RSS
Toplam Başlık: 5
Dünyanın En Zor İşi Annelik
Gazeteci,yazar,anne,Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün eski eşi. Aylin Kotil. Kotil,90 tane çocuğun sorumluluğunu aldığı koca bir eğitim merkezini yönetiyor.
Bu hafta size çok özel bir kadını tanıtmak istiyorum. Kendisini ilk defa, gazeteci olarak görev yaptığım CHP’nin bir kurultayında görmüştüm. ‘Ne kadar zarif, güzel, asil bir kadın’ diye merak etmiştim. Tanışmamız ise yıllar sonra tesadüf bir şekilde, ortak tanıdıklarımız aracılığıyla oldu. Medyanın gözü önünde olmaktan hoşlanmayan, Aylin Kotil ile röportaj yapmak bana kısmet oldu.
Aylin Kotil, İstanbul İktisat Fakültesi'nden mezun.olduktan sonra Amerika'ya gitti. ABD Strayer Üniversitesinde; master eğitimini, tamamladı. Halen, ABD'de Capella Üniversitesinde doktorasına devam etmekte. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile yollarını ayıran Aylin Kotil’in bu evlilikten 13 yaşında Ömer adlı bir oğlu var.
Pozitif, çok anaç, sevgili dolu, sıcak, ancak karşı tarafa derinden hissettirilen bir mesafe. Alman bir annenin çocuğu olarak büyümüş olmanın sonucu olsa gerek, disiplinli ve mesafeli. Kendini keşfetmiş, ne istediğini bilen, ülkesini seven, yazar,düşünür ve en önemlisi çok iyi bir anne.
Kotil, 12 yıldır Ataköy Eğitim Merkezi adlı birimin kurucusu ve yöneticisi olarak çalışıyor. ‘Benim İçin Ateş Yakar mısın’ adlı kitabı var. Pazar günleri yayımlanan, Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde yazılarına, devam ediyor. En büyük hayali ise, çocukların özgürce oynayacağı çok büyük bir bahçesi olan yuva işletmek. HABERCOCUK.com'a kapılarını açan anne ve eğitimci Aylin Kotil hakkında yaptığımız söyleşide altı çizilecek mesajlar çıktı...
'Velilerin talebi doğrultusunda kreş olduk'
'Tam 12 yıldır bir çocuk eğitim merkezi yönetiyorsunuz. Bu nasıl bir duygu anlatır mısınız ?
Kuruluş amacımızı başta farklıydı. Bir etüt merkezi hayal etmiştik. Öğrencilere okul çıkışı eğlendirerek, sıkmadan gün içinde gördükleri dersleri tekrar ettirmek ve ödevlerini yaptırtmayı amaçlıyorduk. Velilerin, ‘Ataköy’de çok ihtiyaç var. Bir yuva olsaydınız çok iyi olurdu’ talepleri üzerine 90 çocuğun eğitim aldığı merkez oldu.
Bize Ataköy Eğitim Merkezi adlı yuvayı anlatır mısınız ?
Burası 3 yaş ile okul çağı arasındaki çocuklar için özel bir anaokulu. Prensibi, çocukları bütün yönleriyle geliştirmek ve eğitmektir. Sınıfları daha çok 18 kişiliktir. Her sınıfta bir öğretmen ve bir yardımcı öğretmen vardır. Bale, santranç, İngilizce, drama, sanat gibi branş eğitimleri olmak üzere fiziksel ve sosyal gelişimini sağlayacak eğtiimler veriyoruz.
'Çok anaçım'
Neden çocuklar ?
Çünkü çocukları çok seviyorum. Sanırım çok fazla anaçım. Çocuk eğitiminde idealist olduğumu düşünüyorum.
'Önceliğimiz velilin değil çocuğun memnuniyeti'
Çocuk gelişimi konusunda eğitim almadığınız ve başardınız?
Sanırım bakış açısı. Annem alman. Dolayısıyla Alman terbiyesiyle büyümenin anlamını çok iyi bilirim. Okulun kuruluş aşamasında alman öğretmenlerden destek aldık. Alman eğitiim sisteminde bakış açısı bizden farklı. Onlarda çocuğu ön planda tutuyor. Veli memnuniyeti ikinci plana kalır.
'Veliler öksürüp terlemesini daha çok önemsiyor'
Örneğin çocuk tırmanmak istiyorsa engel olunmayacak. Birlikte oyuncakları toplamak, ayakkabı bağını bağlamak gibi işleri öğrenecek. Ancak bizim veliler genellikle bu tür ayrıntıları atlar. ‘Çocuğum yuvada bugün ne öğrendi’ diye sormaz. ‘Bugün öksürdü mü, terledi mi, yemeğini yedi mi’ gibi klasik soruların cevabını merak eder. Çocuğun yaşında yapması gereken,öğrenmesi gerekenleri atlıyor. Çocuk bakıcılarının eğitimi kadar sevgi dolu ve anaç olmasını dikkate alıyoruz.
'Odadan çıkınca ışığı söndürmesi gerektiğini kreşte öğreniyor'
Genel bir tablo çizecek olursak, çocukların okul öncesi kreş eğitim alması neden önemlidir ?
Mümkünse çocuk 3 yaşına kadar annesiyle birlikte büyüyecek.Çocuk büyütmek çok önemli bir iş. Dolayısıyla çocuğun büyüme süresince onu hayatta hazırlayan bu kreşle göndermesi de zorunludur. Kreşe giden çocuklar, yemeklerden önce elini yıkamasını, dişlerini fırçalamasını, kıyafetlerini tek başına giymesini, odadan çıkınca ışıkları söndürmeyi, arkadaşını şikayet etmemesi gerektiğini, oyuncaklarını paylaşmasını, dans etmesini, bale yapmasını, satranç oynamasını, resim yapmasını, müzikle tanışmayı, şarkı söylemeyi kreşte öğreniyor.
'Zamanımın büyük bir kısımını burada geçiriyorum'
Zamanınızın büyük bir kısmını burada mı geçiriyorsunuz?
Sabah sekizden akşam geç saatlere kadar burada kalıyorum. Müthiş keyif alarak çalışıyorum. Burada herkes benim gibi çalışıyor. Biz büyük bir aile gibiyiz. Burada enerjin iyiyse herşey iyi gidiyor. Çünkü çok fazla anaçım.
'Sorunları büyümeden çözerim'
90 öğrencinin eğitim gördüğü, çok sayıda çalışanın olduğu kurumda herşey bu kadar toz pembe değildir, sorun yaşamıyor musunuz, veli şikayetleri, çocukların kazayla yaralanması gibi. Bu sorunları nasıl çözüyorsunuz?
Elbette ki minik sorunlarımız olmuştur. Velinin şikayetlerini dinler, ancak öncelikle olayın büyümeden ilgilisi olan kişiyle konuşarak çözerim. Zamanında müdahale ederim. Çocuklarla ilgili çok büyük sorunlarımız olmadı. Şükürler olsun. Bu konuda mümkün olduğunca önceden tedbir alıyoruz. Acil durum olduğunda çocuğun yakınları, doktoru gibi tüm bilgilerini kaydediyoruz.
Yuvadaki ortamın düşmesine, çarpmasına izin vermeyecek teknik tedbirler alıyoruz. Ancak velilelere şunu söylüyorum her zaman. Biz çok dikkat ediyoruz. Onu korumak önceliğimiz. Ancak çocuğununuz diğer çocukla kavga etmesini her zaman önleyemeyebiliriz.
'sorunlarını konuşarak çözmelerini istiyoruz'
Örneğin, iki çocuk kavga etti. Ve sorun size geldi nasıl çözersiniz ?
Asla yargılamayız. Vuran ile mağdur olan çocuğu bir araya getiriyoruz. Ve karşılıklı olarak birbirlerine soru sormalarını istiyoruz. Onları konuşturuyoruz. Birbirlerine soru sormalarını istiyoruz. Şiddeti neden tercih ettiğinin cevabını merak ettiğimizi söylüyoruz. Biz müdahale etmiyoruz. Hakem görevi yapıyoruz. Sanırım şiddete başvurmak bizim kültürel mozaiğimize çok uygun bir yöntem.Çocuklara bunun doğru olmadığını anlatıyoruz.
'Koca adamlar mecliste yumruklaşarak çözüm buluyor'
Yalnızca çocuklar değil yetişkinler de şiddetle sorunlarını çözmeye çalışıyor?
Çocuk oyuncağını almak için dövüyor, ancak koca adamlar bugün meclis salonlarında halkın gözü önünde yumruklaşıyorlar. Biz konuşarak, anlaşarak sorunu çözmek yerine şiddeti tercih ediyoruz. Çünkü bunun üç saç ayağı var. Aile, yuva ve çevre. Bunlardan biri eksik olunca çocuk da sorunlarını şiddetle çözmeye çalışan birey oluyor. Bu nedenle şiddetin çözüm aracı olmadığı ve daha da önemlisi şiddetin uygulanmadığı ortamda büyüyen çocuk şiddet uygulamıyor. Yani örnek olmak gerekiyor.
90 çocuğun canını emanet alıyorsunuz, bu sorumluluk sizi yormuyor mu ?
Bazen kaderci de olmak gerekiyor. Profosyonel bir ekiple çalışıyoruz. Ve tedbirlerimizi alıyoruz. Bu nedenle çalıştığım ekipteki herkesin, alanlarında eğitimli, donanımlı olması kadar, anaç olmasını çok önemsiyorum. Çünkü bir annenin ne kadar sıkıntısı, derdi olsa da dalıp gitme, çocuğunu görmezden gelme lüksü yoktur. O an yalnızca çocuğu ve kendisi vardır. Bu nedenle çocuğun sorumluluğunu alan eğitmenlerin bu ayrıntıyı atlamamasına önemsiyoruz.
'Anne babaya da ödev veriyoruz'
Kreşe gelen çocuğun psikolojik sorunlarını nasıl çözüyorsunuz?
Çocuk bize evdeki her şeyi anlatıyor. Dolayısıyla çözmek için özel bir çaba harcamıyoruz. Hemen anne ve babayı çağrıyoruz. Bazen onlara ödev veriyoruz. Örneğin çocuğun babasıyla daha fazla vakit geçirmesini istediğini fark ettiğimizde ödev şu oluyor. ‘Bir ay süresince hafta sonları çocuğunuzla tek başına annesi olmadan aktivite yapacaksınız…” gibi.
'Çocuk evde olup bitenleri bize anlatıyor...'
Örneğin bir çocuk evinde özel odasını olmadığı için çok üzülüyordu. Hemen ebeveynini çağırdık. Çalışma odasını iptal ettirip çocuklarına özel bir oda kurmalarını istedik. Çocuğun sağlıklı birey olması için burası tek başına yeterli değil. Evindeki hayatı, ailesiyle ilişkilerinin kalitesi de çok önemli…
'Annelik fabrika yönetmekten bile zor iş'
Anneliği herkes kendince yorumlar. Siz anne olmayı nasıl tanımlıyorsunuz?
Karşılık beklemediğiniz tek sevgi. Zamanı 24 saat olan tek iş. Dünyanın en zor işi. Anne olmak fabrika yönetmekten çok zor iş. Çünkü tek uğraşınız sağlıklı bir birey yetiştirmek. Bu nedenle ben ev hanımlığının çok önemli bir meslek olduğunu düşünürüm.
'Oğlum beni kreşimde büyümedi'
Oğlunuz bu kreşte mi eğitim gördü?
Hayır.Özellikle istemedim.3 yaşındayken da burası vardır. Ancak benimle olursa bağımsız bir kişiliği olmayacağını düşündüm. Ve farklı kreşe verdim. Verdiğimi kararın doğru olduğunu zaman çok iyi gösteridi zaten.
'Çok sakin ve seven bir çocuk'
Nasıl bir çocuk anlatır mısınız?
Çok sakin. Beni hiç yormadı. İletişim kanalları açık, uyumlu, duygusal ve sevgi dolu. Zamanı iyi kullanması gerektiğini bildiği için zamanında ders çalışır, yemek yer. Örneğin akşam 22.00’da ne olursa olsun mutlaka uyur.Kitap okumayı seven bir çocuk. Ben annnemi küçük yaşlardan itibaren yatağında bile kitap okuyan biri olarak hatırlıyorum. Sanırım bana iyi bir örnek oldu. Ömer, kitapların değer gördüğü bir evde büyüdü. Bu nedenle kitapları ve okumayı çok seviyor. Bu da beni çok muttlu ediyor
'Oğlum babasını örnek alıyor'
Çok klasik bir sorudur kabul ediyorum. Oğlunuzun rol modeli kim babası mı siz mi?
Sanırım babasını rol model olarak kabul ediyor. Araları çok iyidir. Sık sık birlikte vakit geçiriler.
'En büyük hayalim büyük bahçesi olan bir kreş'
En büyük hayaliniz nedir ?
Çok hayal kurmam. Genelde gerçeğe uygun şeyler isterim. Sevdiklerimle sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam. Yaptığım işte çok büymek daha fazla para kazanmak gibi bir hayalim yok. Çünkü ben işimi ticaret gibi görmüyorum. İşimle ilgili en çok isteğim ise çocukların daha özgürce oynayacağı daha büyük bahçesi olan bir yuva işletmek.
'Kaybetmekten korkmayan çocuk yetiştirin'
Siz bir eğitimci olarak oğlunuza ve tüm çocuklara neyin öğretilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
“Arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, kazanmaktan mutlu olmayı, kaybetmeyi öğrenmesini öğret. Kitaplardan keyif almasını öğret ona.Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver.Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.
'Alın terine saygıyı öğretin, hayatı sorgulamayı öğretin'
Alın terine saygıyı öğret ona.Kendi doğruları üzerinden kimsenin kendisini yargılamaması gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı...
Hayatı sorgulamayı öğret ona... Bilginin en büyük güç olduğunu
öğret.."İstemiyorum", "hayır" demeyi öğret ona, istediğinde ise
"istiyorum" demeyi,
'Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğretin ona'
Sevdiğinde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona.
Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona.
Temiz kokmasını...Sorgusuz sevmeyi..El yazısı ile notlar yazmayı...
Lafı dolandırmamayı...
'Sevdiklerini çantada keklik olmadığını öğretin ona''
Sevdiklerinin hiçbir zaman çanda keklik olmadığını, dosta
yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını
öğret ona.Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını,
İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda
bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret...
Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse
kimsenin onu sevmeyeceğini öğretin ona”
