiyelerle süsledikleri pastaları çok yaratıcı ve farklı

Foodie
212 – 287 45 21
Güzel Konutlar Sitesi D Blok 1-2 Ulus
Şık pasta meraklılarını şeker hamurlu pastasıyla tanıştıran kurum, tecrübesini hissettiriyor.Yağ kullanmadan,portakal suyuyla hazırladığı pasta hamuru, özellikle hafif pasta arayanlar için ideal.

Lighties
216 – 411 61 14
Köşk Sok. 6/2 Şaşkınbakkal
www.lighties.com
Diabt hastası veya alerjik çocuklar bari kenid doğum günlerinde rahat etsinler.

Senem Betil
212 – 287 78 28
Maçka Cad. 61/1 Teşvikiye
Pasta süslemesinde detayda rakip tanımıyan Senem Betil, çocuğunun doğum günü pastasını bir düğün pastası zarafetinde isteyenler için doğru adres.]]>
<![CDATA[Çocuklar bu oyunların adını bile bilmiyor.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/cocuklar-bu-oyunlarin-adini-bile-bilmiyor
Aydın Hızlıca'nın haberi

Uzmanlar ise bilgisayar ve televizyona mahkûm olan çocukların sosyal ve fiziki gelişiminin olumsuz etkileneceğini belirterek anne-babaları uyarıyor. Çok değil yaşı 20'nin üzerinde olanların çocukluğunda sokak aralarında ve evlerinin bahçelerinde oynadığı bu oyunların yerini bilgisayar oyunları aldı. Kentleşmeyle birlikte şehirlerde devasa binaların yükselmesi, çocukların oyun alanlarını daralttı. Tüm bunlara ilköğretim çağındaki çocukların iyi bir gelecek için birçok zorlu sınava hazırlanması da eklenince sokak oyunları unutuldu. Yapılan değişik çalışmalarla oyunlar hatırlatılmaya çalışılsa da istenilen sonuç alınamıyor.

Bilgisayar oyunlarındaki şiddete dikkat çeken Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi Klinik Psikoloğu Hande Sinirlioğlu Ertaş, sokak oyunlarının çocukların kişisel gelişimine olumlu katkı yaptığına dikkat çekti. Evde sürekli bilgisayarla oynayan çocuğun arkadaşlık kuramayacağına işaret eden Ertaş, bu tarzda yetişen çocukların hayatlarının ilerleyen dönemlerinde toplumla sosyalleşemediğinin altını çizdi.

Oyuncak ve oyunun çocuğun beş duyu organını harekete geçireceğini bildiren Klinik Psikoloğu Ertaş şöyle konuştu: "Çocukların kalem, kaşık tutması, şişe açması, düğme açma-kapaması, ip bağlaması, bisiklete binmesi, çeşitli spor aktivitelerine katılması gelişimlerini hızlandırır. Oyun, çocuğun sosyal gelişiminin sağlıklı olması uyum ve işbirliğini ve paylaşmayı öğrenmesine sebep olur. Oyun, çocuğun kas sistemini geliştirirken, biriken enerjisinin boşalımını ve günlük yaşamdaki gerilimden kurtulmasını da sağlar."


UNUTULAN BAZI OYUNLAR

Bezirganbaşı:

Bezirganbaşı tekerlemesi ile ebe seçilir. Oyuncular seçilen 2 ebenin kolları altından tekerleme eşliğinde geçerler. Başta verilen isimleri bilemeyenler ebelerin arkalarına geçerler ve 2 farklı takım oluşturulur. Ardından ortaya bir çizgi çizilir ve 2 takım çizginin gerisine ip ile kim düşecek çekişmesi yapar.


Mendil kapmaca:

Ortada mendili tutacak biri seçilir. Sonra çocuklar 'aldım verdim ben seni yendim' oyunuyla iki gruba ayrılırlar. Çizgilerden çıkış yapan çocuklar arasında mendili yakalayan yakalayamayanı mendille ebelemeye çalışır.


Yedi kiremit:

Ortaya yedi kiremit konur, 2 gruba bölünen çocuklar bunu top atıp isabet ettirerek yıkmaya çalışırlar. İlk deviren diğer grubu topla vurma hakkını kazanır. Topla en çok kişi vuran grup kazanır.



Seksek:

Herkes tarafından bilinen seksek oyunudur. İlk gidiş bitince sondan başa dönüş yapar. Başta çift ayak gidiş dönüşün ardından tek ayak gider ve tamamladığı karelerin içine ismini yazmaya başlar. Başkasının kutusuna basmadan gidiş dönüşü bitiren oyunu kazanır



]]>
<![CDATA[İstanbul Boğazında Çocuk Sesleri]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/istanbul-bogazinda-cocuk-sesleri
Bu yıl ilk günden biz de konuk olduk İstanbul Boğazı’nı turlarken kendini ifade etmede yeni yollar öğrenen çocukların arasına. Kerem kendisine bir tişört boyadı. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’nun işbirliğiyle gerçekleştirilen projeden bu yıl iki hafta boyunca toplam 200 çocuk yararlanacak. Çocuklar, ritim, can boyama, oyuncak heykel ve kukla atölyelerinde konusunun uzmanı olan eğitmenlerden ders alarak eğlenecek ve öğrenecek.  ETİ Pazarlama Grup Başkanı Şule Atabey Şamlı, “Biz yaptığımız her şeyi çocuklar için yapıyoruz. Bu proje de büyük bir haz veriyor bize. Boğaz İstanbul’u tanımlıyor. Projeye başka kentten gelenler de var, bu kentte yaşayıp Boğaz’ı hiç görmeyenler de. O nedenle vapurda yapıyoruz etkinlikleri. Projenin uzun yıllar devam etmesini amaçlıyoruz” diyor. Vapurda yapılacak etkinlikler güvenlik konusunda onları daha titiz olmaya itmiş. Eğitmenlerin yanı sıra, doktor ve hemşirenin de yer aldığı bir kadro da var vapurda.

Çocukların yaptığı resim ve heykeller, Ramazan Bayramı’ndan sonra İstanbul, Ankara, İzmir ve Eskişehir’deki alışveriş merkezlerinde sergilenecek. Görme fırsatınız olursa, kaçırmayın derim.

 

]]>
<![CDATA[Ev Kazalarındaki çocuk ölümleri]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/ev-kazalarindaki-cocuk-olumleri
Aydınlıoğlu, alınacak basit önlemlerle kaza riskinin en aza indirilebileceğini ifade etti.

Aydınlıoğlu, acil servis bekleme salonuna yerleştirdikleri ekrandan hasta yakınlarını, ev kazalarından korunma yöntemleri hakkında bilgilendirdiklerini belirterek, her gün ortalama 100 slayt gösterildiğini kaydetti.

AYDA 10 ÇOCUK ÇAMAŞIR SUYU İÇMİŞ HALDE GELİYOR

Acil servise her ay yaklaşık 10 çocuğun çamaşır suyu içtiği için getirildiğini aktaran Uzm. Dr. Aydınlıoğlu, ailelerin kazalardan korunma yöntemleri ve ilk yardım konusunda bilinçlenmesinin önemini vurguladı.

Aydınlıoğlu, "Ateşli çocuklarda yapılan yanlış uygulamalar veya basit ev kazaları sebebiyle başvuran hastaları 72 saat gözlem altında tutuyoruz. Ölümcül sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Bu eğitimler amacına ulaşırsa, yılda 200 çocuğun hayatı kurtulabilir" dedi.

Acil servis bekleme salonundaki ekranda gün boyu gösterilen slaytlarla yanık, elektrik çarpması, yanlış ilaç kullanımı veya 3 yaşın altında çerez ve küçük parçalı oyuncakların solunum yoluna kaçması gibi acil müdahale gerektiren kazalarla ilgili ilk yardım bilgileri aktarılıyor.

 

 

]]>
<![CDATA[Minikler bu yıl okula erken başlayacak]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/egitim/cId/minikler-bu-yil-okula-erken-baslayacak

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, il milli eğitim bakanlıklarına gönderdiği genelgede çocukların okula başlarken zihinsel açıdan hazır olmalarının yanı sıra, sosyal ve duygusal açıdan hazır olmalarının önemli olduğunu vurguladı: “Okul öncesi ve ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin Uyum projesiyle, öğretmene güven duyup, günlük akışa uyum sağlaması, okul kollarını öğrenmesi, öğretmenlerini tanıması, okula adaptasyonlarının sağlanması ve okula iyi bir başlangıç yapabilmeleri hedeflenmiştir. Uyum projesi, 2009–2010 eğitim öğretim yılı için 14–18 Eylül 2009 tarihleri arasında, daha sonraki eğitim yıllarında ise okullar açılmadan bir hafta önce uygulanması ve konu üzerinde gerekli hassasiyetin gösterilmesini rica ederim.”





Uyum Projesinde İki Dinlenme Saati Olacak



09.00–12.00 saatleri arasında 40’ar dakikalık üç ders saati ile 15-20’şer dakikalık dinlenme saatinden oluşacak. Okul öncesi eğitim alarak gelen öğrencilerle diğer öğrenciler arasında uyumsuzluk oluşmaması için tedbirler alınacak. Programın son aşamasında okuma-yazmaya yönelik faaliyetlere yer verilecek. Taşımalı eğitime tabi ve YİBO öğrencileri, mevzuata aykırı olmamak şartıyla yerel imkânlar ölçüsünde eğitimden faydalandırılacak.





Oyuncaklardan Bahsedip Masal Dinleyecekler



Uyum projesi kapsamında öğrenciler, öğretmenleri ile tanışacak, okulları tanıtılacak. Öğretmen ve öğrenciler öyküler anlatacak, oyuncaklar, hayvanlar hakkında konuşup, şarkılar söyleyecekler. Ayrıca, kalem, defter ve sınıftaki araçları da kullanmayı öğrenecekler.


Uyum projesi 2009-2010 eğitim-öğretim yılı, Ramazan Bayramının ardından, 24 Eylül Perşembe günü başlayacak.


Kaynak:cicicee.com 



]]>
<![CDATA[Çocuklar haberlerden nasıl etkilenir]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/cocuk-gelisimi/cId/cocuklar-haberlerden-nasil-etkilenir
Anne-babalar nelere dikkat etmeli?
Yukarıda sayılan nedenlerden dolayı "haberlerin" işleyişini öncelikle kendiniz anlamalısınız.

Çocuğunuzun ne zaman, nerede, hangi habere maruz kaldığını bilmelisiniz.

"Haberlerde" yer alan görüntüler hakkında mümkün olduğunca çabuk bir şekilde ve sık sık konuşarak çocuğunuzun içinde yaşadığı dünyayı daha iyi kavramasına yardımcı olmalısınız. (Yetişkinler genellikle çocukların sevdikleri bir televizyon programını izlerken giren "son dakika haberleri", program tanıtımları, radyo, gazete ve okul gibi çeşitli vesilelerle ne kadar çok habere maruz kalabildiklerinin farkında olmazlar).

Net sınırlar koyarak, birlikte izleyerek ve izledikleriniz hakkında konuşarak çocuğunuzun "haber alımını" dengeleyin.

İzlediğiniz haber ya da haber programı sizi veya çocuğunuzu strese sokuyorsa televizyonu kapatın.

Anne-babaların televizyon konusunda nelere dikkat etmeleri gerekir?

Örnek olun: Çocuğunuz televizyon izleme alışkanlığını sizden kopyalayabilir.

Televizyonu siz kontrol edin, televizyonun sizi kontrol etmesine izin vermeyin.

Küçük çocuklar yalnız başlarına televizyon izlememeli. Mutlaka çocuğunuza eşlik etmelisiniz.

Program seçin. Sadece seçtiğiniz programı izlemek için televizyonu açın ve program bitince kapatın.

Programları kaydederek aileniz için uygun bir zamanda izleyin.

Çocukların izledikleri programdan sonra duyguları hakkında konuşmalarına olanak verin.

Televizyonu ailenizin günlük ortak yaşam alanı haricinde bir yere yerleştirin.

Televizyonun çocuğunuzun yaptığı çok sayıda faaliyetten yalnızca biri olmasını sağlayın.

2 yaşından küçük çocuklar televizyon izlememeliler. 2 yaşından 5 yaşına kadar olan çocuklar günde en fazla 1 saat çocuklara yönelik programları izleyebilirler. 5-8 yaş arasında ise televizyon ve bilgisayar süresini en fazla 1.5 saat; 8 yaşından sonra da en fazla 2 saat ile sınırlamak gereklidir.

Çocukların gerçek kişilerle etkileşim kurarak, yaşayarak ve oynayarak öğrenmesi gereklidir. Televizyon çocukların en büyük ihtiyacı olan karşılıklı etkileşimi sağlayamaz.

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayten Erdoğan


]]>
<![CDATA[Çocuklarda Kabiliyetlerin Keşfi için Okul Öncesi]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/egitim/cId/cocuklarda-kabiliyetlerin-kesfi-icin-okul-oncesi
Ünlü komedyen Cem Yılmaz'ın esprili bir şekilde halkın ağzına pelesenk ettiği 'Eğitim Şart' sözünün çok anlamlı olduğunu vurgulayan Tilmaç, güzel sanatların her alanında yetişecek kabiliyetli çocukların yetişmesi için okul öncesi eğitime özel önem verilmesi gerektiğini kaydetti. Televizyon ekranlarında küçük yaştaki çocukların bağlama, flüt, mandolin ve gitar çaldığını görünce heyecanlandığını belirten Tilmaç, her zaman çocuğun ilk öğretmeninin annesi olduğunun hiç bir zaman akıldan çıkarılmaması gerektiğini kaydetti.

Tilmaç, "Okul öncesi eğitim çocuklarda küçük yaşta kendilerine özgüven ile kabiliyetlerinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Küçük yaşta keşfedilen bir kabiliyet, ileride dünyaca ünlü müzisyen, bilim adamı ve sanatçı olabilir. Avrupa'da bazı çocuklarda çok kuvvetli müzik kulağı ve tiyatro yeteneğini okul öncesi eğitimle belirliyorlar. Dünya çapında sanatçılar ve dahiler yetiştirmemiz için okul öncesi eğitime özel önem vermeliyiz. "diye konuştu. Tilmaç, tiyatrocu ve sinema oyuncusu olmasında rol model olan sanatçının Münir Özkul olduğunu belirtti.


 


 





]]>
<![CDATA[Çocuğunuz için hangisi...]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/egitim/cId/cocugunuz-icin-hangisi

www.cocukyuvaniz.com da üye Yuvai Kreş ve Anaokulları hakkında detaylı bilgi alabilecek,bu sayede çocuğunuz için en iyi olanı seçebileceksiniz.Ayrıca sitemizde bulunan makaleleri okuyarak,Çocuğunuzun sağlığı, gelişimi ve psikolojisi ile ilgili rehber yönlendirmeler alarak bilgi sahibi olabileceksiniz.


Çocuğunula beraber keyifli vakitler geçireilecek etkinliklere katılabileceksiniz.Ayrıca çalışan aileler hafta sonu çocuklarınızla nerelere gidebilir ve eğlenebilirsiniz.Tüm bunları bizi takip ederek öğrenebilirsiniz.


Üye olarak forumlara katılabilir,fikirlerinizi, tecrübelerinizi diğer üyelerimizle paylaşabilirsiniz.Ayrıca sitede okulduğunuz her türlü içeriği diğer dostlarınıza gönderebilir,onları davet edebilirsiniz.


İşte günde birkaç dakikanızı ayırıp bizi takip ederek daha bilinçli bir ebevyn olarak çocuğunuzu sağlıklı gelişimine faydalı olabilirsiniz.


Üye olmak için KAYIT OLUN bölümünden girerek ücretsiz üye olabilirsiniz.


 


 


 




]]>
<![CDATA[Çocuğumu Cuma-Cumartesi akşamı kime bırakabilirim]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/cocugumu-cumacumartesi-aksami-kime-birakabilirim Siz eşinizde bir yemek veya arkadaşlarınızla beraberken çocuğunuzu CUMA ve CUMARTESİ akşamları kime bırakacağım diye düşünmeyeceksiniz.Güvenle çocuğunuzu İlhan Anne ye bırakabilirsiniz.

Hizmet dahilinde olan Etkinlikler;

*Açık Hava Sineması,Popcorn v İçecek
*Mini Disco
*Hikaye ve masal Etkinlikleri
*Uyku Odaları

Hizmetlerden 2-12 yaşa arasındaki tüm çocuklar faydalanabilmektedir.

Ücretler:

19:00-23:00 arası 50 TL
19:00-01:00 arası 70 TL dir.

İlhan Çocuk Evi
Zambaklı Sokak No:31 Levent-İstanbul
0212 280 83 06

 

 

]]>
<![CDATA[Çocuklarınızla internet kullanım sözleşmesi yapın.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/aile/cId/cocuklarinizla-internet-kullanim-sozlesmesi-yapin
Internet hepimiz için çok zengin bir bilgi içeriği sunmaktadır. Ancak çocuklarınızın Interneti etkili ve güvenli bir biçimde kullanabilmeleri için bilgilendirilmeleri ve yönlendirilmeleri gerekmektedir. Aile-Çocuk Internet Kullanım Sözleşmesi çocuklarınıza uzlaşmacı bir yolla kuralları öğretmeyi ve uygulatmayı amaçlamaktadır.Siz de çocuklarınızla böyle bir sözleşme yapabilirsiniz.Çocuklarınıza aşağıdaki sözleşmeyi okutun ve imzalatın.

Bilgisayar ve Interneti kullanmak istiyorum ve Interneti kullanırken uymam gereken bazı kurallar olduğunu biliyorum.

1.   Ailemin benim güvenliğimi ve sağlığımı düşündüklerini biliyorum. Bu yüzden, bilgisayar ve Internet konusundaki kurallara uymam konusunda ailemle işbirliği içinde olacağım. Internetle ilgili yapmamı istemedikleri bir şey olduğunda onların sözünü dinleyeceğim.

2.   Adımı, adresimi, telefon numaramı, okulumu, ailemin adını, adresini, telefon numarasını ya da başkalarının beni bulmasını kolaylaştıran herhangi bir bilgiyi (tuttuğum takım, gittiğim yerler vb.), internette tanıştığım kimseye vermeyeceğim.

3.   Aileme sormadan Internet aracılığıyla hiçbir şey satın almayacağım ve hiçbir kredi kartı numarası vermeyeceğim.

4.   Ailemle konuşmadan Internet aracılığıyla sorulan sorulara cevap vermeyeceğim. Hiçbir form doldurmayacağım ya da hiçbir yarışmaya katılmayacağım. Ayrıca girdiğim sitenin bir güvenlik ilkesi olup olmadığını kontrol edeceğim. Verdiğim bilgilerin başkaları ile paylaşılmayacağı konusunda güvence verip vermediğine bakacağım. Aksi halde hiçbir şekilde kişisel bilgi vermeyeceğim.

5.   Bazı insanların kötü niyetli olabileceklerini ve çocuk olmadıkları halde çocuk gibi davranabileceklerini biliyorum. Bu nedenle Internette tanıştığım kişileri aileme söyleyeceğim. Ayrıca yeni tanıştığım kişilerden aldığım mesajları aileme gösterecek ve onların onayı olmadan bu mesajlara cevap vermeyeceğim.

6.   Internette hiçbir tartışmaya ya da kavgaya katılmayacağım. Eğer biri benimle tartışmaya ya da kavgaya yeltenirse, onlara cevap vermeyeceğim ve ailemi konudan haberdar edeceğim.


7.   Eğer hoşlanmadığım bir şeye rastlarsam ya da ailemin benim görmemden hoşlanmayacağını düşündüğüm bir şeye rastlarsam, geri tuşuna basacağım ya da oturumdan çıkacağım.

8.   Eğer bazı kişilerin çocuklara söylememesi gereken bir şey söylediğine rastlarsam aileme söyleyeceğim.

9.   Internetle ilgili konular hakkında hiçbir şeyi ailemden saklamayacağım.

10.  Eğer birisi bana resim gönderirse, görmemem gereken bir siteyi ziyaret etmemi ya da uygun olmayan bir dille konuşmamı önerirse ailemi durumdan haberdar edeceğim. Aynı şekilde yapmamam gereken bir şeyi yapmamı isterse, bunu aileme söyleyeceğim.

11.  Ailemin onayı olmadan Internette tanıştığım kimseyi telefonla aramayacağım.


12.  Ailem yanımda olmadan ve onaylamadan Internette tanıştığım kimseyle buluşmayacağım.

13.  Internette tanıştığım kimseye, ailemin izni olmadan hiçbir şey göndermeyeceğim.

14.  Eğer Internette tanıştığım birisi bana posta ile ya da bir kişi aracılığıyla, herhangi bir şey gönderirse aileme söyleyeceğim.

15.  Internette iyi bir dil kullanacağım ve nazik olacağım.

16.  Sadece şaka yapıyor olsam bile kimseyi korkutmayacağım ya da tehdit etmeyeceğim.

17.  Bilgisayarıma herhangi bir disk ya da Internetten bir bilgi yüklemeden önce virus kontrolü yapacağım.

18.  Ailem bana daha önce çok büyük bir tepki göstermeyeceğine söz verdiği için, Internet yüzünden başıma ne gelirse gelsin, onlara söyleyeceğim.

Kaynak:pdrpusulasi.com




]]>
<![CDATA[Çocukların Odaları Süperr...]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/cocuklarin-odalari-superr

Canlı renklerin, sağlıklı malzemelerin, doğal dokuların ve eğlenceli desenlerin tercih edildiği çocuk odaları dekorasyonunda, bu sene daha sade, daha sportif, daha “cool” seçimler yapabilirsiniz.


Günümüz trendlerini taşıyan ve büyüklere ilham veren eğilimler, süper kahramanlarımızın küçük dünyalarına da sızıyor. “Değişen oda”, “benim odam”, “bana özel” kavramlarıyla beraber, çocuğun hayal gücünü ve yaratıcı kimliğini yansıtan konseptler oluşturuluyor.
5-10 yaş grubu çocukların tek özel alanı olan odalarını kendilerine ait mekanlara dönüştürme fikri ile yola çıkıldığında; ihtiyaçların, beğenilerin hatta fonksiyonların bile geçmişe oranla değiştiği ortada. Günümüzde bu yaş grubuna ait temel ihtiyaçlar ve aktivitelerin belirlenmesi doğru oda kurgusunda önemli bir rol oynuyor. Tabiki çocukların ihtiyaçları da , beğenileri gibi hızla değişiyor. Odda, Vibel, Baby En Kids, Stanley Kids ve Ikea gibi işin uzmanı firmalar, birbiriyle ilişkilendirilmiş modülleri, odanın sahibiyle işbirliği yaparak o yaşa ait temel ihtiyaçlara göre yan yana getiriyor ve oda konsepti oluşturuluyor. Örneğin bugün 5 yaş için tasarlanmış bir odanın 5 sene sonraki ihtiyaçlara da cevap vermesi mümkün değil. 5 yaşa ait düzenlenmiş bir odada kullanılan modüller, ilerleyen yaşta yeni modüller eklenmesi ya da mevcut modüllerin farklı kullanımı ile yeni yaşa uyarlanıyor.


Neler moda?
Bir çocuk odasının en temel noktası ve ekseni mobilyalar. Bu yüzden çocuklar için tasarlanan tüm mobilyalar hem esprili, hem ergonomik, hem de işlevsel olarak tasarlanıyor.


Doğa sevgisi küçük yaşta başlar. Ağaç kokan odalardaki malzemeler ve doğa figürleriyle natürellik, erkek çocukların odalarında son zamanların en popüler trendi.


Bir çocuğun neşesini renk ve form olarak adlandırmaya kalksanız, sonuç rengarenk bir dünya olur. Renk ve desenleriyle yerinde duramayan mobilya ve aksesuvarlar, çocukların enerjisini paylaşan en sadık oda arkadaşları olmaya devam ediyor.
Sevginin rengi kırmızı, düşlerin rengi pembe de özellikle kız çocukları arasında her daim çok revaçta. Kalpler, yıldızlar ve meleklerin vazgeçilmez olduğu bu romantik odalar, odanın içinde yaşayan prenseslerin düş dünyalarını besliyor.


Hayalgücü, neşe, coşku ve eğlenceyi ön plana çıkarmak isteyenler, çocuk mobilyalarında göz alıcı renkleri ve iri desenli kumaşları tercih ediyorlar.


Çocukların kitap okuyacağı, resim yapacağı, kesip biçeceği canlı ve enerjik bir çalışma alanı oluşturmak çok önemli.  Kutu raflar ve küpler eşya depolama amacına ek olarak, temel oyun öğesi olarak da kullanılıyor. Dijital baskıyla duvar kâğıdına dönüştürülmüş fotoğrafları, yer minderlerini, salıncakları ve mini spor alanlarını da bugünün modern çocuk odalarının en popüler dekorasyon fikirleri arasında sayabiliriz.
 
Eğlenerek aydınlansınlar
Massive markasını satın alarak ev armatürü gamını genişleten Philips, bu markanın Kico serisi ile çocuklara aydınlık bir dünya sunuyor. Farklı hayvanların stilize edilerek tasarlandığı başucu, tavan ve duvar aydınlatmalarının tümü çok eğlenceli. Kolay kullanım ve fonksiyonel aydınlatma sağlayan 50'yi aşkın modelin hepsinde, çocukları korkutan ve rahatsız eden göz kamaştırıcı ışıklardan kaçınılarak kısık ışık kaynakları kullanılmış. Kompakt floresan lambalarda çocukların parmaklarını prize sokmalarını engelleyecek bir güvenlik sistemi bulunuyor. Sağlığa zararlı boya içermeyen bu aydınlatmaları yapı marketlerde bulabilirsiniz. Bulamazsanız: www.turkey.philips.com.
 
Bazı adresler:
Baby en Kids: Tel: (0212) 287 04 41. www.babyenkids.com  
Bedrooms: Tel: (0216) 385 04 77. www.bedrooms.com.tr
Çilek: Tel: (0800) 293 40 50. www.cilek.com.tr
Ikea: Tel: (0216) 528 05 28. www.ikea.com.tr
Letto: Tel: (0212) 282 72 14. www.letto.com.tr
Odda: Tel: (0212) 287 05 06. www.odda.com
Stanley Kids: Tel: (0216) 411 49 08 www.fatihkiral.com
Vibel: Tel: (0212) 283 91 97. www.vibel.com



]]>
<![CDATA['Neşe Erberk Konya'da yüzme ve tenis kursları]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/nese-erberk-konyada-yuzme-ve-tenis-kurslari
Çalışan anne ve babaların göz bebeği konumundaki Neşe Erberk Anaokulu, çocukların gelişimine katkıda bulunmaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Yaz okulu eğitimleri kapsamında bünyesindeki çocuklara yüzme ve tenis kursu verdiklerini belirten Neşe Erberk Anaokulu kurucusu Mehmet Han Çopur, “çocuklarımız pazartesi, çarşamba ve cuma günleri Dedeman Otel’de yüzme hocaları ile birlikte hem yüzmeyi öğreniyor hem de yüzme sporunun insan vücuduna katkıları hakkında bilgi sahibi oluyor. Bilindiği üzere yüzme sporu sakatlanma riski en az olan sporların başında gelir. Yüzme sporuna küçük yaşta başlayan kişilerin vücudu esnek ve dayanıklı olur, kalbi güçlü olur, kan dolaşımı düzenlidir, vücut direnci yüksektir ve kassal anlamda güçlüdürler. Yüzme, çocuğun hareket kabiliyetini anlayıp geliştirmesine yardımcı olur. Psikolojik açıdan çocukta kendine güven, konsantrasyon, güçlü iletişim, stres gibi kavramları pozitif anlamda dengeler” dedi.
 
Diğer taraftan yaz okulu eğitimleri kapsamında çocuklara tenis kursu verdiklerini de belirten Mehmet Han Çopur, “biz çocuklarımızın tenis sporunu öğrenmeleri konusunda da hassas davranıyoruz. Tenis, çocukların beden dengesinin gelişmesine imkan sağlar. El, kol, göz koordinasyonunu geliştirerek, buna bağlı motor gelişimlerini ileri seviyelere taşır. Tenis sporu, bireysel ve grup oyunu imkanlarıyla çocuklara farklı sosyal deneyimler yaşanması için imkan sağlayacaktır. Çocukların dikkat ve odaklanma becerisini geliştirmesinde etkin rol oynar. Tüm bunlar dikkate alındığında çocukların hem yüzme hem de tenis imkanlarından faydalandırılması aileler için kaçınılmaz olmalıdır” dedi.
 
Daha detaylı bilgi için http://www.cocukyuvaniz.com/daycare/detail/dcId/nese-erberkjoyfullhouse-konya 

 

]]>
<![CDATA[Aileler Artık ÇOCUKERKİL..]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/aile/cId/aileler-artik-cocukerkil
Türk ailesinde geleneksel yapının yerini, 'yükselen orta sınıfın değeri' olarak ortaya çıkan 'çocuk eksenli' anlayış mı alıyor?

Mersin Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nalan Yetim'e göre evet. Son yıllarda Türk aile yapısında geleneksellik dışında değişim yaşandığını söyleyen, Türk ailelerinin genellikle ataerkil veya anne ve baba merkezli olduğunu anımsatan Yetim, "Özellikle orta sınıfın yükselen bir değeri olarak, çocuk merkezli aile yapısı da giderek kabul gören bir anlayış olmaya başladı" diyor. Yetim'e göre, değişimin toplumun genelini kapsadığını söylemek henüz mümkün değil ancak yeni model sürekli yükselen grafik sergiliyor.


'Yoğun rekabet çocuk merkezli aile yaratır'


Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kutlu ise çocukların ilköğretimin ilk yıllarından itibaren yoğun bir rekabet ortamında hızlı bir yarışa girmeleri ve bu sürecin yıllar ilerledikçe daha da önem kazanmasının, 'çocuk merkezli aileler' yarattığı görüşünde. Eğitimde 'öğrenme' değil 'başkalarını geçme'nin amaç haline geldiğini ifade eden Kutlu, çocukların özel ders alma, dershaneye gitme, bilgisayar gibi teknolojik isteklerinin hızla arttığını, bunların yerine getirilmesininse aile içindeki çocuk egemenliğini daha da perçinlediğini söylüyor.


 




]]>
<![CDATA[Çocuk Gelişiminde Kritik Yaşlara Dikkat !!.]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/cocuk-gelisimi/cId/cocuk-gelisiminde-kritik-yaslara-dikkat Hamilelik sürecinden, ergenliğe kadar devam eden bu özellikler, birbiri ile ilişkili ve paralel bir seyir izler. Mesela, dil gelişimi, fiziksel ve zihinsel gelişimden bağımsız değildir. Dil gelişimindeki bir bozukluğu incelerken fiziksel ve zihinsel bir aksaklık olup olmadığı test edilir. Dildeki fiziksel bir bozukluk konuşmayı engellediği gibi, çocukta özgüven kaybı, sosyal fobi ve aşağılık duygusu gibi psikolojik sorunlara da yol açabilir.
Biz bu yazımızda doğumdan ergenliğe kadar belli yaş dönemlerinde ortaya çıkan geçici eğitim zorluklarından bahsedeceğiz. Çocuklar belli gelişim evrelerinde inatçı, kuralları çiğneyen, dur-sustan anlamayan, başına buyruk hareket eden bir kişilik sergileyerek anne babaları zor durumda bırakırlar.

 

İlk Kritik Dönem Birinci Yaş

 

Çocuk bir yaşından sonra, yani yürüme ve konuşma becerisi kazandıktan sonra inatçı davranışlar göstermeye başlar. Anne-babanın dediğinin tersini yapmaktan ve kuralları çiğnemekten zevk alır gibidir. Anne “Yapma!” dedikçe inadına istenmeyen davranışı tekrarlar.
İstenmeyen davranışları tekrarlayan bir çocuğun amacı sizi kızdırmak ve çileden çıkarmak değildir. Çocuğun niyeti koyduğunuz kuralın veya istemediğiniz davranışın ne kadar önemli olduğunu denemektir. Siz aynı olumsuz davranışa aynı tepkiyi gösterdikçe ve taviz vermedikçe çocuk gerçeği kabullenip sınırları zorlamayacaktır.
Çocuk ben merkezci egosantrik bir kişiliğe sahiptir. Haz ilkesine göre hareket eder. Herkesin ona hizmet etmesini ve her isteğinin yerine getirilmesini ister. Yoktan anlamaz, isteğinin geri çevrilmesinden veya ertelenmesinden hoşlanmaz. Eğer istediği gerçekte ihtiyacı olan bir şeyse ve temini de mümkün ise anne-baba çocuğu fazla üzmeden ihtiyacını yerine getirmelidir. Çocuktan her şeyi mükemmel yapmasını beklememeli, küçük yanlışlarını görmezden gelmeli, deneme-yanılma yapmasına izin vermeli, başarılı işlerini överek öz güvenini güçlendirmeliyiz.
İstediği şeyin para ve zaman yönünden temini zor ve çocuk için de bu şey gereksiz ise sebebini “İstediğin şeye yetecek kadar paramız yok!” veya “Gecenin bu saatinde bakkal kapalı olduğu için istediğin şeyi alamam!” gibi açıklama yaparak istediği şeyi temin edemeyeceğinizi anlatmanız gerekir. Buna rağmen isteğinin yerine getirilmesi için küser, ağlar, tepinir ve avazının çıktığı kadar bağırabilir.
Anne-baba oyuna gelip onu susturmak için isteğini yerine getirdiği zaman çocuk ağlayarak veya tepinerek isteğine kavuşmayı öğrenir ve bunu kullanmaya başlar.
Kimi anne-babalar çocuğun isteklerine ve davranışlarına sınır koymayı “baskı ile büyütme” olarak algılamakta, “Çocuğum benim gibi baskı altında büyümesin!” diye her isteğini yerine getirmekte, her yaramazlığına katlanmakta, farkında olmadan kural tanımayan şımarık ve zorba bir çocuk yetiştirmektedir. İsteklerine sınır konmayan, aile ve toplum kurallarına alıştırılmayan çocuklar dinin emir ve yasaklarını anlamakta ve uymakta güçlük çekerler.

 

 

 

İkinci Kritik Dönem 2,5 Yaş

 

 

 

Bu dönemde çocuk kas, kemik ve sinir sistemi yönünden yani fizyolojik olarak hızlı bir gelişme gösterdiğinden uyum sağlamakta zorlanır. Dengesiz, kararsız, olumsuz, her şeye “hayır” diyen isyancı bir kişilik sergiler. Psikolojik yönden de “bağımsızlık çabası” içindedir. Yardım istemez, her şeyi kendi başına yapmak ister; ancak anne ve babaya ihtiyacı olduğunun da farkındadır. Bu yüzden farklı kutuplar arasında gidip gelir.
Aşırı hareketlilikten ani bir tembelliğe, ataklıktan utangaçlığa, sahiplenme duygusundan aldırmazlığa, inatçılıktan uysallığa, açlık çığlıklarından iştahsızlığa, tuvalete zor yetişmekten idrarını tutmaya kadar varan dengesizlikler gösterir. Bu dönemde anne ile çocuk arasında en sık çatışmalar tuvalet ve temizlik konusunda yaşanır. Anne-babanın yapacağı en iyi şey bir seneden fazla sürmeyecek olan bu dönemde çocuktan sevgisini esirgememek ve sabretmektir.

 

 

 

Üçüncü Kritik Dönem 4 Yaş

 

 

 

Çocuk gelişiminde ilk beş yıl denge ve dengesizliklerin art arda geldiği yaşlardır. Dört yaşındaki çocuk, üç yaşındaki o uyumlu ve geçimli kişiliğini bırakır, yeniden bir dengesizlik ve uyumsuzluk içine girer. Her yönüyle aşırılık içinde bulunur. Ölçüyü kaçırma onun en belirgin özelliğidir.
Bu dönemde çocuk kendi başına buyruk, kafasına estiği gibi hareket eden, sağda solda dolaşan, çok konuşan, durmadan soru soran ancak cevabını dinleme sabrı göstermeyen, başladığı işi yarım bırakan maymun iştahlı bir çocuktur. Bununla beraber 2,5 yaş çocuğu kadar inatçı değildir. Oturmaktan ve beklemekten hoşlanmaz. Bedensel ve zihinsel etkinlik ihtiyacı tüm davranışlarına yansır.
Tam olarak ne istediğini bilmez, sık karar değiştirir, bir eylemden diğerine geçer. Anne ve babayla sürtüşmeye girmesinin, söz dinlemeyişinin, söylenenin tersini yapmasının sebebi saygısızlıktan değil, bağımsız bir kişilik kazanma çabasından ileri gelmektedir. Arkadaşlık yapmayı, grup oyunlarına katılmayı sever, ancak kabalık ve sakınmazlık özelliğinden dolayı arkadaşlarıyla kolayca kavgaya tutuşabilir. Başkalarının duygu ve isteklerini hiçe sayar, aklına geleni yapar ve söyler.

 

 

 

Dördüncü Kritik Dönem 6 Yaş

 

 

 

Bu dönemde inatçı ve olumsuz davranışlarıyla sanki 2,5 yaş çocuğu geri gelmiş gibidir. Anne-babalar 5 yaşındaki o uyumlu ve uzlaşmacı çocuğun nasıl olup da böyle zıt bir kişilik sergilediğine anlam veremezler. “Bu çocuğa ne oldu, birden huyu çok değişti?” derler.
Altı yaş çocuğu değişmekte olan bir çocuktur. Buna karşın tembel ve kararsız bir görünüm verir. Ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda kararsızdır. Anne-babasıyla ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde uyumluluk-uyumsuzluk, geçimlilik-geçimsizlik, olumluluk-olumsuzluk arasında gidip gelir.
Bu haliyle sanki iki kutuplu bir kişilik sergilemektedir. Beş dakika önce annesini sevdiğini söyler, ancak beş dakika sonra, basit bir sebeple, annesinin yüzüne karşı ondan nefret ettiğini söyleyebilir.
Bir geçiş dönemi yaşayan altı yaş çocuğunda psikolojik değişikliklerin yanı sıra dikkat çekici fiziksel değişiklikler de görülür. Süt dişleri dökülür, ilk azı dişi çıkmaya başlar. Kulak-burun-boğaz hastalıklarına, özellikle orta kulak iltihabına, sık yakalanır. Okula başlaması ile birlikte sosyalleşme becerisi gelişme gösterir. Daha çok arkadaşla ilişki kurar. Anne-babanın dışında yetişkin olarak öğretmeniyle tanışır, bilgisinden dolayı ona hayranlık duyar. Böylece aileye bağımlı çocuğun yerini, bağımsız ve sosyal çocuk almaya başlar.

 

 

 

Beşinci Kritik Dönem 12-13 Yaş (Ön Ergenlik)

 

 

 

İlköğretim yıllarında ailesiyle ilişkileri uyum içinde olan çocukların ergenliğe geçişte davranışlarında ve ilişkilerinde belirgin değişmeler görülmesi anne-babaları şaşırtır. Çünkü anne-babalar çocuk büyüdükçe daha akıllanır, daha az problem çıkarır zannederler. Her şeyin yolunda gittiğini sandıkları bir dönemde birden bire ortaya çıkan huysuzluklara, itirazlara, alınganlıklara ve sebepsiz öfkelere bir anlam veremezler.
Her şeye itiraz eden, hiçbir şeyi beğenmeyen, eve dilediği zaman girip çıkan, derslerini aksatan, en küçük uyarılara sert tepki gösteren genç karşısında anne-babanın sabretmesi pek zordur. Çünkü bu hızlı değişmenin ergenlik belirtileri olduğunu bilmezler. Çocuğun kötü arkadaş kurbanı olduğunu, kendilerinden uzaklaştığını, nankörlük yaptığını düşünürler. Nasihatler ve uyarılar bir işe yaramadığı için anne-baba sertleşmeye başlar. Karşılıklı suçlamalar ve bağrışmalar ilişkileri zora sokar.
Anne-baba sabrettiği, çocuğu adam yerine koyup dinlediği, çocuğun her türlü duygusunu dile getirmesine izin verdiği ve onu sevdiğini her vesile ile belli ettiği taktirde diğer kritik yaşlarda olduğu gibi, gel-gitlerle dolu ön ergenlik dönemi de bir-iki sene içinde geçecek, çocuğunuz eski uyumlu ve geçimli çocuk olarak size geri dönecektir...

 

 

 

 

]]>
<![CDATA[Volvo Cars’dan yeni çocuk koltukları]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/volvo-carsdan-yeni-cocuk-koltuklari
Volvo koltuğu şöyle tanımlıyor; Bebek koltuğu, ergonomik tasarımı sayesinde kolaylıkla çıkarılıp takılarak taşıma kolaylığı sağlıyor. Doğumdan yaklaşık bir yaşa (13 kg) kadar kullanılabilen koltuk, yüksek ve yumuşak yan destekleri sayesinde yandan darbelerde de güvenlik sağlıyor. Baş desteği yedi konuma ayarlanabiliyor ve kemer çocuğun omuz yüksekliğine otomatik olarak uyum sağlıyor. Bebek, merkezden ayarlanan beş noktalı bir emniyet kemeriyle koltuğa bağlanıyor. Koltuk otomobile ISOFIX bağlantıları veya standart emniyet kemeriyle tutturulabiliyor. Tüm kumaşlar, alerjiye yol açtığı bilinen maddeleri içermediğini kanıtlayan Öko-Tex Standart 100 sertifikasına sahip. Koltukların kılıfları çıkarılabiliyor ve makinede 40 derecede yıkanabiliyor.



VOLVOLINE  0212 44 44 858  


Kaynak:ntvmsnbc





]]>
<![CDATA[Çocuk Modası'ndaki son tasarımlar Bursa'da]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/cocuk-modasindaki-son-tasarimlar-bursada TÜYAP Bursa Fuarcılık Anonim Şirketi tarafından, BEKSİAD Bebe Çocuk Konfeksiyonu Sektörü Sanayici ve İşadamları Derneği işbirliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası desteği ile hazırlanan Bursa 4. Bebe ve Çocuk Hazır Giyim ve Çocuk İhtiyaçları Fuarı, 23 – 26 Temmuz 2009 tarihleri arasında Tüyap Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek.

Üretim yapan ve hizmet sunan her sektörden firma ile ilgilileri buluşturacak fuar, sektörün lider üretici ve ithalatçı firmalarının pazar paylarını artırma fırsatı bulacağı bir platform olacak. Yurtiçi ve yurtdışı ticari bağlantıların yapılacağı fuarda verilecek siparişlerle, son dönemde daralan iç piyasa satışlarının artması bekleniyor.

Tüyap yurtdışı ofisleri – Bulgaristan, Gürcistan, İran, Rusya ve Suriye – kanalıyla yapılan tanıtımlar ve TİKA Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın desteğiyle yurtdışından Bosna – Hersek, Gürcistan, İran, Karadağ, Kazakistan, Kosova, Makedonya, Moldova, Tacikistan, Özbekistan, Rusya, Ukrayna’dan gelecek alım heyetlerinin yanı sıra yurtiçinden de sektördeki ticaretin yoğun olduğu büyük şehirlerde yapılan tanıtımlar ve Tüyap yurtiçi ofislerinin bölgelerde yapmış olduğu tanıtımlar neticesinde bu yıl fuara yurtiçi ve yurtdışından konuyla ilgili 25 bin profesyonel ziyaretçi hedefleniyor.

Girişin ücretsiz olduğu fuar, 23 – 25 Temmuz 2009 tarihleri arasında 11:00 – 20:00, 26 Temmuz 2009 tarihinde ise 11:00 – 19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

]]>
<![CDATA[Ev Kazalarının Kurbanı Bebekler]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/ev-kazalarinin-kurbani-bebekler Bebekler, kendilerini koruyamadıkları için ev kazalarında büyük zarar görüyor, basit gibi görünen detaylar, bazen bir cana mal olabiliyor.
 
ISPARTA - Ev kazalarının en fazla etkilendiği yaş grubunun 0-6 çocuklar olduğuna işaret eden Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rifat Örmeci, emekleme aşamasından itibaren çocuklar için evlerin bir anda tehlikeli bir ortam haline gelebildiğini vurguladı.

Prof. Dr. Örmeci, bir yaşından küçük çocuklarda boğulma, solunum yollarına yabancı cisim kaçması, 1-4 yaş arasında düşme, çarpma, suda haşlanma, ateşle yanma ve zehirlenmelerin sık görüldüğünü ifade etti. Örmeci, 2-4 yaşlarında temizlik maddeleri ve ortada bırakılan ilaçlar, 5 yaşından sonra ise dolapta ve yüksekte saklanan ilaçlar ile zehirlenmelerin sık karşılaşılan ve zaman zaman ölümle sonuçlanan ev kazaları olduğunu bildirdi.

EN FAZLA ZEHİRLENME GÖRÜLÜYOR

Çocukların en fazla karşılaştıkları olayların başında zehirlenmenin geldiğini belirten Prof. Dr. Örmeci, açıkta bırakılan ilaç veya benzeri zehirli bir maddenin çocuk tarafından içilmesinin, ölümüne dahi yol açabildiğini kaydetti.

Zehirlenme olaylarının önüne geçmek için mutlaka önlem alınması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Örmeci, zehirli gıdaların ve maddelerin çocukların ulaşamayacakları yüksek yerlere veya kilitli dolaplara konulması gerektiğini söyledi.

Prof. Örmeci, zehirlenme anında ailelerin bilinçli olması gerektiğini vurgulayarak, ailelere şu önerilerde bulundu:
"Zehirlenme söz konusu olduğunda, derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurun veya doktorunuzu arayın. Zehirlenmeye sebep olan şeyin cinsi ve miktarının bilinmesi, tedavinin planlanmasında esas olduğundan, doktorunuza yeterli bilgiyi verecek dokümanı yanınıza alın. Zehirlenmeye neden olan maddelerin adı, ne kadar alınmış olabileceği, yerlere ve çocuğun üzerine dökülen miktarının tespiti yapılmaya çalışılmalı. Sağlık kuruluşuna gelinirken ilaç veya maddenin kutusu, şişesi, kullanım kılavuzunu götürün. Doğru müdahaleyi bilmeden, kendi kendinize bir şeyler yaparak boşa vakit kaybetmeyin. Bilmeden yapılacak herhangi bir müdahale tedaviyi geciktirdiği gibi, zarar verip, durumu daha da ağırlaştırabilir. Bazı zehirlenmelerde bulgular, uzun süre sonra ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle çocukta herhangi bir anormal bulgu olmasa da mutlaka kötüleşmesini beklemeden doktora başvurun.’’

Prof. Dr. Örmeci, çocuk odasında da kazaları önlemek için pencerelere koruma takmak, çocuğun yatağını, prizler, pencere, radyatör, ısıtıcı veya vantilatöre uzak bir yere yerleştirmek gerektiğini bildirdi. Ev ortamında en ince ayrıntının bile dikkate alınması ve çocuğa zararsız bir ortam sunulması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Örmeci, anne ve babalara, ’’Çok geç kalmadan siz güvenlik tedbirlerini alın’’ dedi.

Kaynak:Sağlık Paneli.com

]]>
<![CDATA[Çocuklarla Gidilecek Mekanlar]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/cocuklarla-gidilecek-mekanlar
BURC BEACH
Yemyeşil ağaçlıklı yollardan geçerek BURC’a varıyorsunuz. Hasır şemsiyelerin altına kurulu-yorsunuz. Çocuklar yumuşacık kumda saatlerce oynuyorlar. İstanbul kavrulsa bile burada devamlı bir esinti var, sıcaktan bunalmıyorsunuz… Biraz sportif davranışlar sergilemeye kalkışmak isterseniz, kiteboard deneyebilirsiniz. Bu sene açılan Tekne by Fishmekan’da balıkları da mideye indiriyorsunuz. Akşam, günü batırıp eve dönüyorsunuz. Yol üstündeki Dağ Restaurant’da da köfte yemek için durabilirsiniz.
Değirmendere Mevkii Gümüşdere
Her gün 10.00 - 20.00 arasında açık. Hafta içi giriş 25TL, hafta sonu 35 TL.


SAKLIKÖY
Ihlamur ve gürgenli, ormanlık alanın ortasında bir oksijen cenneti. Doğayla dost malzemelerle kurulmuş bir alan. Yemyeşil alanda rahat koltuklara gömülüyorsunuz, inanılmaz lezzetli yemekleri yiyorsunuz. Doğal yürüyüş parkurunda yürüyüş, çim sahada basketbol ve futbol oynayabilirsiniz. Çimlerin ortasındaki yarı olimpik havuz sıcak günlerin kurtarıcısı! Ama çocuklar için en favori aktivite midilliye binmek, atlarla haşır neşir olmak. Günübirlik girişler kabul edilmiyor, ya üye olmak ya da otelde konaklamak gerekiyor.
(0216) 434 55 22
Bayramköprü Mevkii 6/A , İshaklı Köyü Beykoz 


LEONARDO
Polonezköy’ün en popüler yeri. Çocuk parkını da bu sene büyüttüler herkes parkın önündeki masalardan birini kapmaya çalışıyor. Masalara kuruluyorsunuz, açık büfeden sabahtan akşama kadar yemek yiyorsunuz. Sıcaktan bunalanlar için hem çocuk hem de yarı olimpik yüzme havuzu var.

(0216) 432 30 82
Köy içi Sokak 32, Polonezköy
Açık büfe kişi başı, içecekler hariç 60 TL. 


ÇAKIRKEYİF
Burası Çakır ailesinin evi. Sabah atlayıp arabaya gidiyorsunuz, bahçede kahvaltınızı ediyorsunuz, çimlerin üzerine yayılarak güneşleniyorsunuz ve havuza giriyorsunuz. Çok samimi, aile ortamına sahip; baba Sabahattin ve anne Hikmet’in  sizinle  beraber oturduğu, misafirlerini ağırladıkları bir ortam. O geceyi geçirmek isteyenler için meyve bahçesinin içinde beş ahşap bungalov da var. Günübirlik gelenlerin de konaklayanların da birbirini tanıdığı yazlık gibi bir yerde gün geçiriyorsunuz.

(0212) 744 81 35
Atatürk Caddesi 74, Kavaklı
Kahvaltı kişi başı 45 TL. İki kişi konaklama yarım pansiyon 350 TL 


ÇAMLIK ET MANGAL
Kendin pişir kendin ye ama mutlaka Silivri çömlek yoğurdu da ye! Çam ağaçlarının içinde oldukça büyük bir alana yayılmış, yan masalarla haşır neşir olmamaktan mutlu olacağınız bir  mekân. Mangalda eti siz de pişirebilirsiniz, hazırlanarak size servis edileni de yiyebilirsiniz. Çocuk parkı ve ağaçlar arasında hamaklarda sallanarak bol oksijenli havada tüm günü geçirebiliyorsunuz.
(0212) 749 71 07
Çeltik Köyü, Silivri






]]>
<![CDATA[İstanbul Su Eğlence Merkezi'ne Kavuştu..]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/istanbul-su-eglence-merkezine-kavustu Dolphinarium’da yabancı eğitmenlerle yapılan yunus, fok ve mors gösterileriyle çocuklar kadar yetişkinler de eğleniyor. Sara isimli bir morsun müzik aleti çalıp, tango yapması, yunusların birbirleriyle uyumlu zıplamaları çocukları zaten büyülüyor. Gösterideki sunucu da gayet samimi ve bilgilendirici. Yunuslar tarafından atılan topları yakalayan seyirciler, havuz kenarına gelerek yunuslara dokunabiliyor da. Biletlerin numaralı olmaması ‘çocuğum en iyi yerden gösteriyi seyretsin’ stresiyle, girişte yer kapma kargaşası yaratsa da 45 dakika süren gösteri göz açıp kapayıncaya kadar bitiveriyor. “Yunuslarla daha da samimi olmak istiyorum anne” diyen çocuğunuz içinse rezervasyonla yunuslarla yüzme imkânı var.

Gösteri saatleri
Pazartesi ve salı kapalı.
Hafta içi 11.00 ve 14.00, hafta sonu 12.00 15.00 ve 18.00
Biletler 20 TL.
Üç yaşından küçük çocuklar ücretsiz.

Mekan : Dolphinarium
Tel: (0212) 581 78 78
Adres: Silahtarağa Caddesi 2/4
Semt: Eyüp

]]>
<![CDATA[Santralistabul'da Doğum Günü]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/santralistabulda-dogum-gunu Santralistanbul, atölyeler ve müze turlarının yanı sıra, doğumgünü kutlamaları için de çocuklara eğlenceli bir program sunuyor

 

6-11 yaş grubu çocuklara yönelik program kapsamında, çocuklar önce, Enerji Müzesi turuna katılarak buradaki türbin-jeneratör grupları ile tanışıyor. Kontrol Odası'ndaki panoları, göstergeleri inceliyor, en alt kattaki "Enerji Oyun Alanı"nda ise Kızılötesi Kamera ile dünyaya bir yılanın gözüyle bakıyorlar. Yagmur Masası'nda yağmurun sesini dinliyor, Enerji Bisikleti'nde pedal çevirerek elektrik üretiyor, Plazma Küre'de paratoner oluyor ve daha pek çok etkileşimli ünitenin yer aldığı bu alanda turlarını tamamlıyorlar. Ardından, kendi gözlemlerini de katarak Enerji Müzesi'nin 3 boyutlu maketini yapacakları bir atölye çalışmasına katılıyorlar.

 

15-20 kişilik gruplarla yürütülen bu program için (0212) 444 0 428 no.lu İletişim Merkezi'nden ön rezervasyon yaptırılabilir.

 

Kaynak: Timeout

]]>
<![CDATA[Hamilelik Bulantılarıyla Doğan Çocuk....]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/hamilelik-bulantilariyla-dogan-cocuk Hamilelik döneminde sabahları mideniz mi bulanıyor? Eğer bulanıyorsa, bu bebeğinizin yüksek bir IQ seviyesi geliştirdiğini gösterebilir.
Kanada, Toronto'da Çocuk Hastanesi'nden Irena Nulman ve meslektaşları, yıllar önce hamileliğinde sabahları mide bulantısı çeken 120 kadına ulaştı. 30 tanesinin sabah bulantısı olmadı, fakat araştırmacılar, kadınların kalanına bulantının şiddetini anlamak için sorular sordular. Ayrıca, tüm kadınların şu anda yaşları 3 ile 7 arasında değişen çocuklarına da standart bir zeka testi uyguladılar. Hamileliği süresince anneleri bulantı ve kusma şikayeti olan çocukların zeka testleri daha yüksek düzeydeydi. Kusmanın şiddetiyle zeka seviyesi arasında bir uygunluk olduğu rapor edildi.
Birçok hamile kadını etkileyen sabah bulantılarının nedeni, hamilelik döneminde fazladan üretilen östrojen ve progesteonu kanda hep belirli bir düzeyde tutmak için üretilen "insan koryon gonadotropini" (HCG) adlı hormonun üretilmesidir. Nulman, bu hormonların sabahları midesi bulanan hamile kadınlarda daha yüksek olduğunu ve bunun da fetüsün beyin gelişimini koruduğunu düşünüyorlar.
Araştırma grubuna göre, mide bulantısını geçirmek için alınan Diclectin isimli ilacın zeka seviyeleri üzerinde hiçbir etkisi yok

]]>
<![CDATA[Okul Öncesinde bir Marka]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/okul-oncesinde-bir-marka
 

Özel Neşe Erberk Etiler Anaokulu
Uzm. Psikolog Buket Kasrat 
    
Neşe Erberk yönetiminde tüm Türkiye’de franchising yoluyla büyümeye devam eden Neşe Erberk Anaokulları, okul öncesi eğitimde lider kurum olmayı sürdürüyor…
Her çocuğun kendine özgü ilgisi, yeteneği, algısı, fiziksel, duygusal, bireysel farklılık ve kişiliği olduğu düşüncesinden hareket ederek, etkin öğrenme, scamper, gems, reggio emilia gibi eğitim sistemlerini temel alarak klasik anaokulu yaklaşımını zenginleştirdik... Okullarımızda güne yoga ile başlayarak, araştıran, sorgulayan küçük girişimci JOYFULL HOUSE öğrencilerinin Sanat, Müzik, Bale-Dans/Drama, Anadili/Fen-Doğa, İngilizce, Kütüphane  ve Oyun  odalarında rotasyonla, ilk sosyal deneyimlerini kazanmada, yaş grubuna uygun çeşitli aktiviteler gerçekleştirmekteyiz... 

 

Ayrıca tüm bu aktiviteleri gün boyunca İngilizce yaşamak isteyen 3 – 6 yaş grubumuz için de Özel İngilizce Sınıfı seçeneğimiz vardır…
Yılın 12 ayı, sabah 08.00 akşam 18.30 ‘a kadar faaliyetlerimiz devam etmektedir…

 

9 – 18 ay Bebek & Anne oyun grupları ( Cumartesi 10.00 -12.00 )
1,5 – 3 yaş oyun grubu ( Play Group – haftada 2–3–5 yarım/tam gün seçenekleri )
3 – 6 yaş eğitim programı (Tam gün/Yarım gün)
Hafta Sonu Hobi Çalışmaları
Doğum günü & Parti organizasyonları
Yaz / Sömestr Okulu
Yetişkin destek programları (Anne-Baba eğitim seminerleri)

 

Her şubede lokasyona uygun farklı fiyatlar uygulanmaktadır…

 

ETİLER ( MERKEZ ) 0212–287 34 47 
ATAŞEHİR 0216–455 87 60
ANTALYA 0242 323 88 55
ADANA 0322 231 08 23
BAHÇEŞEHİR 0212–669 70 88
BURSA 0224 549 10 37 
ÇEKMEKÖY 0216–611 16 26
FLORYA 0212–662 02 66
İZMİR 0232 370 35 15
İZMİT 0262 331 39 93
KEMERBURGAZ 0212- 322 70 65
KONYA 0332 324 44 33
MERSİN 0324 473 25 42
SAMSUN 0362 439 08 80
ZONGULDAK 0372 257 15 30
www.joyfullhouse.com   

]]>
<![CDATA[Çocukların yeni oyuncağı Robo Köpek Puppy]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/cocuklarin-yeni-oyuncagi-robo-kopek-puppy Toyiki, çocukların köpek sevgisine sevimli bir karşılık veriyor. Gerçeğini aratmayan görüntüye sahip Robo Köpek Puppy, kısa zamanda bütün çocukların sevgilisi olacak.

Sokakta bulduğumuz hayvan dostlarımızı eve getirmek istemeyenimiz ya da arkadaşımızda gördüğümüz köpeğin aynısı için günlerce anne ve babamıza dil dökmeyenimiz yoktur. Türkiye genelinde 31 Toyiki mağazasından ve www.toyiki.com.tr internet sitesinden satın alabilecğiniz Robo Köpek Puppy, hayvan sevgisi ile büyümesini istediğiniz çocuklarınız için akıllı ve şirin bir dost olacak.

Annenizin bu şirin köpeği eve almaması için hiçbir bahanesi kalmayacak. Kumandası ile birlikte 8 adet 1.5V AA/AAA pile ve çocukların sevgisine ihtiyaç duyan Robo Köpek Puppy, tüy dökmüyor, istenilmediği sürece çıt çıkarmadan uslu uslu yerinde duruyor. Yapay zekâsı ve üzerindeki alıcıları sayesinde kızılötesi kumandasından verdiğiniz komutları yerine getiren sevimli Robo Köpek Puppy, sizinle birlikte yürüyebiliyor, gerçek ses ve ışık efektleri gibi interaktif reaksiyonlar gösterebiliyor.

Fiyat: 59,00 TL

]]>
<![CDATA[Çocuğunuzla Brunch Keyfi CIVIL CIVIL 'da yaşanır..]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/cocugunuzla-brunch-keyfi-civil-civil-da-yasanir Bahçede açık büfe brunch keyfi

Koca bir haftanın yorgunluğunu atmak için hafta sonu ailenizle keyifli saatler geçirmek istiyorsunuz. Ancak, küçük çocuklarınızla güzel bir kahvaltı yapmak, arkasından pazar gazetelerinizi okumak nerdeyse imkansız bir şey. Çocuklarınızdan da ayrılmak istemiyorsunuz. O halde, hem çocuğunuzun hem de sizin keyif alacağınız, temiz hava ve bol oksijenli bir brunch'a ne dersiniz?

Yaz sezonunda bahçemizde size güzel bir brunch vaadediyoruz. Taze ve lezzetli 40'ın üstünde çeşidi açık büfe şeklinde sunuyoruz. Dergi, gazete ve kahveleriniz de sizi bekliyor olacak. Dilerseniz, çimen üstünde yastıklara uzanıp eşinizle güzel bir sohbetin keyfini çıkarabilirsiniz.

Çocuklarınız ise, oyun ablaları eşliğinde çimlerin üstünde koşabilir, ya da oyun evinde oynayabilir. Hepsi bu kadar basit. Açık büfe brunch keyfi sadece Cumartesi ve Pazar günlerinde...

ADRES: Rüzgarlıbahçe Mah. Serçe Sokağı No: 2 Kavacık / Beykoz - İstanbul
TELEFON : (0216) 680 33 17 -  (0533) 712 14 42

http://www.civilcivil.biz

]]>
<![CDATA[Çocuklu Tatil Önerileri]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/cocuklu-tatil-onerileri
Çocuklarla tatile gitmek bazen işkenceye dönüşebiliyor. Hem çocuklarınızın hoşlanabileceği hem de size kolaylık sağlayan yerlerde gerçek bir tatil yapabilirsiniz.

Yaz aylarında ailecek tatile gitmeyi planlayanlar için tecrübeli anne ve babalara sorduk, en çok tercih edilen yerleri tespit ettik. İşte çocuklarla gidilebilecek adresler...


Ela Quality Resort Hotel-Belek
04-12 yaş arası çocuklar için çocuk oyun yeri, Mini Club ve çocuk animasyonu bulunuyor. Enderun Restaurant'ta mama hazırlama yeri ve tüm aile odalarında biberon ısıtıcısı bulunuyor.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Açık ve kapalı havuz, toplam üç adet çocuk kaydırak, çocuk büfesi, çocuk animasyon

Otel’de Bulunanlar: Türk hamamı, sauna, güzellik merkezi ve ayurveda ve Bali masajları ile doktor

Aktiviteler: Voleybol, basketbol, tenis, animasyon ve eğlence

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar, 269 TL ile 399 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-6 yaş ücretsiz. 7-11 yaş arası çocuklar için fiyatlar 150 ile 20 TL arasında değişiyor.


Voyage Sorgun-Side
4-12 yaş arası çocuklar için 10:00-12:30 ile 15:00-18:00 saatleri arasında hizmet veren Vogi Çocuk Klübü, 13-16 yaş grubu için Teenage Club bulunuyor. 3-14 yaş çocuklar için Lunapark bulunuyor. Mini club da belirli saatlerde çocuklar için dondurma servisi bulunuyor.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Açık havuz ve kaydırak, çocuk kulübü, lunapark, çocuk animasyon, çocuk oyun alanı, çocuk büfesi, çocuk bakıcısı, mini disco, animasyon ekibi, dondurma saati ve sinema saati.

Otel’de Bulunanlar: Açık restoran, kapalı restoran, bar, disko, hamam, fitness center, sauna, güzellik merkezi, açık ve kapalı havuz.

Otel Odası’nda Bulunanlar: Kasa, minibar, TV ve telefon

Aktiviteler: Basketbol, tenis, voleybol, sörf, ücretsiz lunapark, animasyon ve eğlence

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar 140 TL ile 260 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-12 yaş arası grubuna giren çocuklara ücretsiz. 2. Çocukta 0-2 yaş grubu ücretsiz. 2. Çocukta 3-12 yaş grubu giren çocuklar için fiyatlar, 60 ile 130 TL arasında değişiyor.


Kaya Belek Hotel-Belek
Geniş çam ormanları arasında bulunan Kaya Belek, açıldığı günden bu yana özellikle çocuklu ailelerin öncelikli tercihi oluyor. Otel’de çocuklar için özel olarak düşünülmüş “Kaya Belek Kid's World” bulunuyor.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Açık ve kapalı havuz, kaydırak, animasyon, çocuk kulübü, çocuk büfesi, çocuk oyun alanı, çocuk bakıcısı, mini disco, çocuk mağazası, baby sitting, sleeping room, el işi atölyesi, bisikletler, kütüphane, sinema, internet cafe, mini basket, mini voleybol, mini futbol

Otel’de Bulunanlar: İnternet, konferans salonu, açık ve kapalı restoran, bar, açık ve kapalı havuz, agquapark gece kulübü, solaryum, fitness center, spa merkezi ve güzellik merkezi

Otel Odası’nda Bulunanlar: Klima, minibar, kurutma makinesi, TV, telefon, oda servisi ve kasa

Aktiviteler: Voleybol, basketbol, tenis, tam gün full animasyon, haftada 3 gün canlı müzik

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar, 122 TL ile 220 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-12 ücretsiz. 2. Çocukta 0-2 yaş grubuna ücretsiz. 2. Çocukta 3-12 yaş grubu için fiyatlar 60 TL ile 110 TL arasında değişiyor.


Kervansaray Otel Lara-Antalya Merkez
4-12 yaş arası çocuklar için 17:00-18:00 saatleri arası mini lünapark ile çocuk animasyonu ve Mini Club mevcut.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Mini lunapark, açık ve kapalı havuz, çocuk havuzu, çocuk kulübü, çocuk animasyon, mini club ve trafik okulu

Otel’de Bulunanlar: Konferans Salonu, açık ve kapalı restoran, açık ve kapalı havuz, lunapark, spa merkezi, fitnes center

Otel Odası’nda Bulunanlar: Klima, saç kurutma makinesi, TV, oda servisi, telefon

Aktiviteler: Voleybol, basketbol, tenis, canlı müzik, animasyon ve eğlence

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar, 111 TL ile 171 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-12 yaş grubu ücretsiz. 2. Çocukta 0-2 yaş grubu ücretsiz. 2. Çocukta 3-12 yaş grubunda fiyatlar, 74 TL ile 112 TL arasında değişiyor.



Club MED Palmiye-Kemer
Çocuklar, çeşitli aktivitelere katılıp deneyimli GO'lar eşliğinde eğlenerek öğreniyor. 0 - 23 ay bebekler için "Club Med Baby Welcome”, 4 - 23 aylık bebekleriniz için “Baby Club Med”, 2 - 3 yaş çocuklar için “Petit Club Med”, 4 - 11 yaş “Mini Club Med”, 11 - 17 yaş gençler için” “Club Med Passworld” ve 8 - 12 yaş için "Şampiyonlar Akademisi” bulunuyor.

Ayrıca, 2 ila 8 yaş arası çocuklarınızı uzman GO ekiplerinin her türlü ihtiyaçlarıyla ilgileneceği "Pyjamas Club"e rahatlıkla teslim edebilirsiniz.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Sihir okulu, mini disco, çocuk kulübü, bebek ve çocuk bakıcısı,

Otel’de Bulunanlar: Güzellik salonu, Sauna, Türk Hamamı

Otel Odası’nda Bulunanlar: Kasa, saç kurutma makinesi, telefon, minibar

Aktiviteler: Rüzgar sörfü, serbest dalış, su kayağı ve wakeboard, kano, su topu, plaj voleybolu, yelken, 2 vücut geliştirme salonu, basketbol, futbol, petank, masa tenisi, canlı müzik ve disko



Lykia World Village-Fethiye
Tür: Otel

Lykia World’de 09:00–18:00 saatlerinde tamamen çocuklara özel hizmet veren “Çocuk Cenneti” bulunuyor. Otelde çocuklar için; 18 su kaydırağı, 8 havuzu (3'ü ısıtmalı) , bebekler için kum plaj, kaydıraklar, salıncaklar ve tahterevallileri ile bir kum çocuk parkı, palyaço, duşlar, gizli mağaralar, hazine adası, korsan ormanı, su fışkırtan toplar, sirk arabaları, çocuk amfi tiyatrosu, tırmanış ağları, sanat ve elişi bölümü, judo, antrenman sahası, basketbol sahası, masa tenisi, çocuk restoranı ve çocuk WC olanakları bulunuyor.

Mini Club yaş grupları: Bebek Klübü: 6 ay -2 yaş Tweetie Klüp: 2 - 3 yaş, Snoopy Klüp: 4 - 5 yaş, Jokers Klüp: 6 - 8 yaş, Kid's Klüp: 9 - 12 yaş, Teen's Klüp: 13 - 18 yaş

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Bebek bakıcısı, Çocuk oyun bahçesi, Çocuk kulübü, Çocuk Yüzme Havuzu

Otel’de Bulunanlar: 24 saat açık Ön Büro, İnternet, Oto Park, Bahçe, Jeneratör, Sauna, Çamaşırhane, Market, Türk Hamamı, Doktor, Masaj, TV odası, Güzellik salonu, Oda Servisi

Otel Odası’nda Bulunanlar: Balkon, Odada İnternet, Odada Saç Kurutma Makinesi, Kablolu, Uydu TV, Odada kasa, Odada Telefon, Klima, Odada Minibar, Telesekreter

Aktiviteler: Açık Havuz, Disko, Plaj, Animasyon, Fitness Center, Plaj Paraşütü, Banana, Futbol, Plaj Voleybolu, Basketbol, Golf, Surf, Bilardo, Jogging, Tenis, Bisiklet Binme, Kapalı Havuz, Voleybol, Dalgıç Okulu, Masa Tenisi

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: 380 TL ile 1.260 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-6 yaş arası çocuklar ücretsiz. 7-14 yaş grubuna giren çocuklar ücretli.

Adres: P.K.102 Ölüdeniz, Muğla/Fethiye, 48300, Türkiye



Attaleia Holiday Village-Belek
Tür: Tatil Köyü

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Çocuk kulübü, Çocuk oyun bahçesi, Çocuk Yüzme Havuzu

Otel’de Bulunanlar: Özürlüler İçin Oda, Jakuzi, 24 saat açık Ön Büro, İnternet, Oto Park, Bahçe, Jeneratör, Sauna, Çamaşırhane, Market, Türk Hamamı, Doktor, Masaj, TV odası, Güzellik salonu, Oda Servisi

Otel Odası’nda Bulunanlar: Balkon, Müzik, Saç Kurutma Makinesi, Telefon, Minibar, Kablolu, Uydu TV

Aktiviteler: Canlı eğlence, Plaj Paraşütü, Açık Havuz, Disko, Masa Tenisi, Animasyon, Fitness Center, Plaj, Aqua Park, Futbol, Banana, Golf, Plaj Voleybolu, Bilardo, Jet Ski, Tenis, Kapalı Havuz

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: 285 TL ile 390 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-12 yaş arası çocuklar ücretsiz.

Adres: Taşlıburun Mevkii, Belek, Antalya/Belek




Limak Hotels Arcadia-Belek
Tür: Otel

Otelin Konumu: Serik – Belek'te bulunan Limak – Arcadia Golf & Sport Resort, Antalya Havalimanı'na 35km, şehir merkezi'ne 40km, Belek merkezi'ne de sadece 700m uzaklıkta bulunmaktadır.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Bebek bakıcısı, Çocuk oyun bahçesi, Çocuk Yüzme Havuzu, Çocuk kulübü

Otel’de Bulunanlar: Berber & Kuaför, Kuru Temizleme, Oda Servisi, Çamaşırhane, Market, Sauna, Doktor, Masaj, Türk Hamamı ve Güzellik salonu

Otel Odası’nda Bulunanlar: Balkon, Odada kasa, Odada Saç Kurutma Makinesi, Kablolu, Uydu TV, Odada Minibar, Odada Telefon, Klima

Aktiviteler: Açık Havuz, Disko, Mini Golf, Aqua Park, Fitness Center, Plaj, Banana, Futbol, Plaj Voleybolu, Basketbol, Jet Ski, Surf, Bilardo, Kapalı Havuz, Tenis, Canlı eğlence, Masa Tenisi, Voleybol

Yetişkinler için ücret: Fiyatlar, seçeceğiniz tarihlere göre 303 TL ila 391 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-14 yaş arası çocuklar ücretsiz. 2. Çocuk’ta ise 0-2 yaş grubu ücretsiz.

Adres: İskele Mevkii, Antalya/Belek, Türkiye



Limak Hotels Atlantis-Belek
Tür: Otel

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Bebek bakıcısı, Çocuk kulübü, Çocuk Yüzme Havuzu

Otel’de Bulunanlar: Jakuzi, Berber & Kuaför, Oda Servisi, Doktor, Kuru Temizleme, Oto Park, Güzellik salonu, Market, Sauna, İnternet, Masaj, Türk Hamamı

Otel Odası’nda Bulunanlar: Balkon, Odada kasa, Odada Saç Kurutma Makinesi, Kablolu, Uydu TV, Odada Minibar, Odada Telefon, Klima

Aktiviteler: Açık Havuz, Bowling, Jet Ski, Aqua Park, Dalgıç Okulu, Kapalı Havuz, Banana, Disko, Surf, Bilardo, Fitness Center, Tenis

Yetişkinler için ücret: Fiyatlar, seçeceğiniz tarihlere göre 272 TL ila 409 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-14 yaş arası çocuklar ücretsiz. 2. Çocuk’ta ise 0-2 yaş grubu ücretsiz.

Adres: İleribaşı Mevkii Çamlık Sok. No:12, Antalya/Belek



Club Resort Select Maris-Marmaris
4-12 yaş arası çocuklar için 10:00-12:00 ile 15:00-18:00 saatleri arasında hizmet veren çocuk oyun yeri ve Mini Club mevcut.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Açık ve kapalı havuz, kaydırak, çocuk animasyon, çocuk büfesi

Otel’de Bulunanlar: İnternet, konferans salonu, bar, jakuzi, gece kulübü, jakuzi, spa ve doktor

Otel Odası’nda Bulunanlar: İnternet, TV, uydu yayını, telefon, saç kurutma makinesi, klima, minibar.

Aktiviteler: Su sporları, voleybol, tenis, basketbol, animasyon, Türkçe ve enternasyonel şovlar,

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar, 235 TL ile 475 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-6 yaş grubu çocuklar ücretsiz. 7-11 yaş grubu çocuklar için fiyatlar, 117 TL ile 237 TL arasında değişiyor.



Hillside Beach Club-Fethiye
Tüm dünyada sayılı lüks resort ve otelin bağlı bulunduğu "Great Hotels Of The World"ün bir üyesi Hillside Beach Club, Fethiye'de kendine ait çam ormanlarıyla çevrili muhteşem Kalemya Koyu'nda yer alıyor. 4-12 yaş arası çocuklar için 10:00-18:00 saatleri arasında hizmet veren çocuk kulübü, çocuk animasyonları, köprüler ve profesyonel eğitmenler mevcut.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Açık ve kapalı havuz, kaydırak, çocuk animasyon, çocuk büfesi, çocuk havuzu, çocuk bakıcısı, perküsyon, hip-hop, karaoke, DJ’lik dersleri, su jimnastiği, havuz oyunları, tiyatro ve tennis

Otel’de Bulunanlar: İnternet, konferans salonu, bar, açık ve kapalı havuz, fitness center, gece kulübü, SPA Merkezi, Güzellik Merkezi, doktor, kuru temizleme, çamaşırhane, butik, market,

Otel Odası’nda Bulunanlar: Kasa, saç kurutma makinesi, TV, minibar, telefon, radyo, uydu tv

Aktiviteler: Full animasyon ve uluslararası şovlar, tenis, voleybol ve basketbol, okçuluk, bilardo, dart

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar, 347 TL ile 565 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-6 yaş grubu ücretsiz. 7-12 yaş grubu için fiyatlar, 181 TL ile 226 TL arasında değişiyor.


Magic Life Waterworld Palace
Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Çocuk kulübü, çocuk oyun bahçesi, çocuk yüzme havuzu

Otel’de Bulunanlar: Çamaşırhane, Sauna, TV Odası, Jakuzi, Türk Hamamı, Uyandırma Servisi, Masaj

Otel Odası’nda Bulunanlar: Balkon, müzik, minibar, kablolu ve uydu tv, minibar, saç kurutma makinesi, klima, telefon ve kasa

Aktiviteler: Açık ve kapalı havuz, golf, Plaj Voleybolu, Banana, Kapalı Havuz, sağlık kulübü, bilardo, masa tenisi, teni, fitness center, mini golf, voleybol, futbol,

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar, 329 TL ile 579 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-15 arası çocuklar ücretsiz.


Corinthia Club Hotel Tekirova-Kemer
Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Çocuk kulübü, çocuk oyun bahçesi, çocuk yüzme havuzu

Otel’de Bulunanlar: Berber & Kuaför, jakuzi, Oto Park, Çamaşırhane, Masaj, Sauna, İnternet, Oda Servisi, Türk Hamamı

Otel Odası’nda Bulunanlar: Balkon, kasa, Saç Kurutma Makinesi, Klima, Minibar, Telefon

Aktiviteler: Tenis, voleybol, basketbol, masa tenisi, jimnastik salonu, motorlu – motorsuz su sporları, dalgıçlık, özel tenis kursu, animasyon oyunları ve showlar, disko, türk hamamı, masaj, sauna, jakuzi.

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar, 308 TL ile 383 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-12 yaş arası çocuklara ücretsiz. 2. Çocukta 0-2 yaş grubu ücretsiz. 2. Çocukta 3-12 yaş grubunda ise fiyatlar, 100 TL ile 127 TL arasında değişiyor.



Royal Asarlık Beach Hotel-Bodrum
Bodrum şehir merkezi’ne 3km, deniz’e sıfır, havaalanı’na 35km uzaklıkta bulunuyor.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Çocuk klübü, Çocuk oyun bahçesi, Çocuk Yüzme Havuzu

Otel’de Bulunanlar: Berber & Kuaför, Jakuzi, Oda Servisi, Çamaşırhane, Market, Özürlüler İçin Oda, Doktor, Masaj, Türk Hamamı

Otel Odası’nda Bulunanlar: Kablolu, Uydu TV, Odada Minibar, Odada Telefon, Odada kasa, Odada Saç Kurutma Makinesi

Aktiviteler: Plaj voleybolu, masa tenisi, fitness, sauna, bochia, deniz bisikleti, dart, havuz oyunları, dalış denemeleri (havuzda), kabareler, şovlar ve yarışmalar

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar, 239 TL ile 329 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-6 yaş arası ücretsiz. 7-12 yaş grubunda fiyatlar, 75 TL ile 110 TL arasında değişiyor.



Kervansaray-Marmaris
Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Çocuk kulübü, çocuk oyun bahçesi, çocuk yüzme havuzu

Otel’de Bulunanlar: Açık ve kapalı havuz, bahçe, Market, Sauna, Berber & Kuaför, Masaj, Türk Hamamı, Jakuzi, Oto Park, TV odası, Jeneratör

Otel Odası’nda Bulunanlar: Balkon, kasa, Saç Kurutma Makinesi, Kablolu, Uydu TV, Minibar, telefon, klima

Aktiviteler: Fitness Center, Mini Golf, Basketbol, Futbol, Voleybol, Disko,

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar, 98 TL ile 165 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-12 yaş grubu ücretsiz. 2. Çocukta 0-2 yaş grubu ücretsiz. 2. Çocukta 3-12 yaş grubunda ise fiyatlar, 42 TL ile 55 TL arasında değişiyor.



Sheraton Hotel Çeşme
Ilıca Mevkii’nde, Merkeze 6km, Deniz’e sıfır, Havaalanı’na 90km uzaklıkta bulunuyor. Mini, Midi, Maxi ve Teenagers olmak üzere farklı yaş gruplarına yönelik çocuk kulübü bulunuyor. Çocuklar, eğitimli kadro eşliğinde sabah jimnastiği ve su jimnastiği yapıyor. Sanat aktivitelerinin yanı sıra, çocuklar arasında çeşitli turnuvalar da yapılıyor.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Bebek bakıcısı, çocuk oyun bahçesi, çocuk yüzme havuzu, çocuk kulübü

Otel’de Bulunanlar: 24 saat açık Ön Büro, İnternet, oda servisi, Çamaşırhane, Jakuzi, Oto Park, Doktor, Kuru Temizleme, Sauna, Emanet Kasa, Market, Sigara İçilmeyen Oda, Güzellik salonu, Masaj, Türk Hamamı, Havaalanı Servisi internet salonu

Otel Odası’nda Bulunanlar: Balkon, Odada kasa, Saç Kurutma Makinesi, Kablolu, Uydu TV, Minibar, Telefon, İnternet

Aktiviteler: Sinema, bilardo salonu, bowling, masa tenisi, briç&oyun odası, internet salonu, 2 adet Işıklandırmalı Tenis Kortları, Amfitiyatro, katamaran, rüzgar sörfü, kite surfing, su kayağı, banana, jet ski, mini club, sauna, Türk hamamı, jakuzi, aletli jimnastik salonu, aerobik, step, çocuk oyun alanı, dalış okulu ve basketbol.



Aqua Fantasy Hotel -Kuşadası
4-12 yaş arası çocuklar için Mini Club ve çocuk oyun yeri bulunuyor. 4-5 bin kişilik bir su parkı bulunan otelde, dalga havuzu, çocuk havuzu ve parkı çevreleyen bir nehir bulunuyor. Otel, çocuklu ailelerin tatil yapabilecekleri harika bir yer.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Çocuk kulübü, çocuk animasyon, çocuk büfesi, açık ve kapalı havuz ve aquapark

Otel’de Bulunanlar: İnternet Erişimi, Konferans Salonu, Açık ve Kapalı Restoran, Bar, Açık ve Kapalı Havuz, Fitness Center, Gece Kulübü, SPA Merkezi

Otel Odası’nda Bulunanlar: Saç Kurutma Makinesi, TV, Emanet Kasası, Minibar, Telefon

Aktiviteler: Masa tenisi, voleybol, futbol, basketbol, dart, okçuluk, oyun salonu, bilardo, aydınlatmalı tenis kortu, su sporları

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar, 194 TL ile 277 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-12 yaş grubu çocuklar ücretsiz. 2. Çocukta 0-2 yaş grubu ücretsiz. 2. Çocukta 3-12 yaş grubunda ise 62 TL ile 138 TL arasında değişiyor.




Club Ali Bey- Belek
4-12 yaş arası çocuklar için 10:00-12:15 ile 14:30-17:00 saatleri arasında hizmet veren Mini Club ve çocuk oyun yeri bulunuyor. Geleneksel Osmanlı mimarisinin hakim olduğu Club Ali Bey Belek, 15.000 m² alana kurulu aquaparkı, 35 profesyonel altyapılı toprak tenis kotu, geniş profesyonel animasyon ekibinin sergilediği dünyaca ünlü şovları, zengin büfeleri ile büyük-küçük herkesin eğlence ve dinlenme zevkine hitap ediyor.

Çocuklar İçin Otel’de Bulunanlar: Çocuk Animasyon, Çocuk Büfesi, Çocuk Havuzu, Çocuk Kulübü, Çocuk Oyun Alanı, Açık ve Kapalı Havuz, Çocuk Kaydırak

Otel’de Bulunanlar: İnternet Erişimi, Açık Restoran Bar, Açık Havuz Fitness Center Güzellik Merkezi, SPA, Doktor, Alışveriş Merkezi,

Otel Odası’nda Bulunanlar: Emanet Kasası, Minibar, Müzik Yayını, Saç Kurutma Makinası TV, Telefon

Aktiviteler: Masa tenisi, full animasyon, basketbol, dart, plaj voleybolu, okçuluk, tenis kortu, oyun salonu, bilardo, su sporları

Yetişkinler İçin Ücret Aralığı: Oda ve tarih seçimine göre fiyatlar , 170 TL ile 240 TL arasında değişiyor.

Çocuklar İçin Ücret: 0-12 yaş grubu ve 2. Çocukta 0-2 yaş grubu ücretsiz. 3-12 yaş grubunda ise fiyatlar, 85 ile 120 TL arasında değişiyor.



]]>
<![CDATA[Lykia World' te çocukları bambaşka bir tatil bekliyor..]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/lykia-world-te-cocuklari-bambaska-bir-tatil-bekliyor LykiaWorld Ölüdeniz her yaştaki çocuklar için Bebek Kulübü ve Çocuk Kulübü ile ailelerin çocuklarını güvenle teslim edebilecekleri aktiviteler sunmaktadır.

Bebek Kulübü:

Bebek Kulübü'nde Pazartesi hariç her gün 9:00 - 12:00, 15:00 - 18:00, ve 19:30 - 22:30 saatleri arasında 06 ay – 3 yaş arası çocuklar için bebek bakımı hizmeti verilmektedir. Ayrıca biberon strelizasyonu ve mama hazırlanması için 24 saat açık mutfak, bebek telefonu, bebek arabası, bebek yatağı ve ücret karşılığı bebek bakıcılığı hizmeti bulunmaktadır.

Çocuk Kulübü:

LykiaWorld'ün Çocuk Animasyonu Ekibi Pazartesi hariç hergün 09:00–18:30; 19.30–22.30 saatleri arasında etkinlikler düzenlemektedir.

3 – 13 yaş arası çocuklar 3 farklı grupta aktivitelere katılabilirler:

Snoopies: 3-6 yaş
Jokers: 6-9 yaş
Kids: 9-12 yaş

Gençlik Kulübü:

13 - 18 yaş arası gençler için 2 farklı grupta aktivitelere katılabilirler:
Juniors: 13-16 yaş
Teens Team: 16-18 yaş

]]>
<![CDATA[Çocuk Festivalinde Eğlence Dorukta]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/haberler/cId/cocuk-festivalinde-eglence-dorukta Ölüdeniz Likya World’da 1-5 Temmuz 2009 tarihleri arasında bu yıl 9. kez düzenlenen Çocuk Festivali’ne 16 ülkeden katılan 700’ü aşkın çocuk, gündüz ve gece eğlenceleriyle tatilin tadını doıyasıya çıkararak, okul stresini attı. Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Almanya, Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, İskoçya, Galler, İrlanda, Polonya, Litvanya, Belçika, Portekiz, Fransa, Hollanda ve Azerbaycan’dan aileleriyle birlikte gelen çocuklar Lykia World’daki değişik aktivitelerde günlerini gün ediyorlar. 5 gün süren festivalde yaş guruplarına göre ayrılan çocuklar, çocuk cennetindeki havuz oyunları ve plajdaki jetskye kadar eğlence yaşadılar.

]]>
<![CDATA[Suda büyüyen oyuncak uyarısı]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/suda-buyuyen-oyuncak-uyarisi Sağlık Bakanlığı, normalde büyüklüğü bir ilaç kapsülü kadar olan su ile temasında ise 400 kata kadar büyüyebileceği belirtilen ürünlerin oyuncak gibi satılmaması, anne-babaların da bu ürünleri çocuklardan uzak tutması gerektiğini bildirdi.
Bazı basın yayın organlarında, bakkal, market ve kırtasiye gibi satış yerlerinde satılan ve çocuklar tarafından oyuncak olarak değerlendirilen ancak oyuncak olmayan “su maymunu”, “büyüyen su topları”, “bio-gel” ve “su baloncuğu” gibi isimlerle satılan ürünlerin çocukların yutması sonucu kazalara neden olduğu yönünde haberler yayımlandığı, bunun üzerine çocukların sağlığının korunması amacıyla 26 Mayıs 2008’de bir genelgeyle valiliklerin uyarıldığı kaydedildi.

 

Edirne’de bazı öğrencilerin bu ürünleri yanlışlıkla yutmaları sonucu tedavi altına alındıkları yönünde birkaç gün önce yayımlanan haberlerin anımsatıldığı açıklamada, şöyle devam edildi:
“Normalde büyüklüğü bir ilaç kapsülü ya da ‘jelibon’ şekerlemesi kadar olan su ile temasında ise 400 kata kadar büyüyebileceği belirtilen, nefes borusuna kaçması veya yutulması halinde hayati tehlike yaratabilecek bu ürünlerin oyuncak gibi satılmaması gerekmektedir. Bitkilerin yaşaması ve dekorasyon amacı doğrultusunda satışa sunulsa dahi çocuklara satılmaması ve anne-babaların da bu konuda gerekli titizliği göstererek çocuklardan bu ürünleri uzak tutması gerekmektedir.

 

Ayrıca, ‘su maymunu’, ‘büyüyen su topları’, ‘bio-gel’ ve ‘su baloncuğu’ gibi isimlerle anılan ürünlerin öğrenciler arasında şaka ile arkadaşlarına yutturabildikleri de görülmektedir. Dolayısıyla okul idareleri ve öğretmenlerin gerekli tedbirleri alarak öğrencileri bu ürünlerin mide ve barsak tıkanmalarına, yırtılmalarına, soluk borusu tıkanmalarına ve ölüme dahi sebep olabilecekleri ve arkadaşlarına su veya başka içecekler içerisinde bu ürünleri yutturmaya çalışmak gibi şakalar yapmamaları konusunda uyarmalarının faydalı olacağına inanıyoruz.”

 

Açıklamada, çocuklar tarafından yanlışlıkla yenilmesi durumunda ölüme neden olabilen maytap, çıtır-pıtır ve benzeri ürünlerin de özellikle 12 yaşından küçüklere satılmaması ve çocukların bu patlayıcı maddeleri kullanmamaları yönünde gerekli hassasiyetin gösterilmesi istendi.

 

 

]]>
<![CDATA[Danino'nun Koruyucusuz Yolculuğu]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/daninonun-koruyucusuz-yolculugu Danino üretim sürecine katkıda bulunan köylüler, kooperatif görevlileri ve mühendislerden annelerin içini rahatlatacak mesaj: 

 

 

 

 

 

 

 

Danino’da hiçbir koruyucu yok, biz kefiliz!

 

 

 

 

 

 

 


Danino’nun üretim sürecini yerinde gören basın mensupları, süreç hakkında detaylı bilgi alarak, Danino’nun içinde hiçbir koruyucu madde olmadığına şahit oldular.

 

 

 

 

 

 

 

Annelerin “Danino, neden kısa sürede bozulmuyor?” sorusuna yerinde cevap arayan basın mensupları, sütü temin eden köylüler, sütleri test edip kabul eden kooperatif görevlileri ve üretim aşamasından sorumlu mühendislerle bir araya gelerek, Danino’nun doğal üretim sürecini yerinde gözlemleme fırsatı yakaladılar.

 

 

 

 

 

 

 

Basın mensupları, gezi sırasında Danino’nun, evde yapılan yoğurttan farklı olarak, üretimin hiçbir aşamasında dış ortamdaki hava ile temas etmediğine, bu sayede içerisinde bakteri çoğalmadığına, dolayısıyla Danino’nun hiçbir koruyucu madde kullanılmadan folyosu açılmadan raf ömrü sonuna kadar tazeliğini koruduğuna şahit oldular. 

 

 

 

 

 

 

 

1999’dan beri sağlıklı çocuk büyümesine yardımcı olmak vizyonu ile çalışan Danino, bu misyonu doğrultusunda anneleri sağlıklı kemik gelişimi ve sağlıklı büyüme konusunda destek olmaya devam ediyor.

 

 

 

 

 

 

 

23 Haziran Salı günü Karaağaç Köyü ve Danone Lüleburgaz Fabrikası’nı ziyaret eden basın mensupları, merak ettikleri tüm soruları, yerinde, üretimde emeği geçenlere yöneltip, üretim sürecinin tüm detaylarını ve Danino’nun hiçbir koruyucu madde içermediğini öğrendiler. Gezide, Ayşe Özgün’ün rol aldığı reklam filmini adeta yeniden yaşayan basın mensupları, köy kahvesinde Karaağaçlılar ile keyifli vakit geçirdikten sonra adım adım üretim sürecini izlediler.

 

 

 

 

 

 

 

Danino el ve hava değmeden, hiçbir koruyucuya gerek kalmadan üretiliyor!
Danino üretiminde emeği geçen köylüler, kooperatif görevlileri ve mühendisler basın mensuplarına dikkat çekici açıklamalarda bulundu:

 

 

 

 

 

 

 

“1) Süt açıkta bekledikçe ve ısındıkça içinde bakteriler çoğalır. Bunu engellemek için köylülerimiz, günlük sağdıkları sütleri güğümleriyle, bekletmeden, köy kooperatiflerinin süt toplama merkezlerine getirirler.
2) Köy kooperatifindeki süt kabul uzmanları, testlerden sonra antibiyotik içermeyen uygun sütleri kabul ederler ve soğutma tanklarına alırlar. Hemen 2-4 dereceye soğuturlar. Böylece anında soğutulan sütlerde bakterilerin çoğalması engellenir.
3) Süt toplama merkezinden Danone’nin soğutuculu süt tankerleri ile alınan sütler 2-4 C de muhafaza edilerek hızla Danone’nin Lüleburgaz fabrikasına getirilir.
4) Sütler fabrikaya alınmadan önce tekrar detaylı testlerden geçirilir. Kabul edilen sütler mühendisler tarafından yüksek teknoloji ile hemen pastörize edilir.
5) Böylesine özenle toplanan sütlere mevsiminde toplanan ve dondurulan meyvelerle lezzet katılır.
6) Danino el ve hava değmeden, tamamen kapalı makinelerde üretilir.
7) Yine kapalı makinalarda, paketleme aşamasında hava almayacak şekilde Danino’nun folyosu sıkıca kapatılır.
8) Bu sayede Danino rafta durduğu süre boyunca içinde bakteriler çoğalamaz ve folyosu açılmadan son kullanma tarihine kadar taze kalır.“

 

 

 

 

 

 

 

Bu yüksek teknoloji sayesinde, üretimin hiçbir aşamasında Danino’da bakteri çoğalamadığı için, Danino koruyucu kullanmaya gerek kalmadan tazeliğini raf ömrü sonuna kadar korur.

 

 

 

 

 

 

 

Danino üretiminde emeği geçen tüm köylüler, kooperatif görevlileri, mühendisler Danino’nun içinde hiçbir koruyucu olmadığını, Danino’nun raf ömrünün sırrının gösterilen bu özenden kaynaklandığını ve bu konuda kefil olduklarını bir kez daha vurguladılar.

]]>
<![CDATA[Süt Dişi Deyip Geçmeyin]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/sut-disi-deyip-gecmeyin Dicle Üniversitesi (DÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Behiye Bolgül, çocukların altıncı aydan itibaren diş çıkarmaya başladığını belirterek, diş çıkarma döneminde ve sonrasında çocukların diş hekimi kontrolü altında olması gerektiğini söyledi.
Diş çıkarmada güçlük halinin çocukları huzursuz edebileceğini belirten Bolgül, şöyle konuştu:
“Çocuk diş çıkaramayınca sürme kisti dediğimiz tablo ile diş eti morarabilir ve çocukta huzursuzluk hali yaşanabilir. Böyle durumlarda küçük bir cerrahi müdahale ile dişin daha kolay çıkması sağlanmalı. Diş sağlığı için mutlaka çocuklara 2 yaşından itibaren diş fırçalamanın öğretilmesi gerekiyor. Ebeveynler, dişlerini fırçalayarak onlara örnek olmalı ve onları özendirmeli. Özellikle çocuğun yanında dişlerini fırçalayarak bu şekilde çocuğun da diş fırçalamaya özenmesi sağlanmalıdır. Diş fırçalamayı öğrenen çocuk düzenli fırçalama alışkanlığı edinir ve diş sorunları asgariye iner.”


SÜT DİŞLERİ ÖNEMLİ
Bolgül, süt dişlerinin nasıl olsa döküleceği düşüncesiyle ebeveynler tarafından çok önemsenmediğini ve bunun çok yanlış bir tutum olduğunu söyledi.


Çürüyen süt dişlerinin, yerlerini dolduracak daimi dişleri de olumsuz etkileyeceğini ifade eden Doç. Dr. Behiye Bolgül, şöyle dedi:


“Nasıl olsa süt dişidir dökülür anlayışı yanlıştır. Çünkü süt dişi alttan gelecek daimi diş için yer tutucudur. Süt dişinde çürüme olması durumunda mutlaka tedavi edilmelidir. Erken süt dişi çekimleri çapraşıklıklara ve dolayısıyla tedavi maliyeti çok yüksek olan ortodontik sorunlara yol açar. Enfeksiyonlu kalırsa alttan gelecek kalıcı dişi de olumsuz etkiler. Ağızda uzun süreli enfeksiyon durumu daha çok kalp olmak üzere tüm organları olumsuz etkileyebilmektedir.”


BESLENMEYE DİKKAT
Çocuklarda diş sağlığının beslenmeyle ilişkisine de değinen Bolgül, çocukların hazır yiyecek, çok şekerli ve asitli yiyecekleri tüketmesinin engellenmesi gerektiğini belirterek, özellikle sık ara öğünler ve bu öğünlerde abur cubur, şekerli yiyeceklerin tüketilmesinin diş sorunlarını artıracağını kaydetti.


BİBERON ÇÜRÜĞÜ
Özellikle bebeklik döneminde biberonla besleme yapılırken fazlasıyla tatlı besin alan ve gece biberonla beslenme alışkanlığı edinen çocukların yatarken de biberonla uyuyakalması durumunda sürekli olarak şekerli yiyeceklerle teması olacağına dikkat çeken Bolgül, “bu durumda biberon çürüğü ya da erken çocukluk çürüğü denilen çürükler oluşuyor. Çok erken meydana gelen bu diş çürümesi, bir süre sonra beslenme yetersizliğine yol açabilir” dedi.


 


]]>
<![CDATA[Avrupa Konseyi'nden Çocuklara Şiddet Karşıtı Ücretsiz Oyun]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/avrupa-konseyinden-cocuklara-siddet-karsiti-ucretsiz-oyun Avrupa Konseyi, yediyle 10 yaş arası çocukların her türlü şiddetten korunmasına yardımcı olmak amacıyla internette bir oyun sitesi kurmuştur. Konseyin ""Çocuklar Için Çocuklarla Birlikte Bir Avrupa İnşa Edelim"" programının bir parçası olan ücretsiz oyunda hedef, çocukların interneti eğlenerek öğrenmeleri ve akıllı kullanıcılar olmalarını sağlamaktır.


 ""Vahşi Web Ormanı"" isimli oyunda çocukların görevi eğlence, barış ve özgürlük kenti olan ""Ekent"" e ulaşmak olarak belirlenmiştir. Kente ulaşabilmek için Vahşi Web Ormanı'ndan geçmek, buradaki tehlikelere dikkat etmek ve yolda beliren ""bilgi, özel yaşam, güvenlik ve farkındalık jetonlarını"" toplamak gerekmektedir. Türkçe, Fransızca, Ispanyolca, Fince, Almanca, Portekizce, Italyanca, Lehçe, Yunanca, Rusça, Macarca, Fince ve Hollandaca olmak üzere 13 dilde oynanabilen oyuna http://www.wildwebwoods.org  adresinden ulaşılmaktadır.

]]>
<![CDATA[Çocuklarınızı TV’den koruyun..]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/saglik/cId/cocuklarinizi-tvden-koruyun Tüketiciler Birliği Antalya Şubesi Sorumlusu Şenay Şekeroğlu, “Çocuklarınızı TV’den koruyun” dedi. Sürekli televizyon izlenen bir ortamda yetişen ya da aşırı televizyon izleme alışkanlığı olan çocuklarda antisosyallik, arkadaşlarıyla ilişkilerinde olumsuzluk, şiddete eğilim, tembellik, okuma alışkanlığı ve sorumluluk duygusunun gelişmemesi gibi etkilerin ortaya çıktığını söyledi.


Televizyonun çocuklar üzerindeki etkilerini değerlendiren Tüketiciler Birliği Antalya Şubesi Kadın ve Aile Komisyonu Sorumlusu Şenay Şekeroğlu, “çocuklarınızı TV' den koruyun” dedi. Şekeroğlu yaptığı açıklamada, dünyada ve ülkemizde yapılan akademik araştırmaların, sürekli TV izlenen bir ortamda yetişen çocukların büyük bir tehlike altında olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Bilgilenme, öğrenme ve eğlenme amacının dışına taşan televizyon seyretme süresinin, insan hayatının dokuz yılını işgal ettiğini kaydeden Şekeroğlu, “Yapılan araştırmalarda ülkemizin, ABD den sonra en çok TV izleyen ikinci ülke olduğunu göstermektedir.

 

 

]]>
<![CDATA[Anaokulu ve yuvalarda yeterli güvenlik tedbiri alınıyor mu?]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/yuva/cId/anaokulu-ve-yuvalarda-yeterli-guvenlik-tedbiri-aliniyor-mu Anaokulu ve çocuk yuvalarında temizlik konusunda öğretmenler dahil bütün görevlilerin hassasiyet göstermesi gerekiyor. Okul idaresinin dikkatli yaklaşımı, hijyen konusunda belirleyici oluyor. Yangın merdivenlerinin kapısındaki asma kilitler gibi güvenlikle ilgili önemli ihmaller acil durumlarda kreş ve anaokulla-rındaki çocukların hayatına mal olabiliyor. Bu yüzden ailelerin, okul seçerken eğitim sistemi kadar çocukla-rın can güvenliğine yönelik alınan tedbirleri de sorması ve yıl içindeki sürekliliğini takip etmesi gerekiyor.

Okullar yaz tatiline girdi ancak bir taraftan da gelecek dönemin kayıt telaşları devam ediyor. Özellikle, çocuklarını kreş veya anaokuluna göndermeyi planlayan aileler doğru bir seçim yapabilmek için kayıt aşamasında kılı kırk yararak karar vermeye çalışıyor. Binanın güvenliği, temizliği, personelin kalitesi, öğretmenlerin hem tecrübeli hem şefkatli olması, uygulanan eğitim sistemi, çocuklara davranış şekilleri derken baştan sona güvenilir bir kurum aranıyor. Anaokulu ve yuvalar açılırken resmî kurumlar tarafından ruhsatlandırma aşamasında ciddi anlamda denetlendiği ön kabulüyle hareket eden aileler, çocuğun ortamı sevmesini ve eğitim sistemini daha çok önemsiyor. Oysa, ilk başta oluşturulan standartlardan zaman içinde sapmalar veya kâğıt üzerindeki gerekliliklerin hayata geçirilememesi söz konusu olabiliyor. İhmaller acil durumlarda çocukların hayatına mal oluyor. Bu yüzden, çocukların can güvenliğine yönelik alınan tedbirlerin de yıl içindeki sürekliliğini takip etmek gerekiyor.

Anaokulu ve yuvaları, genel güvenlik, gıda güvenliği, hijyen ve hizmet kalitesi yönünden denetleyen bağımsız denetim şirketi S&Q MART'ın genel müdürü Cemal Silan, kurumlardaki acil durum önlemleri konusunda aileleri daha sorgulayıcı olmaya çağırıyor. Özellikle yangın merdivenlerinin sürekli kilitli tutulduğuna dikkat çeken Silan, ""Panik anında anahtar bulunamıyor. Aileler, anaokulunda ilk olarak acil çıkış noktalarını ve tatbikat yapılıp yapılmadığını, ilkyardım müdahalesinin nasıl yapılacağını sorsun. Panik anında onlarca çocuğu sakinleştirmek zordur. Bu denenmesi gereken bir şeydir. Yönetmeliklerin koyduğu kuralların ne kadar uygulandığı önemli. Anaokulunda gündüz vakti çıkacak bir yangını veya deprem olayını düşünün. Her kurumda mutlaka acil durumlardan anlayan birileri olmalı."" diye konuşuyor.

'Salıncaklarım sağlam mı?'

Binalar en başta yapılırken büyükler düşünülerek inşa ediliyor. Çoğu yuva evden dönüştürülüyor. Çocuklar söz konusu olduğunda normalde sakıncalı olmayacak pek çok ayrıntı tehlike riski taşıyor. Cemal Silan'ın yuva seçerken dikkat edilmesini önerdiği bazı başlıklar şöyle:

çocuklar sürekli hareket halinde oldukları için çok çabuk düşer. Kullandıkları merdivenlerin yüksekliği ve tutma yerleri boylarına göre olmalı. Zeminler ve merdivenler ayaklarını kaydırmamalı. Düştüğü takdirde yaralanmasını artıracak sivri kenarlar olmamalı.

Camlar çocukların dışarıya sarkmasını engelleyecek şekilde korunaklı yapılmalı. Herhangi bir patlama anında camın dağılmasını önleyici folyolar kullanılmalı.

İç mekânların genişliği ve hava hacmi çocuk sayısına göre yeterli olmalı. Çocukların uyudukları alanlardaki oksijen miktarı, havalandırma yapılması, nem, küf, rutubet olmaması, ortam ısısı çok önemli.

Oyun alanlarındaki salıncak gibi aletler çocuğa uygun yapılmış mı, sivri uçlu, keskin kenarlı ekipmanlar var mı, diye bakılmalı.

Çocukların çıktığı açık alanlar kene veya haşere tehlikesine karşı düzenli olarak ilaçlanmalı.

Yuvanın, ana yolların kesiştiği bölgelerde veya sanayi merkezlerinin içlerinde, gürültülü ortamlarda bulunmamasına dikkat edilmeli.

Temizlik konusunda öğretmenler dâhil bütün görevlilerin hassasiyeti önemli. Okul idaresinin yaklaşımı hijyen konusunda belirleyici oluyor.

Bazı anaokulları yemeklerini kendisi yapıyor. Ancak burada denetim eksikliği olabiliyor. Çünkü gıda firmaları her üründen numune saklamak ve belli bir kalite standardını gözetmek zorunda. Ayrıca mutfak elemanlarının sağlık kontrollerini de düzenli yaptırması gerekiyor. Cemal Silan, denetlenen kaliteli bir firmadan yemek almanın daha güvenli olduğunu iddia ediyor.

Safe Care programı nedir?

Bir risk yönetim programı olan Safe Care, bir yanda aileler, diğer yanda yuva, kreş ve anaokulları olmak üzere iki ayrı gruba hitap eder biçimde geliştirilmiş. Projenin ortak amacı, yuva, kreş ve anaokullarının temel kalite ve güvenlik standartlarını geliştirmek, yükseltmek ve bu konuda bir bilgi paylaşım ortamı oluşturmak. Program, eğitim kurumlarına risklerini kontrol edecek bir araç sunarken, bu konuyu önemseyen ve yatırım yapanları da tarafsız gözle ailelere bildiriyor. Yasal yükümlülükler, mutlaka sağlanması gereken asgari kıstaslar olarak tanımlanıyor. Bununla birlikte, uluslararası kabul gören standart ve uygulamalar temel alınıyor. Programı kabul eden kuruluşların mevcut durumları tespit edilip ölçümler yapılıyor. Eksiklikler ve yapılması gerekenler okul yönetimine raporlanıyor. Ardından, iyileştirme ve düzeltme çalışmaları başlıyor. Bu arada, okul personeline, genel güvenlik, yangın güvenliği, gıda hijyeni, kişisel hijyen konularında bilgi veriliyor. Standardın gereklerini yerine getiren ve sistemin sürekliliğini sağlayan okullar, güvenli anaokulu belgesine sahip oluyor ve www.safecarefirst.com sitesinden duyuruluyor.
.

]]>
<![CDATA[MEB'den Okul Öncesi Eğitim Atağı]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/egitim/cId/mebden-okul-oncesi-egitim-atagi 2013-2014 yılına kadar kademeli yapılacak zorunlu eğitim takvimi belli oldu.

 

32 ilde zorunlu hale getirilen okul öncesi eğitim 2013-2014 eğitim-öğretim yılına kadar tüm Türkiye'de yaygınlaştırılacak.
2014 yılına kadar yapılacak zorunlu eğitim takvimi belli oldu. Zorunlu eğitime 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ankara ve İzmir'de, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında İstanbul'da geçilmesi hedefleniyor.
Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi eğitimde atağa geçti. Okul öncesi eğitim gelecek yıldan itibaren 32 ilde zorunlu hale getirildi.

 

5 yaş grubunun zorunlu eğitime dahil edilmesine ilişkin projenin 5 yılda tamamlanması bekleniyor. Buna göre, kademeli olarak okul öncesinin zorunlu olacağı iller ve yılları şöyle:
2009-2010 eğitim-öğretim yılında Amasya, Nevşehir, Çanakkale, Bilecik, Edirne, Karabük, Ardahan, Gümüşhane, Trabzon, Yalova, Karaman, Tunceli, Kilis, Bolu, Kırıkkale, Bayburt, Burdur, Kırklareli, Muğla, Düzce, Bartın, Artvin, Çankırı, Kütahya, Rize, Isparta, Kırşehir, Giresun, Uşak, Eskişehir, Sinop ve Samsun,
2010-2011 eğitim öğretim yılında Mersin, Antalya, Balıkesir, Aydın, Elazığ, Manisa, Niğde, Osmaniye, Sakarya, Kocaeli, Denizli, Afyonkarahisar, Yozgat,
2011-2012 eğitim öğretim yılında Iğdır, Erzincan, Tekirdağ, Malatya, Aksaray, Siirt, Tokat, İzmir, Zonguldak, Kayseri, Kastamonu, Ankara,
2012, 2013 eğitim-öğretim yılında Hatay, Çorum, Bursa, Bitlis, Sivas, Muş, Bingöl, Konya, Adıyaman, Batman, Ordu, Diyarbakır, Adana, Kahramanmaraş,
2013-2014 eğitim-öğretim yılında Şırnak, Kars, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, Mardin, Van, Şanlıurfa, Hakkari ve Ağrı.

 

Bu illerdeki derslik, öğretmen, donatım ve materyal ihtiyacı eğitim-öğretim yılı başlamadan ayrıca değerlendirilecek.
Değerlendirme sonucunda gerekirse bazı iller daha önce, bazıları da daha sonraki eğitim-öğretim dönemlerinde zorunlu eğitim kapsamına alınabilecek.

 

 

 

Okul öncesi eğitimin zorunlu olması öğretmen ihtiyacını da artıracağı için bu doğrultuda istihdam sağlanacak. 

]]>
<![CDATA[Bu yaz çocuklar hiç sıkılmayacak...]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/bu-yaz-cocuklar-hic-sikilmayacak Okulların kapanması ve yaz tatilinin başlaması ile tüm anne babalar çocuklarının hem güzel vakit geçirecekleri hem de bir şeyler öğrenebilecekleri bir yerin arayışına girerler . Bu yaz My Gym , her iki ihtiyacı da karşılayacak bir yaz kampı uygulamasıyla yine çocukların sevgilisi olmayı hedefliyor
Hangi yaşlar için uygun?
My Gym Yaz Kampı 4-12 yaş grubu çocuklara yönelik eğlenceli ve eğitici aktivitelerden oluşuyor. ‘Little Campsters’ adi verilen 4-6 yaş grubu, ‘Campsters’ adi verilen 6-8 yaş grubu ve ‘Süper Campsters’ adi verilen 8-12 yaş grubu çocuklar, kendi yaşlarına uyarlanmış programlarla neşe dolu bir yaz geçirecekler.

 

Hangi aktivitelerden oluşuyor?
Konusunda uzman eğitmenlerce verilecek yüzme, basketbol, yaratıcı drama, sanat, bilimsel deneyler ve My Gym dersleri çocuklarımızın hem sosyal, hem fiziksel, hem de zihinsel gelişimlerine katkı sağlayacak şekilde programlanmıştır.
Yüzme dersleri her 4 çocuğa 1 eğitmen düşecek şekilde havanın durumuna göre açık veya kapalı havuzda yapılacaktır.  Dersler 09.30-13.30 saatleri arasında olacaktır. Dört haftalık kamp sonunda yüzme bilmeyen bütün çocuklarımız; yüzebiliyor, bilenler ise nizami şekilde yüzüyor olacaklar.
Basketbol derslerimizde çocuklar çeviklik kazanıp ayni zamanda koordinasyonlarını geliştirirken, takim çalışmasının temellerini atacaklar.
Ve tabiî ki ödül almış MY GYM dersleri de My Gym yaz Kampı’nın önemli birer parçası olacak…

 

 

 

 

 

 

 

Hedeflenen kriterler nelerdir?
Minik sporseverlerin hem fiziksel, hem de zihinsel ve bilimsel gelişimlerine katkıda bulunurken onlara spor sevgisini aşılayacak.
Yaratıcı drama derslerimizde çocukların hayal dünyalarını kullanarak yaratıcı güçlerini ortaya çıkarmayı ve eğlenirken öğrenmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Dersler, her derste 2 eğitmen bulunacak şekilde açık havada veya tesisimizin içinde gerçekleşecektir.

 

 

 

 

 

 

 

Çocuklar bu kampta neler yapacaklar?
My Gym yaz kampında çocuklarla Smart Kids de, Lego Proje Atölyesinde senaryolar yazacak, köprüler yapacak ve araçlar tasarlayacağız. Deney Atölyesinde merakımızın peşinden gideceğiz. Robotik Atölyesinde önce robotlar tasarlayıp, sonra onları bilgisayarda programlayarak hareket ettireceğiz. Animasyon Atölyesinde ise kurguladığımız öyküyü kare kare canlandırarak filmini çekeceğiz.
My Gym yaz kampında çocuklar sanatı tanıyarak Atölyede eğlenirken, zeka gelişimlerinde ve hayata bakışlarında farklılık yaratılıyor.
Seramik yaparken çamurun sakinleştirici özelliğiyle bir yandan bütün senenin yorgunluğunu üzerinden atarken, diğer yandan parmak kaşlarını çalıştırarak elleriyle kalıcı ve somut çalışmalar yapacaklar. Resim derslerinde farklı materyalleri kullanarak içlerindeki özgürlüğü dışa yansıtacaklar. Craft ise herhangi bir sınırlaması olmayan sonsuz seçenekli ve neşeli bir çalışma olacak çocuklarımıza. Her dönem sonunda çocuklarımızın çalışmaları sergilenecek daha sonra bu anılarını siz,  değerli ailelerine, belkide hayatlarının ilk eserleri olarak sunacaklar.

 

 

 

 

 

 

 

Fiyatlar nedir?

 

 

 

 

 

 

 

Tam gün süredek My Gym Yaz Kampı’nın ilk dönemi 22 Haziran- 17 Temmuz, ikinci dönemi 20 Temmuz-15 Ağustos ve üçüncü dönemi de 17 Ağustos-12 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek…

 

 

 

 

 

 

 

Kampın tam gün fiyatları 1.dönem için 1400 TL, ikinci dönem için 1250 TL, üçüncü dönem içinse 1250 TL olarak belirlenmiş… Yarım gün kamp fiyatları ise 1,2 ve 3.dönem için 1100’er TL…

 

 

 

 

 

 

 

Adres:Mohini Aile ve Yasam Merkezi Tanburi Ali Efendi Sok.NO:15 Etiler
Tel  : (212) 351 6588

 

 

 

 

 

 

 

 

]]>
<![CDATA[Play To Learn Anaokulu çocuklarınıza muhteşem bir yaz vaad ediyor!]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/yuva/cId/play-to-learn-anaokulu-cocuklariniza-muhtesem-bir-yaz-vaad-ediyor Play To Learn Anaokulu çocuklarınıza muhteşem bir yaz vaad ediyor!
Etiler'de bulunan Play to Learn Anaokulu, çocuklarııza hayatın farklı etkinliklerini sunarak, temel kavramlara başlangıç yapıyor ve onları ilgi ve yetenekleriyle tanıştırıyor.

Uzman eğitmenler gözetiminde,  2–6 yaş grubu çocukların ilgi ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hazırlanan yaz okulu programı, oldukça zengin içeriği ile çocuklara dolu dolu geçirecekleri bir tatil imkanı sunuyor.
Anne ve babaların da oldukça rahatlamasını sağlayacak olan programın amacı; çocukların sıcak arkadaşlık ortamı içerisinde bedensel, ruhsal, sosyal yönden gelişimlerini desteklerken, eğlenceli bir yaz tatili geçirmeleri için gerekli olan aktiviteleri sunmak...

Play To Learn ’ de  2 , 3 , 4 ,  5 , 6 yaş arası için açılan yaz okulu kapsamında yapılacak etkinlikler arasında; kid's gym, mini yoga, yüzme, art, müzik, drama, kukla gösterileri, okuma saati, eğitsel grup oyunları, scamper, yaşayan değerler eğitimi, mutfak etkinlikleri, su oyunları, bahçe oyunları, geziler ve piknikler bulunuyor.
Haftalık 5 yarım gün katılımın 280 TL, 5 tam gün katılımın 350 TL ile fiyatlandırıldığı yaz okulu programı, bu yazı, hem kendiniz hem çocuklarınız açısından keyifli hale getirmek için çok cazip görünüyor.

Yeşim sokak No:15 Akatlar Etiler
Beşiktaş 34335 İstanbul
Telefon, 90 (212) 352 3031

 

 

]]>
<![CDATA[Çocukyuvanız.com yayın hayatına başladı..]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/firma/cId/cocukyuvanizcom-yayin-hayatina-basladi TÜRKİYE’ nin En Kapsamlı Yuva, Kreş,Anaokulu ve Okul Öncesi Eğitim Arama Rehberi olmaya aday www.cocukyuvaniz.com yayın hayatına başladı.
Anne babaların çocukları için en çok önem verdikleri unsurlardan bir tanesi de okul öncesi eğitimdir.Çocukları için hangi eğitim kurumunu seçecekleri ise ayrı bir eziyettir.Tek tek ziyaret etme,bir bir karşılaştırma yapabilme ve en önemlisi kurumun nasıl olması gerektiği ile ilgili kafalarında birçok soru işaretleri vardır.Kafalarındaki bu soruları paylaşabilecekleri ve en önemlisi doğru eğitim kurumunu seçebilmeleri ise çok fazla seçenekleri olması nedeniyle karar vermelerinde zorluklar yaşamalarına sebep olmaktadır.İşte www.cocukyuvaniz.com ailelerin kafalarındaki soru işaretlerine cevap bulabilecekleri,haber ve makalelerle bu konudaki eksikliklerini giderebilecekleri,tecrübelerini paylaşabilecekleri, bu açığı kapatmaya aday bir internet sayfası.
Bu siteden yuvalarla ilgili tüm bilgileri bulabilir, yuvalarda sanal gezinebilir, çekilmiş videoları izleye bilir,yuvalarla ilgili yapılmış yorumları ve forumları okuyabilir,uzmana danışabilir ve ön önemlisi çocukları için en doğru yuvayı bulmalarına yardımcı olabilir.İşte www.cocukyuvaniz.com sektördeki bu açığı kapatmak üzere en ince ayrıntısına kadar tasarlandı ve şimdi yayında.
Siz kurumlarda çok kısa sürede popüler hale gelecek olan www.cocukyuvaniz.com a üye olarak anne ve babaların sizin kurumunuz hakkında da bilgi almalarını sağlayabilirsiniz.

]]>
<![CDATA[Çocuklu tatilin tek adresi Calista Luxury Resort Hotel]]> http://www.cocukyuvaniz.com/content/detail/type/yuva/cgId/tatil-eglence/cId/cocuklu-tatilin-tek-adresi-calista-luxury-resort-hotel İsmini mitolojideki bir güzellik tanrıçasından alan Calista, tıpkı adı gibi kusursuz güzelliği yansıtıyor.
Antalya Belek’te çok ayrıcalıklı bir konseptle tanışmak isteyenlere hizmet veren Calista Luxury Resort, çocukları ile birlikte huzur dolu tatil geçirmek isteyen tatilciler için Calimero Çocuk Klübü ile keyifli ve sadece "size özel" geliştirilmiş nitelikleriyle beklentilerinizin ötesinde bir tatil sunuyor…
Misafirlerine standartların üzerinde hizmet veren Calista Luxury Resort, 5 yıldızlı deluxe otel olmasının yanı sıra kalite ve estetiğin ön planda olduğu bir otel olarak Belek’in en güzel sahilinde konuklarını ağırlıyor.  Ailece yapılacak en doğru tatil programının tek adresi olan Calista Cuxury Resort’ta 0 – 17 yaş çocuklara hitap eden Calimero Çocuk Kulübü size ve çocuğunuza bir çok ayrıcalığı bir arada sunuyor.
Minik misafirler için benzersiz bir tatil...
Calimero Çocuk Kulübü
A class müşteriye hizmet veren Calista Luxury Resort eğlence ve aktivite de her yaşa hitap ettiği gibi, çocuklara da profesyonel kadrosu ile en iyi hizmeti vermeye kararlı…0-13 yaş arası tüm çocukların faydalandığı Calimero çocuk kulübünde, 4 yaş üzeri çocuklara animatörler eşliğinde aktiviteler sunuluyor.
0-3 YAŞ Calimero Bebekleri: Calimero bebeklerinin faydalanabileceği Calimero bebek kulübü, her türlü ayrıntıyı düşünerek hizmet veriyor. Mama hazırlamak için gerekli mutfak ve donanımlara sahip... Bebek kulübümüzde ebeveynlerin bebekleri ile aktivite boyunca kalmaları mecburi olarak sunuluyor. Bebek bakıcılığı 1 gün önce rezervasyon yapılmak şartı ile ücretli olarak yararlanıyor.
4-5 YAŞ Calimero Loly Grup: Henüz hayatın yenilikleri ile tanıştıkları 4- 5 yaş gurubundaki çocukların her türlü eğitici, eğlendirici, el işleri ve havuz oyunları ile tanıştırarak onların bu tatilden müthiş keyif almalarını sağlanıyor.
6-8 YAŞ Calimero Speedy Grup: Ele avuca sığmayan bu yaş grubundaki çocukların, gün boyunca, kendilerine uygun her türlü spor, yüzme, el işleri, sinema, tişört boyama ve benzeri zevk alabilecekleri aktivitelerimize katılmalarını sağlayacak ve kazanan çocuklarımızı çeşitli hediyeler ile ödüllendiriliyor.
9-13 YAŞ Calimero Junior Grup: 9 - 13 yaş gurubundaki çocuklar için aktivitelerimiz sınırsız. Yetişkinlerin, Calista’da faydalandıkları her türlü spor ve eğlence aktivitelerine, animatörler eşliğinde katılınabiliniyor.
14-17 YAŞ Gençler: 14 – 17 yaş arasındaki gençlerin de diğer gençler ile tanışıp, aktivitelere katılmaları için, animatörler eşliğinde belirlenen buluşma noktasında toplanarak, gün boyunca birlikte eğleniliyor.
Ayrıcalıklı hissedeceksiniz…
Calista’daki A’la Carte All Inclusive sistemi; dünyada şu ana kadar uygulanan tüm inclusive konseptler incelenerek klasikleşen servislerin dışında bir alternatif olarak karşınıza çıkıyor. Zira, hizmet misafirlerin talebi beklenmeksizin sunuluyor. Koşulsuz misafir memnuniyetini sağlayan servis anlayışını benimseyen bu konsept, dünyada ilk kez Calista’da uygulanıyor. Açık büfelerin önünde elinizde tabakla sıra bekleme derdi yok… Siz masalarınızda sipariş verebiliyorsunuz, garsonlar getiriyor. Otelin içinde bulunan ve tüm dünya mutfaklarını barındıran 8 ayrı A’la Carte restoranda, dünya lezzetleri orjinal tatları ve prezantasyonlarıyla servis ediliyor.  Konforu ve doğanın tüm güzelliklerini buluşturan Calista, her villaya özel havuzu, iskelede özel güneşlenme alanları, aydınlatmalarla süslenmiş havuzları ve özel peyzajı ile tatilinize ayrı bir renk katıyor. Otel'in geniş yaşam alanları ve oturma grupları yanında modern tasarımı ile de Calista, eşsiz bir tatil ortamı sunuyor.  
Kısacası, Calista Luxury Resort’da beklentilerinizin de ötesinde bir tatil sizleri bekliyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

]]>